Vecdi Uzun, Berrin İlhan’la Söyleşi

Share Button

11

“ Benim için sanat; birbirinden farklı formlar ve malzemelerin bir arada yeni bir mantık ve bir  bakış açısı  ortaya koyarak  kendi anlamını bulmasıdır. Uygulamada iç dünyamız konuşurken, resim bizden başka bir mantık ortaya koymalıdır.”  Berrin İLHAN

20170518_184129

 

Vecdi UZUN:Yaşam ve sanat süreçlerinizi anlatır mısınız?

Berrin İLHAN: Hacettepe Üniversitesi Grafik Ana Sanat Dalından mezun olduktan sonra hayatıma giren Baskı Resim ve Resim Sanatçısı, eşim İsmail İlhan ile evlendikten kısa bir süre sonra ciddi olarak resim yapma sürecim başlamış oldu.  Önceki dönemde de sanatın içinde aktif olma yönündeki arzuma rağmen evliliğin getirdiği sorumluluklar ve iş hayatım nedeniyle zaman zaman ertelemek zorunda kaldım. Evlilikte kadının üzerinde daha fazla sorumluluk olması, sanat alanında bir kadının ve özellikle annenin daha erken yol almasına ve sanatın içinde aktif bulunmasına engel olmaktadır.

V.U.: Sizin sanatınızı ortaya koymanızın temelini oluşturan duygu, bilgi ve tecrübeleriniz nedir? Bunu nerede ve nasıl oluşturdunuz? Bunları eserlerinizde nasıl ortaya koyuyorsunuz?

 B.İ.: Daha önce de bahsettiğim gibi esasen çocuklukta başladı,  ancak onca birikimi ciddi anlamda ortaya koymaya yetişkin yıllarımda fırsat bulabildim. Ayrıca İstanbul’dan uzak olmam bir handikap, zira sanat çevresinde sürekli olmak gerekiyor. Bu da büyük şehirlerin tuhaf bir içine dönük tutkusu ya da tutuculuğu gibidir.  Öğrencilik yıllarımda her hafta sonu sergi, müze, konser, tiyatro ve sinemaya giderdim hatta arkadaşlarıma da öncülük ederdim.  Okuduğumuz sanat kitaplarının yanı sıra felsefe ve psikoloji ağırlıklıydı. Değerli hocam rahmetli Sıtkı Erinç gibi bir dehadan sanatta cesareti öğrendim. Bu birikimler deneyimler, okunan kitaplar,  izlenen üstatlar, yaşanan yanılgılarımız ve doğrularımız ile oluşan ve yaşam ilerledikçe kendi içimizde koca bir kütüphane oluşturuyoruz. Bu oluşan kütüphane “Farkındalık”tır.

20170510_194338

V.U.: Resminizi nasıl tanımlayabilirsiniz? Vermek istediğiniz mesaj nedir? Bu mesajlarınızı resminize yansıttığınızı düşünüyor musunuz?  Yansıttıysanız eserlerinizdeki yansımaları ve ip uçlarını resminizde nasıl görebiliriz?

B.İ.: Sanatçının bir ideası ve filozofisi olmalıdır. Benim de sanata bakış açım,  bu çerçevede içselleştirdiğim duruşum ve üretim sürecim bulunmaktadır.  Resim bu içsel benlik ile ortaya çıkarak, sergilendikten sonra üretim aşamasındaki sıradan bir madde olan tual ve boyadan başka bir varlık formuna gelir ve  nesnellikten çıkarak  soyut bir kavram haline gelmiş bir sanat eseri olarak sanat dünyası ile iletişim haline geçer.  Bu noktadan sonra sanatçı ile eser arasındaki benim tanımladığım ve esere aktardığım gizli mesaj bende kalır. Bu mesajı çalışmalarımda görmek isteyenlerin çaba göstererek kendisinin arayarak bulması ve görmesi gerektiğini düşünürüm. Sanatseverlerin de kendi içsel algılarını resim üzerinde görebilmeleri gerektiği fikrindeyim, sonuçta sanat kendim için olan – olsa da, hayat felsefemi içeren mesajlarımın, resmin kendi var oluş sürecinde, özgün bir dille çalışmalarıma yansıttığımı düşünüyorum. Bu uzun yoldaki çabamı sürekli geliştirerek, farklı materyaller olmak üzere, başka alternatif yöntemler ve tekniklerle ifade ederek hedefimden ayrılmamaya çalışmaktayım.

