Doç. Dr. Ulaş Başar Gezgin: Vietnam’da Kültür-Sanat (2): Savaş, Barış ve Sanat

Share Button

6.

09.11.2014, Hanoi, Vietnam

Vietnam, artık bir savaş değil; bir ülke. Ancak, dünyanın çoğunluğu için, hâlâ savaşla anılan bir ülke. Vietnam Kültür ve Sanat Sergi Merkezi’nde bu hafta, Savunma Bakanlığı’nın sanat kurulunun yaptığı silahlı kuvvetler sergisi çağrısına yanıt veren 355 sanatçının gönderdiği 485 görsel sanat yapıtı arasında sergiye uygun görülen 200’den fazla çalışma sergileniyor. Yapıtlar arasında, çoğunluğu resim olmak üzere, az sayıda heykel ve grafik eseri de var. Sergi, özel olarak Vietnam-Amerikan Savaşı’nı konu almasa da (ABD’liler ve muhalifleri bile onun etkisinde kalmış Türkiyeliler, o savaşa ‘Vietnam Savaşı’ derken, Vietnamlılar ‘Amerikan Savaşı’ diyor. Öte yandan, Vietnam’ın uluslararası pazarlara açılmasıyla birlikte ‘Vietnam Savaşı’ ifadesi de Vietnamca’da kullanılır duruma geliyor); figüratif eserlerde çoğunlukla savaş işleniyor.

4.

Çoğu figüratif olan çalışmalarda, sergi sırasıyla gidersek, şu izlekler görülüyor:

2.

Yıkılmış köprüler; düşürülmüş Amerikan uçakları; cepheye cephane taşıyanlar; askerin geride bıraktığı yakınlarını düşünmesi; okuma-yazması olmayan azınlık kadınlarına okuma-yazma öğreten gerilla; boş zamanlarında gitar çalıp şarkı söyleyerek eğlenen denizciler; çalılıklarda gizlenen askerler; çocuğuyla vedalaşan azınlık askeri; torununa (bebek) gitar çalan dede; askerlerin hayvan sevgisi; zafer sonrası askeri geçidi ellerinde bayraklar ve çiçeklerle karşılayan kadınlar ve genç kızlar; sahile çıkarma yapan kadın askerler; askerin tanklarla şehre girişini sevinç gösterileriyle karşılayan halk; kadınlı çocuklu sivil halkı çatışma bölgesinden çıkarıp derenin karşısına sırtında taşıyan askerler; ağaç diken denizciler; eşekle cephane taşıyan gerilla; çocuklarının ve/ya da torunlarının cepheden dönüşünü bekleyen nine; askeri bando; silahlanmış azınlık köylüleri; askeri üniforma giyip babalarına/dedelerine selam duran çocuklar; yaralılar; yemeklerini gerillalarla paylaşan azınlık köylüleri; eşiyle bebeğine gitar çalan denizci; mısırlar arasında nöbet tutan kadın asker; annesinin kucağında oturup cephede olan babasının mektubunu açmaya çalışan askeri üniformalı küçük çocuk; ailesinde yedi şehidi olan ninenin üzüntüsü; yaralı arkadaşını taşıyan gerilla; siperde akordeon çalan asker; çocuğuna cephedeki babasının mektubunu okuyan anne; mangrov ormanlarında saklanan gerillalar (mangrov, kökü dışarıda olup tuzlu sularda yetişen, bölgeye özgü bir ağaç. Bu ağaçların oluşturduğu sık ormanlar, savaş sırasında birçok gerillayı saklamıştı. Bugün bu ormanlar, doğal özellikleri nedeniyle koruma altına alınıyor); atını okşayan Ho Amca; gençlerle birlikte derelerden geçen Ho Amca; genç askerlerle konuşan Ho Amca; göç yollarında dağları aşan azınlık köylüler vd.

3.

