Vecdi Uzun: Veli Aras Yalçınkaya Çizgiler

Share Button

g1

Vecdi Uzun

Vecdi Uzun

“ Resimlerimdeki çizgileri;  düzlem üzerinde birbirinden güç alan,

odak nokta olarak hareketin merkezinden kaçışan, birbirini itip çeken

bir form grafiği ile sunarken,  bütün bu oluşum kendi içinde birbirini

Yeniden yapılandırarak ve ilişkili şekilde hareket etmektedir.”

 

 

Vecdi Uzun: Bize Resme Başlangıcınızdan ve Gelişim Sürecinizden Bahseder misiniz?

Veli Aras Yalçınkaya: Babamın sözleriyle “Dört yaşlarında benimle okula gelirdi. Ben derse girer, Aras’a da kâğıt kalem verir onunla oyalanmasını isterdim. Çok güzel ve düzenli çizgileri öğretmen arkadaşımın dikkatini çekti: İleride ressam olur..!

Her çocuğun resim yaptığı kadar gerçek olan sanırım hala resim yaptığımdır. Ressam mıyım? , resim yapınca ressam mı olunuyor? ya da adını ressam koymazsak ne değişir ki; yeterince demode hale getirildi. İlerde sadece para kazanmak için mi resim yaparım? Yoksa toplum olarak resim yapmanın çocukluğumuzda olduğu gibi bir ihtiyaç olduğunu mu anlarız?  Bunları bugünden kestirmek çok zordur.  Belki de kolay, ama anlamsız görünüyor. Bununla birlikte çocukluğumun oyuncakları, MEB’in okullarda kullandığı materyallerin geometrik formlara olan yatkınlığımda önemli bir rol oynadığını söyleyebilirim. Eğitim sürecinde ise resme dair teknik birçok meseleyi deneye yanıla öğreniyorsunuz. Ankara’nın sunduğu kültürel çevre içinde olanaklardan faydalanarak bütün bunların gelişim sürecime önemli katkılar sunduğunu söyleyebilirim. Tuval üzerine resim yapmaya başladığım dört yıl içinde önemli bir mesafe kat ettiğim söylenebilir. Belki bu yüzden bir noktaya kadar resme nasıl başladığımız, nasıl resim yaptığımızdan ya da ölçüt olarak yetenekten bahsedebiliriz.  Hatta sürecin ayaklarını buraya oturtabiliriz, ancak asıl önemli olanın ciddi bir yönlendirme ile neden resim yaptığımızın farkına vararak kendimiz ve dışındakileri anlamlandırmaya çalışmanın derece daha önemli olduğunu düşüyorum.

g2 140x120. tüyb.isimsiz.2015

V.U.: Genç Bir Sanatçı Gözüyle Sanat- Sanatçı Kavramına İlişkin Düşünceleriniz Nelerdir?

V.A.Y.: Aklıma Adnan Turani’nin “sanatçı eğer duruk bir kişilikse resim yapamaz yapsa bile ölü olur” sözü geldi. Tartışılır tabi ama ben katılıyorum. Katılmaya da bilirdim. Anormal olalım daha çabuk tanınırız demek değil bu. Belki bundan on yıl sonra heyecansız ve kızamayan hatta sinirlenemeyen,  ama kibarlığına verdiğimiz insanlar şimdi olduğu gibi sanatçı olarak anılacaklar. Toplumla hiçbir derdi olmayan, dertli olup özgür olamadığından yakınan, başkalarının yarattıkları üzerinden yaratamadıklarını güzel renklendirebilen sanatçılar! Derneklerde buluşan bunu da herkes resim yapmalı sözüyle süsleyerek yanlışı meşrulaştıran sanatçılar!  Karın tokluğuna ”Çalıştay” adı altında topluma sanatı taşıyan sanatçılar! Çalmayı esinlenme ile karıştırıp sanat tarihi referansıyla önümüze getiren sanatçılar! Belki de dönemin ruhu dediğimiz şey bizi ölü olanlar arasından bir seçim yapmaya zorlamaktadır.

1

V.U.: 17. Şefik Bursalı Resim Yarışmasında Ödül Almış Genç Bir Sanatçı Olarak Yarışmalara Karşı Beklenti ve Düşünceleriniz Nelerdir?

