
Meriç Hızal
Küratörlüğünü benim yaptığım Gümüşsuyu’nda BrieflyArt’ta açılan ve Haziran sonuna kadar sürecek olan Kültürel Aktarımlar başlıklı sergi üzerine birkaç notu okuyucuyla paylaşmanın sergi üzerinden böylesi bir konu etrafında iletişime geçebileceğimizi sağlayacağını düşünüyorum.
Sonsuza giden bir kavramın içinden belli ögeleri bulup çıkarmak ve kavramı görsel dilin olanaklarıyla göstermek fikri oldukça uzun okuma, düşünme, yeniden gözden geçirme eylemlerini de kapsar. Kültürel aktarım gibi bir kavram ortaya attığınızda çoğunlukla algılanan geçmişteki ve halihazırdaki verileri bir sonraki kuşağa aktarabilmektir.
Bu sergide ortaya koyduğumuz ise böylesi bir aktarımı belirlemeden çok kültürün dönüşümünü ve sanatsal ifade içinde yeniden üretimini göstermekti. Birkaç yıl öncesinden planlanan sergide yedi sanatçının işleri bir araya getirildi. Birbirlerinden oldukça farklı yaklaşımlara sahip olan bu sanatçılar, tarihsel veri içindeki kültürün ögelerini kendi dilleriyle yapıtlarına aktarıyorlardı. Burada sanatçıların yapıtlarını kısaca ele almak konuyu bir parça daha aydınlatmaktan açısından gerekli.
Kültür dendiğinde zamansallık kavramı kaçınılmaz olarak karşımıza çıkar. Meriç Hızal’ın Yunan felsefesine kadar uzanan zamansallık aktarımı; hava, su, toprak, ateşle özdeşlik gösteren, zamanı eğen, büken, eriten ve onun sürekliliğini gösteren heykelleri hem felsefi bağlamda hem heykel sanatının verilerinin gösteriminde çifte anlamlar taşıması kavramın yapıttan yapıta genişlemesini sağlayacak söylemleri içermektedir.

Hüsamettin Koçan
Hüsamettin Koçan’ın Anadolu’dan Anadolu uygarlıkları ve Şaman kültüründen esinlenen, hem kendi yaşamından hem araştırmalarından sentezlediği yapıtları, böylesi bir kavramın içinde dönüşümün ögelerini birebir yansıtır.

Ali Atmaca
Atmaca’nın yapıtlarını da benzer bir şekilde kişisel deneyimin sanatsal birikimle buluşması olarak okumak mümkün. Onun Bektaşi kültüründen gelmesi, formlarını salt form olmaktan çıkarıp simgesel değerlere dönüştürür.

Bubi
Bubi’nin sanatsal ifadesinin yapıtaşlarından biri olan kafesleri, onların üçüncü boyuta aktarılmış hali olan paravan çalışması yine çoklu okumaları içinde barındırır. İstanbul’un kafesli pencerelerini çağdaş dilin estetiğiyle dönüştürürken aynı zamanda kapanma, açık etme, izleme ve izlenme metaforlarını da beraberinde getirir.

Şenol Yorozlu
Yorozlu’nun kültürün imgelerini ele alış şekli her daim bir kavramsallaştırmaya işaret eder. Sergideki büyük boyutlu çalışma kufi estetiğini tuvale taşırken “Kaftanlar” serisinden örnekler hem estetiği hem atfedilen anlamların değerlerini ya da değerler sistemini sorgular.

Horasan
Horasan’ın çalışmalarında ise hem biçimsel hem içerik bağlamında uzun bir döngünün izleri yansıtılır. Sanatçının deneysel tavrı, farklı disiplinlerden beslenişi ve kuşkusuz çalışmalarına kattığı teatrallik, gösteren gösterilen ilişkisindeki mesafeyi yeniden hatırlatır.

Onay Akbaş
Onay Akbaş çalışmalarında zamansallığa gönderme yapmanın yanı sıra, insanlığı dönüştüren belirli imgeleri ortaya çıkarır. Onun anlatılardan, kültürün aktörlerinden beslenen bu çalışmaları, bizzat beslendiği kaynakları simgeleştirerek yeniden işaret eder.
Kültürel aktarımlar önermesi ve bu önermeyle sergide bir araya getirilen çalışmalar, kolayca erişilebilip tanımlanabilecek bir vaadi değil o çetrefilli yol içindeki sorgulamayı, tartışmayı ortaya koymak içinde ortaya attığım bir önerme. Ve elbette ki bu önermeyi yaparken ortaya attığım sorular başta da belirttiğim iletişim olanaklarını sağlayabilir. Kim bilir belki bunlara yeni sorular eklenerek yeniden tartışma olanaklarının yolları da açılabilir.
Kültürü tarihsel kategorilere ayırmak mümkün müdür? Maddi olmayan kültürün sınırları var mıdır? Kültür kavramı indirgenmiş haliyle her an yaratılan bir akış sürecini de içermez mi?
