Nilgün Yüksel: Mazdek: Yetenekli Bir Nakkaş, Güçlü Bir Söz Ustası

Share Button

3466

Mazdek, Mardin’de doğmuştu. Onun da doğumu birçok peygamberinki gibi sıra dışıydı; ama kimse bunun farkına varmamıştı. Onu sadece erkeklerin kabul edildiği bir tarikata götürmek için gelen, o doğmadan evi terk eden babasını ilk gördüğünde dört yaşındaydı. Bu, aynı zamanda annesini son kez gördüğü yaştı. Beş yaşına girmeden beyazlara bürünmüş adamlar, onu tarikatta yetiştirmek için alacak, uzun zaman yan yana yaşamalarına rağmen kendisini ilk ziyarete gelen beyaz giysilinin babası olduğunu yıllar sonra öğrendiğinde ise annesini çoktan unutmuş olacaktı.

Beyaz giysilinin kuralları bir yetişkin için bile fazlasıyla sertti. Onların inançlarına göre kadınlar ve kendi inanışları dışındaki erkekler temiz değildi. Bu yüzden onlara dokunmaları, onlardan yiyecek almaları, bedenlerini yılanların ve akreplerin yaşadığı şehvet çukuruyla kirletmeleri yasaktı. Tanrı’ya ulaşmanın tek yolu çalışmak ve ibadet etmekti. Hiçbir şey düşünemeyecek kadar çok çalışmak ve ruhlarını ibadetle doyurmak zorundaydılar.

Doğru olanı yapmak için tüm güçlerini harcadıkları, buna rağmen en küçük bir hatanın en sert cezayla karşılık bulduğu bu gönüllü tutsakların cehenneminde bir çocuk için tek kaçış yeri, çoğu okunması yasak olan kitaplarla dolu kütüphaneydi. Mazdek de okumayı öğrenir öğrenmez kendisini buraya gönüllü hapsedip, içindeki küçük meraklı şeytan en yasaklılara uzanması için onu dürtünceye kadar tüm yasaksız kitapları okudu. Harfler ve kelimeler onun değişiminin ilk adımıydı, yüreğindeki devi ise renkler uyandırdı.

Tarikattan çıkmak için yeterli gücü toplamaya çalışan kendisinden sadece birkaç yaş büyük arkadaşıyla cehennem bahçesinden kaçıp Yunanlının evine gittikleri gün resim hakkında henüz hiçbir fikri yoktu. Orada kaldıkları bir gün boyunca, ne arkadaşının Yunanlının kızına duyduğu aşkın heyecanı ne de onları içtenlikle ağırlayan ev sahibiyle yaptıkları sohbetler, onu karşısındaki boyalarının çoğu dökülmüş duvar resmi kadar etkileyebildi. Günün sonunda duvar resmini onarmak için Yunanlıdan izin aldığında yeni tutkusu ile ona bir anda güvenen ev sahibini bu kadar kolay ikna etmenin şaşkınlığı arasında bocalıyordu.

Mazdek haftalar sonra resmi bitirdiğinde kişiliğinin onu peygamber yapacak iki önemli anahtarını elinde tutuyordu. Doğa, ona konuşmadığında sessiz renklerin gizini çözebilecek bir dil, konuştuğundaysa birçok kimseyi ikna edebilecek bir güç vermişti. Sadece bir süreliğine bu armağanları gizlemesi gerekiyordu.

Yetenekli bir nakkaş, güçlü bir söz ustası ve cesur bir peygamber olduğunu tamamen kavradığında yeterince gençti ve öğretisini tüm dünyaya yayacak enerjiyi içinde taşıyordu. Zamanı geldiğinde beyaz giysilerini çıkardı ve rengârenk elbiselere bürünerek yürümeye başladı.

Girdiği toplulukları müzikle kutsadı ve insanları yeni şarkılar söylemeye teşvik etti. Krallara adil olmalarını ve geçmişin büyük kahramanlarını öğrenip onlara saygı duymalarını; halklara kahramanları, geçmişteki tüm peygamberleri saygıyla anmalarını, sadakatle bağlanacakları ülkeleri için asker, aileleri için koruyucu olmalarını öğütledi.

Mazdek insanlara, Tanrı Ahura Mazda’nın gözünde, içinde yaşam enerjisini taşıyan tüm canlıların değerli olduğunu anlatıyordu. Büyük kalabalıklarda konuşurken insanların sadece cismiyle değil, ismiyle de var olduğunu, bu yüzden Tanrı Ahura Mazda’nın ışığıyla kutsadığı nakkaşların kimi resmettiklerini bilmeleri gerektiğini söylediğinde krallar kendilerini güçlü, halksa önemli hissediyordu. İnsanların yiyeceğini büyük bir sabırla topraktan çıkaran çiftçilere dünyayı sırtlamış büyük kahramanlar olduklarını hatırlatıyor, böylece onların savaş kahramanlarının, asillerin ve kralların ağırlığıyla ezilmiş tutsak ruhlarını özgür bırakıyordu.

Mazdek, üstünde yürüdüğü toprağı incitmekten kaçınıyor ve ondan bir avuç pay almayı istemiyordu. Kralların tahtına oturmak için değil, tahtın sahibiyle söyleşmek için yaklaşıyordu. Bu yüzden uzun yıllar boyunca halk için yapıcı, yöneticiler içinse eğlenceli, zararsız, aynı zamanda ciddi bir bilge peygamber oldu.