V.A.Y.: Sosyal medya üzerinden çalışmalarımı paylaşmak, yorum, eleştiri ve beğeni almak kadar normal olduğunu düşünüyorum. Buna ihtiyaç duyduğumuz kadar beğenilmesi- beğenilmemesi de bir gerçek. On iki yarışmada sergileme ödülü, üç yarışmada başarı ve bir mansiyon ödülü aldım. İstikrarlı olduğum söylenemez, ama bu tablo karşısında hiç ödül almamayı yeğlerdim. İlk defa 2013 yılında katıldığım yarışmadan bugüne kadar belki yarışmalar nasıl resim yapmam konusunda belirleyici olmadı, ama dolaylı bir etkisi olduğundan bahsedebilirim. Öncelikle yarışmaların gençlerin üretimlerinin sürekliliği anlamında motive edici olduğunu düşünüyorum. Belki her şey demek değil, ama hiçbir şey de değil. Ayrıca devamlı aynı kişilerin aynı resimlerinin dışında birçok farklı resmi görebileceğimiz dinamik yapıda sergilerin yarışma adı altında oluşmasının önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Mutlaka tüm yarışmalar için aynı şeyden bahsedemeyiz. Yarışmaların sürekliliği, organizasyonların bütünlüğü ve hangi amaçla düzenlendiği gibi birçok ayrıntının önemli olduğunu düşünüyorum. Bu yüzden ilk defa katılma fırsatı bulduğum 17. Şefik Bursalı resim yarışmasında ödül almak mutluluk verici.

g4 160x130, t.ü.akrilik, 3.Yunus Ensari Resim Yarışması, Ankara, 2017

V.U.: “Demdir” İsimli Çalışmanızı Kolaj Art Okuyucularına Değerlendirir Misiniz?

V.A.Y.: “Sinemada, edebiyatta ve müzikte olduğu gibi aynı dili konuştuğumuzu düşünerek…”

Nuri Bilge’nin filmlerini tanıyanlar aslında bunun bir rastlantı sineması olmadığını bilirler. Genelde oyuncuların senaryoyu okuduktan sonra bir hazırlık süreçleri olur, ancak film çekim aşamasına gelince bir sahne o kadar çok tekrarlanır ki; bir süre sonra oyuncular hazırlıklarını unutur ve akla ilk gelen tüm malzemeler kenara atılır ve kendi içlerine yaptıkları yolculukta o rolü yaşamaları sağlanır. Her çalışmam gibi bu resmimin de tam olarak böyle bir şey olduğunu söyleyebilirim. Çokça tekrardan oluşan, ezber bozarak öğrendiklerimi unutmaya çalıştığım ve konusunu kimseye söyleyemediğim çalışmalarımdandır. 160×130 boyutlarında tuval üzerine akrilik teknik ile oluşturduğum resmimin günde 10-12 saatlik bir çalışma ile yaklaşık kırk gün sürdüğünü söyleyebilirim. Her resme başlamadan önce bu resimde de aklımda bir şeyler tasarlıyor, birbirini tekrar eden çizgiler ile resmi bir nevi bulamaç haline getiriyorum. Burada tekrarın nedeni kendimi bezdirdiğim bir an yaratmaya çalışmakla ilgilidir. Son olarak bu resmin ezberin bozulduğu ve aklımın karıştığı bir alandan aldıklarımla oluştuğunu söyleyebilirim.

1

V.U.: Türkiye’de Genç Ressamların Durumu Nedir? Gençlerin Aldıkları Eğitim Dünyadaki Gelişmelere Göre Demode Mi Kaldı?

V.A.Y.: Almış olduğum sanat eğitimi süresince ne yaptığını bilmemek ile kavramsal sanatı bilmek arasında kalmış lisans-lisansüstü öğrencilerinin yılsonu sergilerini anımsayarak gözün dolaşması, odak nokta, üslup vb. gibi nereden çıktığı belli olmayan kurallar ile sona eren bir eğitim süreci, günümüz Türkiye’sinin sanata bakış açısıyla karşılık bulmaktadır. Aynı şekilde bu bakış açısı içinde bugünün genç ressamları sadece güzel” resim yapabildikleri için yarının meşhur sanatçıları olarak anılabileceklerdir. Öneri olarak öncelikle genç ressamların bütünlüklü bir estetik bakış açısıyla gündelik yaşamı, çevreyi ve sistemi sorgulaması gerekmektedir. Aynı zamanda sanatın egemen algının dışında sistemin kendisine de tersten bakarak yapı bozumuna uğratarak eleştirmesi gerekiyor. Bu noktada görev olarak üretenlerin emeğini tüketen bir sanat algısı içinde kendilerine çıkış yolu aramak yerine çok yönlü bir değişimin zorlayıcısı olunmalıdır.

3

V.U.: Çalışmalarınız Üzerine Neler Söylemek İstersiniz?

V.A.Y.: Zamanında Hacettepe Üniversitesinde yüksek lisans mülakatında yaptığım resimlere ilişkin sanat anlayışım sorulmuştu. Eğer orta sınıf bir aileden gelmiyor ve aileniz sizin güzel sanatlar eğitimi almanız konusunda hevesli,  ya da yönlendirebilir değilse böyle bir soruya cevap vermenin oldukça zor olduğunu düşünüyorum. Sonuçta cevap olarak bunun bir süreç olduğu ve ilerde resim yapmama ihtimalimi de hesaba kattığımızda bu resimler üzerine konuşmak için erken olduğu cevabını vermiştim. Çünkü bugün de bunun eksikliğini hissederek çok söz söyleyerek şöyle resimler yapıyorum demek bir noktaya kadar sağlıklı. Burada önemli olanın birikimli bir gözün ne gördüğü ve ne ölçüde eleştirebildiğidir. Kısacası Hacettepe Üniversitesine kabul edilmedim, ama şu an üç yıl önce yaptığım resimleri de yapmıyorum. Dahası ve en önemlisi resim yapmaya ve araştırmaya devam ediyorum. Bu aralar uzun süre çalıştığım kâğıt bantların tuval üzerinde yarattığı etkiyi ayrışmalar, birleşmeler, dağılımlar ile bir bütünü oluşturan akışkanlıkla ele almakta olup, düzlem üzerinde birbirinden güç alan, odak nokta olarak hareketin merkezinden kaçışan, birbirini itip çeken bir form grafiği ile sunduğumu söyleyebilirim.

