Nilgün Yüksel: Muğlak Alan

Share Button
Nilgün Yüksel

Disiplinlerarasılık! Yaşamdaki kullanımını bir yana bırakırsak özellikle postmodernite tartışmalarında gittikçe daha çok karşımıza çıkan bir kavram. Aynı zamanda üzerine sıkça yazılan, konuşulan, tartışılan, yeniden üretilen; merkeze konduğu bu süreç içinde üretim pratiğinde gittikçe muğlaklaşan bir alan.

ceren 2

İsim verme ya da tanımlama; önce kafamızın karışıklığını gidermek için yaptığımız, sonrasında aklımızı karıştıran; kendimizi, benliğimizi, yaşamı, değişimi anlamlandırabilmek adına iyice çetrefilli bir hal alan iki basit eylem.

Ortaçağ’da Gotik bir kilisenin ön cephesine heykel yontan taş ustasına büyük bir sanatçı/yaratıcı olduğu söylense yaşayacağı şey dehşet duygusu olurdu sanırım. Yaratının sadece ilahi olanla özdeşleştiği bir düşünce sisteminde heykeltraş henüz bir sanatçı olduğunun farkında değildi ve bu bilmemezlik hali aklını pek de karıştırmıyordu.

Sanatın özerkliği ilan edilip yaratı yüceltildiğinde ve modernist ilkeler bütün dünyada kabul edildiğinde yaratının büyüklüğü modern beyaz adamın ellerine bırakıldı ve bir süre boyunca iç rahatlığıyla modernist estetik üzerine tartışmalar sürdürüldü.

Bu arada 20. yüzyılın baş döndürücü hızında tasarım, yaşantıların yeni kahramanı olmak için yüzyılın kendisi gibi büyük bir hızla hazırlık yapıyordu.

dav

Güler Aşık

Yaratının ilkelerinin belirlenmiş estetik kavrayışın dışına çıkışı, yüce ve büyük kavramının sessizce tahtından inişi ile ellerimizde tuttuğumuz o katı yargılar ansızın buharlaşıp havaya karışmaya başladı.

Tasarımcı sanata ve sanatçıya atfedileni kullanmaya başlamış, sanatçı küçük adımlarlarla tasarımın kapısını aralamıştı. Bu arada teklik, biriciklik, orijinallik fikirleri buzlu camların ardına gizlenmişti.

Artık yaratıcı zihinler, ortaklaşmış bir alanda buluşuyor ama bu alan da gittikçe muğlaklaşıyordu.

Yüzyıllar öncesinde alanlar henüz tanımlanmamış, sınırları henüz çizilmemişti. Yeninin bilinmesi için yapılan adlandırmalar ve tanımlar bir süre sonra bilginin keskinliğini de iptal etti. Sınırların eridiği yerde belki de yapılması gereken tek şey kabullenmekti. Aslında sınır ihlalleri, ihlallerin yaşamlarımıza ve zihnimize kattıkları tartışmaları arasında ortak paydalar da sessizce kabullenildi.

Kerem Ariş - Yapay Doğa

Kerem Ariş

Sadece birkaç kelimeyle sanat tarihinin sokaklarında dolaşmak bu kabulleniş sürecine ve yaratı anlayışının dönüşümüne ilişkin pek çok bilgi verir.

Örneğin, Dadacılar’ın nihilist bir tavırla sanatı yaşamla eşdeğer tutan başkaldırı hareketlerinden Bauhaus’un sanattan tasarıma uzanan tavrı, sanat gibi yaşamdan yaşam tasarımına evrilen söylemlerin tamamı salt bu iki kelimenin birlikteliğine gittikçe daha çok dikkat çeker.

Bu yüzden sanatçı ve tasarımcıların birbirlerinin alanlarında dolaşmaları, ortak üretimlerle tekil tasarımların sanatsal estetik içinde değerlendirilmesi, tasarım nesnesinin sanat nesnesinin malzemesine dönüşmesi çok uzun zamandır şaşırtıcı değil.

“Muğlak Alan” sergisi bu iki alanda sınırların eridiği yere dikkat çekmeyi ve sorular sormayı / sordurtmayı amaçlıyor.

Rafet Arslan

Rafet Arslan

Tasarımcının sadece bir kez ürettiği bir nesne hala tasarım nesnesi midir? İşlevsel bir nesnenin sanat yapıtında kullanılması algıyı nasıl değiştirir? Bir tasarım nesnesi beyaz küpün içine girdiğinde sanatın temsil fikriyle yer değiştirir mi?

