Serkan Azeri, ”Öz”ü Hatırlamak Üzerine

Share Button

     Bugünün dünyasında ”insan”, giderek doğadan ve kendi değerlerinden uzaklaşmaktadır. Bu kaotik sistemin içinde, insanın yeniden ”kendini hatırlaması” ve parçası olduğu doğa ile ”öz”ünde bütünleşebilmesi yeni bir bilinçlenme sürecini beraberinde getirir. İnsanın özünü ve köklerini hatırlaması, farkındalığını da yükseltir.

      Kent ve insanı merkezine alarak daha önceki resimlerinde yaşanmışlıklar üzerinden ifadeci yaklaşımıyla, kendine özgü bir görselliğe ulaşan Merih Yıldız, karşımıza çıkardığı yeni seri resimlerinde, gittikçe bozulan kent yapısının yarattığı görüntüsel ve psikolojik tahribat karşısında, ”öz kimliğinden” uzaklaşıp giderek mekanikleşen çağımız insanlarına eleştirel bir gönderme yaparak, insanın ”öz”ünde sahip olduğu saf potansiyeli ve ait olduğu ”doğa”nın yapısı ile bağlantı kurduran imgelerin yarattığı anlamların üzerine düşündürüyor.

Merih Yıldız

      Korkuluklar serisi resimlerinde doğa bir metafora dönüşür ve başlı başına simgesel niteliğiyle ön plana çıkar. Saf insanın arzu ettiği yaşamı ve ait hissettiği renkli enerjiyi ifade eden düşsel, her türlü kirlilikten arınmış bir yaşam alanı boyutuna ulaşır. Kendini yeniden keşfeden insanın idealini yansıtan iç yolculukların ulaşmayı hedeflediği simgesel anlamlarla ilişkilendirilmiş bir görsellik oluşturur.

       Resim sanatının gelişimini tarihsel süreç içinde incelediğimizde, izlediği yolculuğun etkileşimlerle ve farklı üsluplarla bu geniş zaman diliminde bir zincir oluşturduğunu düşünebiliriz. Bu süreç içinde, yaratılan zincirin halkaları olan usta ressamların başyapıtları, Merih’in belleğinde her zaman güncelliğini koruyan zamansız imgeler olarak anlam bulur. Bu zengin bellekten seçtiği ünlü kompozisyonları, kendi bakış açısıyla yeniden yorumladığı resimleri de, korkuluklar serisi içerisinde dikkatimizi çeken örnekler olarak öne çıkıyor.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.