Son olarak yaptığım resimlerin bazılarının kaç liraya kime satılabileceğinden bağımsız ciddi bir şekilde incelenmesini çok isterdim. En azından günde on-on iki saat çalışarak yaklaşık bir ayda tamamladığım resimlerin 3-5 dakikaya sıkıştırılmayıp üzerinde düşündüğüm kadar düşünülmesi halinde asıl değerinin anlaşılacağını düşünüyorum.

V.U.: Türk Resminde Esinlenmeden Başlayıp Kopyacılığa Uzanan Bir Yelpaze İçinde Tartışmalar Olmaktadır. Siz Bu Konuya Nasıl Yaklaşmaktasınız?

V.A.Y.: Öncelikle sanatın boş zamanlarımızı değerlendirdiğimiz bir uğraş ya da sermayenin desteğini alan küratörler eliyle seçkinlik göstergesi ve yatırım aracı olmadığını, sanatın bir anlatım biçimi olduğunu belirtmem gerekiyor. Küreselleşmenin bir sonucu olarak her şeyin insanlık dışı bir gücün egemenliği adı altında olmasının sanatsal karşılığı olarak yaratıcılığın ve karmaşıklığın yansıtılması gibi olguları geride bıraktığımız ve aslında tüm biçemlerin defalarca yinelendiği, taklit edildiği; özgün olanınsa basitleştirildiği bir dönemi esinlenme, öğrenme ya da daha da abartıp sanat tarihi-sanat felsefesi referansıyla galeriler, sergiler ve yarışmalar eliyle meşrulaştırmaktayız. Şunu anlıyorum; esinlenilebilir, kopyalanabilir ve bunu boş zamanları değerlendirmek adı altında toplayabiliriz,  ancak bu durumun bir anlatım biçimi olarak yapılanını sanat, yapanının da sanatçı olarak önümüze getirilmesi sanat üzerinden yaratılan pazar ekonomisiyle ilgilidir. Söyleyecek sözümüz yoksa ve konuşmamız isteniyorsa esinlenme adı altında kopyacılık mantıksız gelmiyor. Korkarım bunu çok defa tekrar ettiğimizde sonucunda suçlunun yaratıcılıktan ve özgün olmaktan ağzını açanlar olacağıdır.

V.U.: Son Olarak Kolaj Art Okuyucularına Ne İletmek İstersiniz?

V.A.Y.: Bu soru Ece Temelkuran’ın “Oysa ben hikâyesini ilk kez anlatırken dikkate alınmayan insanların aniden ölebileceğinden korkarım.” sözünü hatırlattı. Aslında yapılan bu ve buna benzer röportajları bu hikayelere, bu hikayeleri de resim yapmaya benzetiyorum. Sanat eğitimi aldığımız sürecin toplamından fazla söz hakkı tanınarak yapılmış böylesi röportajların birilerinin düşündükleri, ya da daha geniş bir pazar arayışından fazlasını ifade ettiği düşünülerek değerlendirilmesi gerektiği inancındayım.

160x130, t.ü. akrilik, 8.Portakal Çiçeği Sanat Kolonisi Çalıştayı Sergisi, Ankara, 2017

V.U.: Veli Aras Yalçınkaya Kimdir? : 

V.A.Y.: 1987 Tekman doğumludur.  Gazi Ün. Resim-İş Öğretmenliği mezunu ve Gazi Ün.  Eğitim Bilimleri Yüksek lisans öğrencisidir. İlk kişisel sergisini 2013 yılında açan genç ressam birçok yarışmada ödül almış olup, Kültür ve Turizm Bakanlığı 17. Şefik Bursalı Resim Yarışması’nda Başarı Ödülü kazanmıştır.

Share Button
Vecdi Uzun

Hakkında Vecdi Uzun

Vecdi UZUN 1959 Mersin Doğumludur. İşletme Fakültesi mezun olup, uzun yıllar Banka ve Finans sektöründe üst düzey yönetici olarak çalıştı. Halen bir dış ticaret şirketinin ortağıdır. Yayınlanmış romanları ve bazı resim sanatçıları anlatan biyografik kitapları bulunmaktadır. Şu an düzenli olarak çeşitli gazete ve dergilerde başta “Genç Ressamlar” olmak üzere plastik sanatçıları tanıtıcı yazılar yayınlamaktadır.

Yorumlara kapalıdır