Kadim dostum Aziz Çalışlar’ı anımsadığımda, her kez dünyaya lanet okurum; ne kader ne yazgı, biliyorum bizi yöneten ışığın simyasını çözmek zor! 1964-65 yılında Bizim Atölyeye misafir öğrenci olarak gelen, kendinden resimle uğraşmak isteğini çözmek güç olacak, güzel bir genç adamı Bedri Rahmi benimle tanıştırdı: ” Bak reis sana bir öğrenci, meşgul ol, atölyeyi tanıt!”; tanıştık, elindeki kitaplara gözüm takılmıştı, hukuk kitaplarıydı;
Author: Utku VARLIK
UTKU VARLIK : ŞEYTAN TIRNAĞI
RİLKE’NİN YİNE ŞU SÖZÜNE TAKILDIM: CEHENNEM ARTIK SEVEMEMEKTİR!
Çok yaşadığımdan mı çok gördüğümden mi bilmiyorum, beğeniye özgü bu sığlaşma giderek düşünmeyi, düş görmeyi engelleyen bir zaman dilimine sığındı, izini sürdüklerim yine aynı ormanda yok oldular; bir sihir, bir gizem, bir büyü var mı? Yoksa cehennemin dibine!
İşim gücüm o bir başka heyecan; bir müzenin kapısından girerken, kitapçının vitrininden
Utku Varlık: Bir Kitap Kapağının Albenisi
Internet’in daha olmadığı yıllar, büyük kitapevlerinin önce vitrinlerinin önünde dururdum: anlatılmaz bir merak, önce gözün hızla taradığı geniş açı görüntü, yavaşça onun seçkisinin odakladığı kitaplar üstüne zum yapar, eğer bir flaş çakmışsa içeriye girip o kitabı eline almak, seni çekim alanına götüren kapağı alıcı gözüyle incelemek ama kitabın yazarı, içeriği önce ikinci planda olsa bile! Çoğu kez yanılmadım; beni çağıran kitaplar
Utku Varlık, Bir Kitabın Anatomisi
Altı yıl önce başladığım Blog yazılarım ilgi görünce, yakın dostlarım bunları kitaplaştırmak önerilerinde bulundular; niçin olmasın, geride halâ anlatılmamış yaşanmışlık, söyleyecek bir iki sözüm vardı! Belki kısa öyküler de yazabilirdim ve de yazmaya koyuldum, bir süre sonra farkına vardığım yazdıklarımın -bir öykü dışında- hepsi yaşadıklarım, bir tek Onay Akbaş’ın öyküsü “ FOTOĞRAF” ki onu önce kendisinin yazmasını önermiştim,
Utku Varlık, 60 Dönemi Türk Resminde Ceninleşme ve Figürün Ölü Doğuşu
“….Chagall’ın balık-insan, horoz-insan, saat bileşimleri Uygur’da, kendine özgü figürleriyle dramatik, trajik bir sorgulamaya dönüşmüştür. ONUN ÜRKEK, CENİNLEŞMİŞ İNSANLARI, DOĞRUDAN CENİNLERİ, YAŞAM -ÖLÜM İÇ İÇELİĞİ TAŞIYAN FİGÜRLERİ, ZAMAN SORUNUNUN DOĞRUDAN İFADE ARAÇLARIDIR.”
Turgay Gönenç’in Burhan Uygur’un ölümünden hemen sonra yazdığı ve P Dergisinde yayımlanan bu yazısını okuduğum
Utku Varlık: 21. Yüzyıl Sanat Tarihi Yazılmıştır!
PINAULT, ARNAULT: YENİ MEDİCİLER?
Bir “narrator” ya da meraklı da olabilirim ama ilgi alanlarım bunların çok ötesinde, çünkü sanata saygım; erken yıllarda ve de her zaman – yani o günden bu yana çok az şey değişti – ülkemizde kültürün bir lüks olması nedeniyle, ona varabilmek ve gününde izleyebilmek için onun oluştuğu mekânlarda olmak; bir kitabın ne zaman çevrilecek ya da aktüel bir