Geçtiği her yerde düşlerinde bile göremeyeceği kadar çok insanı ardından sürükleyen Mazdek, içinde öyle çok söz biriktirmişti ki, sonunda kendine yenildi ve aklından geçenleri yaşamının sonuna geldiğini hisseden bir asi gibi, yüksek sesle sıkça tekrarlayarak öylesine söyleyiverdi.

 

Sonunda idam edildi. Bedeni şehrin surlarına asıldı. Birçok kimsenin onun cesedine öfkeyle bakması bekleniyordu, oysa yanlarına erkekleri de alan kadınlar orada olduğu süre boyunca ona mumlar yaktılar. Ardından ağıtlar söylediler.

 

Çok sonra Mazdek’in yazdıkları yakıldı, iktidarda gözü olmayan iktidar düşkünü bir sapkın ilan edilen bu garip peygamberin bir tüy gibi bastığı topraklardan adı silindi.

 

Oysa onu ölüme gönderen kralın ve ölümünden bin yıl sonra bin kez daha öldüren yöneticilerin ve din adamlarının bilmedikleri bir şey vardı. Güneşin mistik ışığıyla yıkanan Doğu’nun verimli topraklarında peygamberler ölmez, sadece kılık değiştirirlerdi. Mazdek, bir kez beyazları çıkarıp sarı ve kırmızılara bürünmüştü. Mardin’in bilge peygamberi ölümünden sonra son kez kılık değiştirdiğinde Güneş’in şeffaf ışığını, ıslıklarla esen rüzgârı, ibadetlerdeki ezgileri ve nakkaşların renklerini üzerine giyinmiş, bildiği ve bilmediği topraklarda, yücelterek selamladığı çiftçilerin, kadınların ve çocukların arasında dolaşıyordu.

 

Her şeye karşın unutulmamıştı ve düşmanlarının onun adını sapkınlıkla anmasının tersine, onu sevenler ellerindeki renkleri ve şekilleri konuşturacak, her türlü hastalıkları tedavi edecek Mazdek’i hünerle anıyorlardı.

 

Yabanıl, iffetsiz bir kadının Mecusi, her güzel resmin Mazdek olması ise belki de kendinden sıkılmış yaşlı dünyanın garip, çelişkili bir oyunuydu.

Share Button
Nilgün Yüksel

Hakkında Nilgün Yüksel

1999 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011’de YTÜ Sanat Tasarım Fakültesinde doktoraya başladı. Tombak, Genç Sanat, Türkiye’de Sanat, rh+sanart dergilerinde yazı işleri ve editörlük görevlerinde bulundu. Tombak dergisinde Osmanlıca metin çevirisi yaptı. Türkiye’de sanat ve rh+sanart dergilerinde güncel sergiler üzerine düzenli eleştiriler yazdı. Sanat ve diğer disiplinler, müze ve sanatsal oluşumlar üzerine özel dosyalar hazırladı. Plastik sanatlar alanında jüri üyelikleri ve danışmanlık yaptı. Sanatçılar üzerine monografik kitaplar kaleme aldı. 2010 yılında Çağla Cabaoğlu Galeri işbirliğiyle Şangay Uluslararası sanat fuarına gidecek serginini küratörlüğünü yaptı. 201-2012 yılları arasında yönetmen Semih Kırmemiş ile Bedri Rahmi Eyüboğlu belgesel filmini yaptı. 2014 yılında sanat öğrencilerine burs sağlamak amacıyla üzerinde dört yıl çalıştığı, “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı proje sergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar plastik sanatlar alanında 300’ün üzerinde makale kaleme aldı. Türk ve yabancı sanatçılara özel kataloglar yazdı. 2010 – 2011 eğitim döneminde özel Aydın Üniversitesinde Sanat Sosyolojisi dersleri verdi. 2012’te İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kültür araştırmaları, sanat teorileri, güncel sanat, eleştiri pratikleri üzerinde çalışmakta, güncel eleştiri yazıları kaleme almakta, kendi alanında ders vermekte, editörlük, sanat danışmanlığı ve küratörlük yapmaktadır. **** Nilgün Yüksel is an art historian and freelance art critic, lives and works in İstanbul. She has been working in a departmant of fine art, İstanbul Technical University. She curated exhibitions such as “Tree of Life” (for Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Shangai Art fair ) and “Artist as an Art Object” (sponsored by Yapı Kredi Private Banking). She worked as an editor and art critic at art magazines such as Tombak, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, rh+sanart. She made a documentary film about Turkish artist Bedri Rahmi Eyüboğlu (with director Semih Kırmemiş). She has written monographies about Turkish artists and numerous articles in national art magazines such as Türkiye’de Sanat, Gençsanat, Artdekor, Cosmolife, Antik Dekor, Milliyet Sanat, Mimarlık, Skala, Artist, rh+sanat, Evrensel Kültür, Tombak, Kolaj Art, This year, she is a boarding member of AICA, Turkey. e-mail: nilguneyuksel@gmail.com

Yorumlara kapalıdır