• Translate

Nilgün Yüksel: Merkezde Olmak Dışarıda Kalmak Merkez Yaratmak

Share Button
Glasgow-logo-old1

Uzun zaman İstanbul’da yaşayıp ürettikten sonra, artık birçoğumuzun dile getirdiği gibi, zaman zaman fazlasıyla yorucu bu şehirden uzaklaşmak uzun süredir üzerinde düşündüğüm bir konuyu yeniden önüme getirdi: Merkez dışında sanatsal yapılanmalar, yerel yönetimlerin sanatla kurduğu bağ.

Konu üzerine araştırma yaparken İKSV’nin Şubat 2016 tarihli “Yerel Yönetimler İçin Kültürel Planlama” raporu elime geçti. Aslında uzun zamandır sıkça tekrarladığımız

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Hıfzı Topuz’un Kara Afrika’sı

Share Button

Baoule! Çocuk Öldü…

İzmir FolkArt’ta 14 Şubat’a kadar sürecek Hıfzı Topuz’un “Afrika Sanatı” koleksiyon sergisi için kendisinin kaleme aldığı kitapta geçiyor bu kelime. Fildişi Kıyısı’nda yaşayan topluluğun adı Baoule. Daha çok insanın hayatta kalması için çocuğunu nehre kurban eden annenin haykırışı topluluğun ismine dönüşüyor.

Bugün Afrika’dan bize geçen imge yok edici bir yoksulluk. Biraz daha geriye gittiğimizde; köle demeye dilim varmıyor

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Eleştiriyi Görüyor musunuz?

Share Button
Baudrillard

Baudrillard, çağdaş sanatın hükümsüzlüğünden söz ettikten sonra, “Sanatla işbirliği içindeki paranoya şu anlama geliyor: Artık eleştirel bir yargı mümkün değildir, sadece hükümsüzlüğün dostane biçimde, zoraki bir güleryüzlülükle paylaşılması mümkündür”,[1] der.

İşte bu noktada eleştirmenin kafa karışıklığına ve duruşuna yeniden dönebiliriz. Böylesi bir yapı içinde, gerçekten tüm bu sistemden sıyrılarak söz söyleyebilecek bir eleştirmene

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: 20. Yüzyıl: Eleştirinin Dönüşümü (2)

Share Button
futuristika_marcus-boon-walter-benjamin-ve-uyuşturucu-edebiyatı_03

20. yüzyılda sanat eleştirisi bir yandan kurumsallaşırken diğer yandan kültür eleştirisine doğru evriliyordu. Sadece iki yüzyıl önce özerkliğini ilan eden son noktada sadece kendi için varolduğunu ortaya koyan sanat, bu kez toplumla yeni bir iletişim biçimi geliştiriyordu. Eleştirinin eleştirisi yapılırken düşünürler eleştiri disiplini üzerine de yazılar kaleme alıyordu. Bu bağlamda Walter Benjamin’in saptaması, eleştiri disiplininin ele alınışı bakımından

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Eleştiri Krizi? (1)

Share Button
g.3. Denis Diderot, Louis-Michel van Loo

İyi de neydi bu eleştiri? Tam olarak ne zaman krize girmişti?

“Bugün neredeyse her şeye “sanat” diyerek işin içinden sıyrılabilirsiniz.”, der Lary Shiner ‘Sanatın İcadı’ adlı kitabının girişinde. “Sanat sayılan şeylerdeki bu patlamanın sebeplerinden biri, bizzat sanat dünyasının “sanat”la “hayat”ın yeniden birleştirilmesi hakkındaki eski temayı gündemine almış olmasıdır.”[1]

Antik dönemde bir heykel yontusuna, Bizans’ta bir ikona ustasına

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: “Taşra”da Sanat

Share Button
Nilüfer Çile, Ruhsal Hallerimiz

Tüm ülkenin birbirinden nem kaptığı bir ortamda açıkçası bu başlığı atıp atmamak düşündürdü biraz. Yoksa elbette ki, periferi de denebilirdi ama o da taşra demek sonuçta! Her ne kadar her geçen yıl yeni sesler çıksa da İstanbul kaçınılmaz merkez!