Sanat çok yönlü ve geniş bir alan olup, resim sanatı da artık sadece tuval ve boyadan ibaret değildir. Yeni olanla kendi filozofimi kaynaştırarak bunu yansıtmak için araştırmacı ve yenilikçi bir ruhla sanatta yol almak gerekir. Bugün karga veya kuzgun resimlerimde öne çıkan bir eleman, anlamı benim için özel ve ancak dediğim gibi izleyicide ise bambaşka mesajlar yaratabilmektedir.

20181109_181027

Yaşadığım sevinçler, acılar, kafamda yer almış hatıralar ve deneyimler, ilk dönem resimlerimle bugünkü resimlerim arasındaki bir yolculuktur. İlk dönem de soyutlamalar ile hayatımın o dönemini yansıtmaktaydım. Elbette yaşanan acılar etkili olmuştu ve belki de renklerimde yaşam sevinci, biçimlerimde ise netlik, geometrik formlar kaçınılmaz olanı yansıtıyordu. Kendim de yaşamın sorunları içinde sıkışmış bir kadındım, anneydim.

Eşimin vefatı sonrasında, yaptığım resimlerimde başka bir yol bulma ya da geçiş yapma gereği duydum. Bu yalnız kalmayı çaresizlik olarak değil de,  başa çıkma olarak gördüm ve daha serbest dokunuşlarla figüratif soyutlamalar kompozisyonlarımın içine girdi. Olayların gerilimi içinde kolaj alt yapılı ilk resimlerimin yerine artık bu çalışmalarımda eskize bağlı kalmadan özgür, ama hüzünlü ve yalnız bir kadının izlerini keşfetmek vardı. Bu aşamadan sonra çalışmalarımda özgün buluşmalar olmalı, ögeler arasındaki yabancılıklar ya da yakınlıklar kendi rastlantısal özgün dilini yüzeyde dile  getirmeli ve resim artık kendi mantığını ortaya koymalıydı. Anlam yüklemeyi zaten hiç tercih etmedim.

20170505_143855

V.U.: Sanatta özgünlük konusundaki düşünceleri açıklar mısınız? Sizce sizin resminizi özgün yapan özellikler nelerdir?

B.İ.: Sanat uyumsuzlukların bir araya gelmesi ile yol alan bir serüven o yüzden birbirinden farklı kavramların uyuşmazlığı içinde bir bütün oluşturur,  bunun da özgün yapıtlar ortaya koymakta en doğru yol olduğu düşüncesindeyim. Bu sağlanmazsa uyumlamalar bizleri aynılığa düşürür,  tek olmaktan ve biriciklikten uzaklaştırır,  o da sanat yapıtı olmaz. Benim resmimi özgün yapan bu yolda ve bu filozofide ilerlemeye devam ediyor olmam.  Dünya sanatını izlemem ve kendimce eleştirmem önemli etken olsa da;  ancak resim yaparken tüm dünyadan uzaklaşıp, beni yansıtması için tuvalin başına geçtiğim an yalnızımdır… Esinlenmeyi dahi sevmem, zira o zaman kendinden uzaklaşır insan…

20170804_155129

V.U.: Bir sanatçı olarak sosyal medyanın gelişme hızının sanata etkisi nedir? Siz bu yeni medyadan nasıl etkilendiniz ve teknoloji iyi kullanan bir ressam olarak nasıl yararlandınız?

B.İ.: Sosyal medyayı kullanma amacım fikirlerimi, dünya görüşümü ve resimlerimi sunmak amaçlıdır. Sosyal medyanın sanatta etkisi; yurt dışına çıkamayanlar, imkanı olamayanlar için dünyaya açılan bir kapı görevi yapmakta olup, sanat tarihine yön veren eserleri, özellikle yeni, çağdaş olanları izlemek incelemek için  bulunmaz bir nimettir. Çağımız sanatı nedir? Nereye gidiyor? Neler olup bitiyor?  bilmek gerekir.