Bu izlekleri çeşitli biçimlerde sınıflandırabiliriz: Çocukları konu alanlar; aile konularını işleyenler; azınlıkları konu alanlar; Ho Amca’yı konu alanlar; askeri konu alanlarla gerillayı konu alanlar arasındaki ayrım; gitar ve diğer çalgılar çalan askerleri/gerillaları konu alanlar vb. Bu izleklerin kimilerinin hareket hâlinde; kimilerinin ise durağan olduğuna da dikkat çekelim. Anlatıbilim araştırmalarında, anlatının üç öğesinin ağırlığını inceliyoruz: Olay, durum ve kişi. Kimi anlatılar, olay ağırlıklı (örneğin, bir saldırı anı); kimileri durum ağırlıklı (betimlemeler; örneğin ölü doğa tabloları); kimileri ise kişi ağırlıklı (portreler). Sergide bu üç ağırlığı da görebiliyoruz. Sergideki çalışmaların çoğu figüratif olduğu için, tablolara anlatıbilim açısından bakmak için geçerli bir nedenimiz var. Öte yandan, anlatıbilimin, tabloda kullanılan teknik, malzeme, renk seçimi, ışık ve gölge kullanımı, kompozisyon vb. temel resim konularına ilişkin noktalarda söyleyecek sözü olamayacaktır. Metaforik ya da soyut olan yapıtlar ise (örneğin, ülkeyi denizcilerin oluşturduğu bir güvenlik çemberi içerisinde güvenli bir kuş yuvası olarak gösteren tablo), zaten, bu olay-durum-kişi üçlemesinin ve diğer anlatıbilim araçlarının çözümlemesinin dışında kalacaktır. Fakat böyle büyük bir savaşın anlatılması daha çok yıllar alacak gibi. Tablolar, gösterge değil anlatı işlevi taşıdıkları ölçüde de resimle yazın, savaş anlatılarında daha çok bir araya gelecek.

1.

8.

Bu silahlı kuvvetler sergisinden, Vietnam’da sanatın eskimiş konu ve modellerden ve figüratif eserlerden ibaret olduğu sonucu çıkarılmasın. Vietnam’da dünyadaki sanat akımlarını yakından izleyen yeni bir genç ve orta kuşak sanatçı grubundan söz edebiliyoruz. Zaten Vietnam, sanatta yeni gelişen bir ülke değil. 1954’te Dien Bien Phu Zaferi’yle son bulan yaklaşık yüz yıllık Fransız sömürgeciliği dönemi, aynı zamanda 19. ve 20. yüzyılın Vietnamlı sanatçılarının Fransa’daki sanat akımlarını yakından izlemesi anlamına geliyor. Köklü sanat akımları, Vietnam’da yeni değil; ancak 30 yıl süren savaş, sanatın siyasetin daha gerisinden gelmesine yol açmış. Yine de, savaş sırasında, Vietnamlı sanatçılar, okumak için yurt dışına gönderilmiş. Gerillaların yeraltı tünellerinde film gösterimleri yaptıklarını da biliyoruz. Bugün klasik müzik alanında Sovyetler’de eğitim almış Vietnamlı sanatçılar hâlâ ülke sanatı içinde etkili; bu etkiler, yavaş yavaş sönümleniyor olsa da… Günümüzde Vietnamlı ressamların yapıtları, dünyanın dört bir yanında sergileniyor (örneğin, Londra’da geçen hafta bir Vietnam resim sergisi vardı). Başta dediğimiz gibi, Vietnam, savaştan ibaret değil; Vietnam sanatı da öyle… Ve neyse ki değil… Çünkü barış, savaş kadar çok anlatı doğurmasa da; halklar için savaştan daha güzel…

5.

 

Share Button
Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

Hakkında Doç.Dr.Ulaş Başar Gezgin

1978 İstanbul doğumlu Gezgin, Türkiye, Vietnam, Tayland ve Malezya’da 17 yıl ders verme deneyimine ve Yeni Zelanda (doktora), Avustralya (ortak proje) ve Latin Amerika’da (gazetecilik) araştırma deneyimine sahip bir akademisyen-yazardır. Araştırma ve öğretim konuları, iletişim, psikoloji, eğitim bilimleri, şehir plancılığı, Asya çalışmaları vb. gibi geniş alanları kapsamaktadır. Eğitimini Darüşşafaka, Boğaziçi Üniversitesi, ODTÜ ve yurtdışında tamamlayan Gezgin’in yayınlanmış 14 kitabı, internette yayınlanmış 16 elektronik kitabı, yayınlanmayı bekleyen 5 kitabı olmak üzere toplam 35 kitabı ve çok sayıda kitap bölümü, makalesi, gazete yazısı ve yazınsal çalışmaları bulunmaktadır. Akademik çalışmalar dışında, çeşitli dergi ve gazetelere köşe yazıları yazmakta; şiir, şarkı sözü, şarkı, deneme, yazınsal inceleme, öykü, film öyküsü, film çözümlemesi, masal ve roman türlerinde yapıtlar vermekte ve çeşitli ülkelerden şairleri ve şarkıcıları Türkçe’ye kazandırmaktadır. Son dönem çalışmalarına yazın ve toplumbilim tartışmalarıyla yüklü güncelerini de katmıştır. Çalışmalarını Orta Vietnam kenti Hoi An’da, 1983’de babasının ölümünün ardından 2017’de yitirdiği annesinin anısı için oluşturduğu Edibe Gezgin Sanat Evi’nde sürdürmektedir. 1990’dan bu yana tüm yapıtlarının dökümü için bkz. Gezgin Kaynakça (1990- ) https://www.slideshare.net/dr_gezgin/gezgn-kaynaka

Yorumlara kapalıdır