Belki bu sorulara Hal Foster’dan bir alıntıyla cevap verilebilir. Hal Foster, “Tasarım ve Suç” kitabında 2000’li yılların başında tasarımın geldiği noktayı önce eleştirel bir dille ele alır sonra saptama ve önerme ile devam eder.

“Günümüz tasarımı, kapitalizmin postmodernizme ödettiği büyük bir bedelin parçası aslında: Sanatları, disiplinleri içiçe geçirmesinin bedeli, sınır ihlallerinin olağanlaşması. … Belki de özerkliğin de özerklik ihlalinin de siyasal konumlara bağlı olduğu anlayışını, disiplinleşme ile ona karşı çıkış arasında tarihsel bir diyalektik olduğu anlayışını yeniden kazanmanın – “kültürel hareket alanı açmanın” -vakti gelmiştir.”[1]

Mehmet Çetiner

Mehmet Çetiner

[1] Hal Foster, Tasarım ve Suç, İletişim Yay., İst. 2009, s. 42

Share Button
Nilgün Yüksel

Hakkında Nilgün Yüksel

1999 yılında Ege Üniversitesi Sanat Tarihi bölümünden mezun oldu. 2002 yılında Mimar Sinan Üniversitesi Sanat Tarihi Bölümü Batı Sanatı ve Çağdaş Sanat alanında yüksek lisansını tamamladı. 2011’de YTÜ Sanat Tasarım Fakültesinde doktoraya başladı. Tombak, Genç Sanat, Türkiye’de Sanat, rh+sanart dergilerinde yazı işleri ve editörlük görevlerinde bulundu. Tombak dergisinde Osmanlıca metin çevirisi yaptı. Türkiye’de sanat ve rh+sanart dergilerinde güncel sergiler üzerine düzenli eleştiriler yazdı. Sanat ve diğer disiplinler, müze ve sanatsal oluşumlar üzerine özel dosyalar hazırladı. Plastik sanatlar alanında jüri üyelikleri ve danışmanlık yaptı. Sanatçılar üzerine monografik kitaplar kaleme aldı. 2010 yılında Çağla Cabaoğlu Galeri işbirliğiyle Şangay Uluslararası sanat fuarına gidecek serginini küratörlüğünü yaptı. 201-2012 yılları arasında yönetmen Semih Kırmemiş ile Bedri Rahmi Eyüboğlu belgesel filmini yaptı. 2014 yılında sanat öğrencilerine burs sağlamak amacıyla üzerinde dört yıl çalıştığı, “Sanat Objesi Olarak Sanatçı” adlı proje sergisini hayata geçirdi. Bugüne kadar plastik sanatlar alanında 300’ün üzerinde makale kaleme aldı. Türk ve yabancı sanatçılara özel kataloglar yazdı. 2010 – 2011 eğitim döneminde özel Aydın Üniversitesinde Sanat Sosyolojisi dersleri verdi. 2012’te İTÜ’de öğretim görevlisi olarak çalışmaya başladı. Kültür araştırmaları, sanat teorileri, güncel sanat, eleştiri pratikleri üzerinde çalışmakta, güncel eleştiri yazıları kaleme almakta, kendi alanında ders vermekte, editörlük, sanat danışmanlığı ve küratörlük yapmaktadır. **** Nilgün Yüksel is an art historian and freelance art critic, lives and works in İstanbul. She has been working in a departmant of fine art, İstanbul Technical University. She curated exhibitions such as “Tree of Life” (for Çağla Cabaoğlu Art Gallery, Shangai Art fair ) and “Artist as an Art Object” (sponsored by Yapı Kredi Private Banking). She worked as an editor and art critic at art magazines such as Tombak, Türkiye’de Sanat, Genç Sanat, rh+sanart. She made a documentary film about Turkish artist Bedri Rahmi Eyüboğlu (with director Semih Kırmemiş). She has written monographies about Turkish artists and numerous articles in national art magazines such as Türkiye’de Sanat, Gençsanat, Artdekor, Cosmolife, Antik Dekor, Milliyet Sanat, Mimarlık, Skala, Artist, rh+sanat, Evrensel Kültür, Tombak, Kolaj Art, This year, she is a boarding member of AICA, Turkey. e-mail: nilguneyuksel@gmail.com

Yorumlara kapalıdır