Nilgün Yüksel: Dalga Avangard

Share Button
Kristina Pirkovic

Uzun zaman önce Kolaj Art’a “Merkez Olmak Dışarıda Kalmak Merkez Yaratmak” başlıklı bir yazı yazmıştım. Bu yazı özellikle sanatın merkezi olarak anılan kentlerin dışında merkez yaratabilmenin olanakları üzerineydi.

Merkezileşme fikri, aslında çoğu zaman tekelleşme fikrini de beraberinde getiriyor. Tekel kelimesi her ne kadar nahoş bir anlam içeriyor olsa da bugün düzenlenen büyük sergilere, fuarlara, müzayedeler bakıp sanat ve piyasa kavramını masaya yatırdığınızda

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Nilgün Yüksel: Merkezde Olmak Dışarıda Kalmak Merkez Yaratmak

Share Button
Glasgow-logo-old1

Uzun zaman İstanbul’da yaşayıp ürettikten sonra, artık birçoğumuzun dile getirdiği gibi, zaman zaman fazlasıyla yorucu bu şehirden uzaklaşmak uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir konuyu yeniden önüme getirdi: Merkez dışında sanatsal yapılanmalar, yerel yönetimlerin sanatla kurduğu bağ.

Konu üzerine araştırma yaparken İKSV’nin Şubat 2016 tarihli “Yerel Yönetimler İçin Kültürel Planlama” raporu elime geçti. Aslında uzun zamandır sıkça tekrarladığımız

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Nilgün Yüksel: Hıfzı Topuz’un Kara Afrika’sı

Share Button

Baoule! Çocuk Öldü…

İzmir FolkArt’ta 14 Şubat’a kadar sürecek Hıfzı Topuz’un “Afrika Sanatı” koleksiyon sergisi için kendisinin kaleme aldığı kitapta geçiyor bu kelime. Fildişi Kıyısı’nda yaşayan topluluğun adı Baoule. Daha çok insanın hayatta kalması için çocuğunu nehre kurban eden annenin haykırışı topluluğun ismine dönüşüyor.

Bugün Afrika’dan bize geçen imge yok edici bir yoksulluk. Biraz daha geriye gittiğimizde; köle demeye dilim varmıyor;

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Nilgün Yüksel: Eleştiriyi Görüyor musunuz?

Share Button
Baudrillard

Baudrillard, çağdaş sanatın hükümsüzlüğünden söz ettikten sonra, “Sanatla işbirliği içindeki paranoya şu anlama geliyor: Artık eleştirel bir yargı mümkün değildir, sadece hükümsüzlüğün dostane biçimde, zoraki bir güleryüzlülükle paylaşılması mümkündür”,[1] der.

İşte bu noktada eleştirmenin kafa karışıklığına ve duruşuna yeniden dönebiliriz. Böylesi bir yapı içinde, gerçekten tüm bu sistemden sıyrılarak söz söyleyebilecek bir eleştirmene

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Nilgün Yüksel: 20. Yüzyıl: Eleştirinin Dönüşümü (2)

Share Button
futuristika_marcus-boon-walter-benjamin-ve-uyuşturucu-edebiyatı_03

20. yüzyılda sanat eleştirisi bir yandan kurumsallaşırken diğer yandan kültür eleştirisine doğru evriliyordu. Sadece iki yüzyıl önce özerkliğini ilan eden son noktada sadece kendi için varolduğunu ortaya koyan sanat, bu kez toplumla yeni bir iletişim biçimi geliştiriyordu. Eleştirinin eleştirisi yapılırken düşünürler eleştiri disiplini üzerine de yazılar kaleme alıyordu. Bu bağlamda Walter Benjamin’in saptaması, eleştiri disiplininin ele alınışı bakımından

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Nilgün Yüksel: Eleştiri Krizi? (1)

Share Button
g.3. Denis Diderot, Louis-Michel van Loo

İyi de neydi bu eleştiri? Tam olarak ne zaman krize girmişti?

“Bugün neredeyse her şeye “sanat” diyerek işin içinden sıyrılabilirsiniz.”, der Lary Shiner ‘Sanatın İcadı’ adlı kitabının girişinde. “Sanat sayılan şeylerdeki bu patlamanın sebeplerinden biri, bizzat sanat dünyasının “sanat”la “hayat”ın yeniden birleştirilmesi hakkındaki eski temayı gündemine almış olmasıdır.”[1]

Antik dönemde bir heykel yontusuna, Bizans’ta bir ikona ustasına,

DEVAMINI OKUYUN
Share Button