Özellikle, yaptığım Land-Art (Arazi Sanatı) uygulamalarımda yapılmış olanı yapmamak adına oldukça iyi bir kaynaktır. Teknolojiyi özellikle dijital resimlerimde çok iyi kullanıyorum,  ancak onları henüz tuvale manipüle etmedim.  İlerde kullanabileceğim dijitallerim de özgün ve bana aittir. Bu sürecin benim için de enteresan olacağı fikrindeyim.

Bir sosyal medya arkadaşım “Amerika’da Cemal Süreya’nın bir kitabını İngilizce ve Türkçe olarak çıkaracağız. Resimlerini çok beğendik. Editöre göstermek istiyorum” diye bir teklifle gelince “Tabii” dedim. Başka ressamların resimlerini de incelemişler. Benim bir resmimin Üvercinka’ya çok uygun olduğunu düşünmüşler. O dönemde sık kullandığım kadın figürlerinden biriydi ve kapak oldu.

20170618_143434

V.U.: Geleceğin sanatı ve yapay zeka robot sanatçıları hakkındaki düşünceleriniz nedir?

B.İ.: Henüz oldukça yeni bir oluşum, teknolojinin ve bilimin sınırları inanılmaz. A’dan Z’ye tüm hatıra ve deneyimlerimle bir ben olacaksa, kendimi izlerken kendimle yarışmak gibi bir durum ve varılacak enteresan bir nokta. Neden olmasın? Belki de başka bizlerle farklı bir ilham kaynağı olacak, çağın getireceklerinden yeni yollar ve yeni deneyimler için ürkmüyorum.

V.U.: Sizi resim sanatına yönelten köşe taşı nedir?

B.İ.: Çocukluğumda farkındalığımın yeşermiş olması, bakış açımın ve sorgulayıcı yapımın farkına varmış olmamdır. İnsanın kendini en iyi ifade biçimi de sanattır ve bana inanılmaz bir güç vermiştir.

V.U.: Başta resim olmak üzere sizi ve sanatınızı etkileyen sanatçılar kimlerdir?

B.İ.: Öncelikle eşim İsmail İlhan, Ergin İnan’ın ilk dönem resimleri ve sonrasında hocam Özdemir Altan ürettikleriyle beni çok etkilemiştir.  Yabancı sanatçılardan Robert Kushner, Rauschenberg, Gustav Klimt ve Egon Schiele’yi söyleyebilirim. Resimlerimi etkilemiş midir? Bilemiyorum, ama mümkündür, zira bilinçaltım bir noktada yansıtmış olabilir.

V.U.: Sanatta kopya, esinlenme hakkındaki düşünceniz ile esinlenme ile kopyacılığın sınırı nedir? Bu sınır nasıl tespit edilmelidir?

B.İ.: Esinlenme ile abartılı esinlenme yani taklide varan benzerlik başka şeyler. Esinlenmek şöyle ki ; kompozisyonun oluşumu ,biçimlerin bir araya gelişi, espas kaygıları ve teknik özellikler kişi de esin kaynağı olabilir. Ancak bu sadece resmin aynı dilde olmamasına dikkat gerektirir. Yoksa aynı formlarla farklı renk kullanarak biraz eksiltip,  biraz da arttırarak benzeşimlerin yoğunluğu kişinin kendisini değil de taklit edileni fazlasıyla çağrıştırıyorsa bu taklittir. Örnekleyecek olursam; günümüzde ne yazık ki “Odd Nerdrum” taklitçileri inanılmaz boyuta vardı ve ünlü galeriler de bu duruma çanak tutuyor. Nerdrumun figürleri;  Norveç in atmosferi ve o coğrafyanın soğuk havası ile ellerinde çatal değnekler olan uzun flütlü kızları ve elbiselerin göğüsten aşağı modellerinden tutunda saç örgülerinin,  yani beliklerinin şekline kadar, Norveç halkına ait tarihsel bu motiflerin kullanılması ve hatta figürlerdeki Nerdrum gibi kompoze etme şekline kadar uzanabiliyor. Norveç’e dahi gitmemiş bu ressamların aymazlıkları artık gülünç geliyor. Kendi ülkemizin belikli kızlarına ne oldu diyesim geliyor, bir de resimlerini savunuyorlar. Hatta  birisi “Odd Nerdrum benim üstadım.” diyor  ve sadece gülüyorum . “Ne zaman çalıştınız aynı atölyede ?” diye sorduğumda ise “Hiç” diyor. Bir diğeri de bizim oduncu kızlarımız diye anlatıyor, oysa ki bizim köylü kızlarımız Norveçliler gibi giyinmez.  Bu denli benzeyince inanın beş yaşındaki çocuk bile ‘’Bunlar aynı ‘’der. En son Contemporary İstanbul’da devasa alüminyum işlerde de bir başka yabancı sanatçının kopyası olduğu görülmüştü.20170622_155842