İki yıl önce Türkiye bienallerine bir yenisi eklendi: Bodrum Bienali. Bu yıl katılımcı sanatçılardan Nilüfer Çile’nin vasıtasıyla haberdar olduğum bienali izleme şansım oldu. Eğer bienali tam da sözlük

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Art Brut’ten Çağdaş Sanat’a 2

Share Button
2. -jean-dubbuffet-theredlist

Art Brut sanatçılarının çalışmaları geleneksel sanatın estetik kriterleriyle çelişmektedir. Geleneksel sanatın yansıttığı tipik çizgiler bu sanatçıların yaratıcılıklarında farklılaşır. Kaldı ki bu sanatçıların yaratıcı olma ya da sanatsal alanda ilerleme gibi kaygıları yoktur. Hatta çoğu zaman yapıtlarının sorumluluğunu da üstlerine almazlar.

Prinzhorn psikoterapist olmadan önce sanat tarihi konusunda eğitim almıştı. Çalışmalarında psikiyatrik

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Art Brut’ten Çağdaş Sanata 1

Share Button
15. Hainrich Anton Müller

“Outsider Art” ya da “Art Brut” terimi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Türkçeye “toplumdışı” olarak giren bu kavram, genel olarak sanat kültürü olmayan kişilerin yapıt­larını tanımlamak için kullanılır. Yapıtların kişi­lerin kendi benliklerinden kaynaklanması ve geçmiş ya da güncel hiçbir akımla benzerlik göstermemesiyle, bir bakıma kültürel sanatın karşıtıdır. Çoğunlukla toplumun dışına

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Fluxus

Share Button
5. Ben Vautier, Fluxus-Festival in Nizza,

(In the traditon of Duchamp’s readymade art)

1950’de ABD, Avrupa ve Japonya’daki bazı sanatçılar çalışmalarında modern sanatsal pratiklerin yeniden yapılanmasına katkıda bulunan sorular sormaya başlamışlardır: Özel yetenekler herhangi bir sanatçıyı diğer insanlardan farklı kılar mı? Sanat çalışmaları doğuştan gelen bir değer midir? Sanat çalışması olması için sanatçının bir şey yapması gerekir mi? Sanat çalışması obje içermeli midir

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Resim Yapıyor (Ali Atmaca)

Share Button
atmaca2

Hümanist, aykırı, edebiyatsever, sinemasever, kahve, balık, şarapsever,  uzun, RESSAM…

Ali Atmaca, Çukurova’da Fırat’ın gürültülerle akan suyundan balık tutup gündüz vakti gökyüzündeki yıldızları izlerken nehirde çamaşır yıkayan kadınların renkli fistanlarla süslü kalçalarının gerçekte birer çiçek tepesi olmadıklarını fark etmenin şaşkınlığıyla doğruldu. Kadınların Kadirli’ye doğru giderek gözden yitmelerini bekleyip portakal ağaçlarına

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Zizek Üzerinden Bir Okuma Denemesi 3

Share Button
2

Öteki/Arka Pencere: Gözetleme Kulesinde Kim Var?

“Yemek harika Çin porselenleriyle servis edilirken, tren bir yan hatta bir kez daha durdu. Hemen yanlarında bir hastane treni bekliyordu ve yaralı askerler, gözlerini dikmiş, ranzalarından Hitler’in konuşmaya daldığı yemek odasının göz kamaştırıcı ışığına bakıyorlardı. Hitler birden bire başını kaldırdığında, ona bakıp duran huşu içindeki yüzleri gördü. Büyük bir öfkeye kapılıp perdeleri kapattırdı

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Zizek Üzerinden Bir Okuma Denemesi 2

Share Button
z4

Nesnesine Yaklaşan Arzunun Yitimi: Endişe

Zizek, Lacancı endişe anlayışını iki cümleyle açıklar: “Endişe, arzunun nesne nedeni eksik olduğunda ortaya çıkmaz; endişeyi doğuran şey, nesnenin eksikliği değil, nesneye fazla yaklaşmamız ve böylece eksiğin kendisini kaybetmemiz tehlikesidir. Endişe arzunun ortadan kalkmasıyla oluşur.”(1)

Zizek, adını Shakespeare’in II. Richard oyununda geçen “yamuk bakmak” repliğinden ödünç aldığı kitabında hiçlik kavramını

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Evim Güzel Evim

Share Button
baruter3

“Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerinde bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide!”