V.U.: Bir ressam olarak kendinizi geliştirme adına neler yapıyorsunuz? Planlamalarınızı uygulayabiliyor musunuz?

B.İ.: Bol bol okuyorum, araştırıyorum, her gün muhakkak çalışıyorum, farklı alanlarda kendimi ifade etme yollarına yöneliyorum, sanatta çok sesliliği uyumlamaya çalışıyorum, hayatımı da aynı düzlemde yaşamaya gayret ediyorum. Yaptıklarımla yaşadıklarımın tutarlılığı en önemli etkendir. Planlamalarımı elbette uygulayabiliyorum, sanatsal faaliyetlerimle her sene sanat gündemimde yer alıyor,  ayrıca kendi şehrimde de pek çok etkinlik düzenliyorum. Çalıştaylara, workshoplara, fuar ve sergilere katılıyorum. İngiltere’deki bir bağlantım aracılığıyla portrelerim ilgi çekmektedir.  Bu da beni daha çok motive etmekte ve orada ilerde bir sergi planlıyoruz.

V.U.: Gelecek ile ilgili hedefleriniz nedir?

B.İ.: Şu an önemli bir proje içindeyim. Sadece sergileyebileceğim mekan ve konseptin kabulü benim için çok mühim. Bugün bu proje için uğraşıyorum, yarın başka bir proje olacak muhakkak, sanat sonsuz bir yol gibidir. Çalışmaya ve üretmeye ara vermemek şarttır.

V.U.: Antalya’da yaşayan biri olarak karşılaştığınız problemler ve sıkıntılar nedir? Bu hayat bunca sıkıntıyı çekmeye neden değer?

B.İ.: Antalya da kısır bir sanat alt yapısı var, gerçek yaratıcı sanatçı kimliklere rastlamak oldukça güç, yalnız kalıyorsunuz bir çeşit. Bu hayat bunca sıkıntıyı çekmeye değer;  çünkü üreten kişi için bu bir sıkıntı değil yaşam biçimidir.  Yoksa bitkisel hayata benzer ve asıl sıkıntı bu olurdu.

V.U.:Hayatın içinde devam eden değişim-dönüşüm sürecinde sanatçı nerede durmalıdır? Bu duruşunu eserlerine nasıl yansıtmalıdır?

B.İ.: Günlük olanı ve çağı kaçırmamak gerekir. Farkındalığın hem toplumsal,  hem siyasi hem inanç, hem bilim ve teknoloji alanlarında gelişmesi şart olup,  durağan olan sinek yapar fikrindeyim. Bu duruş varsa zaten esere yansıyacaktır. Sonuçta, resimde tıkanma ve tekrara düşer sanatçı.

V.U.: Siz şu an kendinizi nerde görüyorsunuz ve nerede görmek istersiniz?

B.İ.: Benim kendimi koyduğum bir yer var,  ama sanat tarihi bunu daha iyi belirleyecektir. Bu noktada alçakgönüllü olmayı tercih ediyorum.  Yoksa gelişimim ve ilerleyişim bir kısır döngüye girer ve  sonlanır.

 

 

 

Share Button

Yorumlara kapalıdır