Bachmann, “Malina” adlı romanı üzerine konuşurken tek bir cümleyle bizim muhteşem(!) uygarlık tarihimizi özetleyiverir.

Çünkü içten gelen “andaki” o ilk bakış, dokunuş binlerce yılın öğretileriyle önce puslanır. Sonra zehirlenir. Bakış tedirginliğe, dokunuş

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Zizek Üzerinden Bir Okuma Denemesi 1 Nesnesini Yitirmiş Arzu

Share Button
A

Frank Lentricchia ve Jody Mcauliffe’in birlikte kaleme aldıkları “Katiller, Sanatçılar ve Teröristler” adlı kitabın ilk makalesi 11 Eylül saldırılarından yola çıkar. Besteci Karlheinz Stockhausen Dünya Ticaret Merkezi’nin yıkılışını büyük bir sanat eseri olarak tanımlamış ve bir skandalın kopmasına neden olmuştur. Aslında Karlheinz Stockhausen’in açıklaması hiç de bize yansıyan kadar kötücül duygular içermemektedir. Cümleyi tersine çevirirsek

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Kültürel Kodlar Üzerinden Yapıtı Ele Geçirmek ya da Eleştirinin İmkânsızlığı

Share Button
Orlan 2

İnternette kültürel kodlar üzerine bir tarama yapmak istediğinizde karşınıza ilk çıkan reklamcılığa ilişkin bilgiler olacaktır. Elbette bu kullanım türünden sanat da kendine düşen payı alır. Belki bu, Chin-tao Wu’ nun deyişiyle kültürün önemli bir bölümünü oluşturan sanatın “işletmeleşme” sürecini yaşamasının bir sonucudur.

Hal Foster, kodu burjuva-kapitalist sistemin ya da majör kültürün dayatması olarak tanımlar. Ve bunun karşısına minörü

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Vahşi Kadına Övgü

Share Button
gentileschi_jael_sisera_grt

Kurtlarla Koşan Kadınlar… Clarissa P. Estes’in tanıdığım birçok kadının hayatını değiştiren kitabı…

Bu Bir Pipo Değildir…

“Magritte’in deseni bir botanik elkitabından alınmış bir sayfa kadar yalın: bir figür ve onu adlandıran bir metin sadece. Böyle çizilmiş bir pipoyu tanımlamaktan ‘vallahi, bir pipo’ demekten daha kolay ne var?”

Ama gerçekten O Bir Pipo Değil…

Sadece bir pipo resmi. Sadece resim. Üç boyutlu nesnenin iki boyuta indirgenmiş

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Kapat Televizyonu Anne!

Share Button
1903542_4040631871325_2032245951_n

Kendisi bütün gün bilumum abur cubur görüntünün yer aldığı televizyonu büyük bir iştahla izlerken “Kalk şu bilgisayarın başından artık!” diye çocuğuna öğüt veren bir kuşağın, o bilgisayarın başından bir türlü kalkamayan çocukları bu ülkede “Gezi” diye bir şey yarattı. Bu yazının başlığı da işte o kuşağın radikal isyanını dile getiren bir kaldırım yazısından alındı.

Elbette ki bu yazıda bütün değerlendirmelerden sonra yeni bir “Gezi”

DEVAMINI OKUYUN

Share Button

Nilgün Yüksel: Mazdek: Yetenekli Bir Nakkaş, Güçlü Bir Söz Ustası

Share Button
3466

Mazdek, Mardin’de doğmuştu. Onun da doğumu birçok peygamberinki gibi sıra dışıydı; ama kimse bunun farkına varmamıştı. Onu sadece erkeklerin kabul edildiği bir tarikata götürmek için gelen, o doğmadan evi terk eden babasını ilk gördüğünde dört yaşındaydı. Bu, aynı zamanda annesini son kez gördüğü yaştı. Beş yaşına girmeden beyazlara bürünmüş adamlar, onu tarikatta yetiştirmek için alacak, uzun zaman yan yana yaşamalarına rağmen kendisini ilk ziyarete

DEVAMINI OKUYUN

Share Button