Utku Varlık: Oxymore / Figürasyon’a Büyük Dönüş / Ya da Sanatın Anlamı!

Share Button

u.1

Beaux Arts dergisinin son sayısının manşeti “Figüre Büyük Dönüş”; önce, sanki bir muştu, “evet… Sonuçta anladılar!” diyebileceğimiz, içinizi rahatlatan bir haber mi? atölyelerinde eski günleri düşleyen, unutulmuş ressamları yüreklendirmek için bir gözdağı mı? Bilmiyorum ama olan olmuştu bir kez; nereye döneceksin, yok olan galerilere mi, yoksa yaşamak için öğretim üyesi olan ressamlara mı? Aklıma paletini pencereden, sonra da tüm malzemesini, boyalarını çöpe atan eski dostum Yugoslav ressam Zaviç geldi; bilmiyorum bu derginin kapağını görseydi ne yapardı? Gelin görün; “iyilik melekleri” bir kez daha bize bu şansı tanımaz, sanatı manipüle eden, deseni, pentürü okullardan, akademilerden yok eden, contemporary sirkinin patronları, bir caniche (kaniş) balonu milyonlara satarken, sıra dışı zevzeklikleri müzelere, koleksiyonlara doldurmuşken tekrar pentüre dönüp, o tuvalin kurumasını bekleyecek zamanı yok!

Chantal Joffe

Chantal Joffe

 

Bir tuvalin kötü boyandığının farkına varabilmek bile yine bir bilgi içerir; pentürün tüm varoluşunu, bir tek sözcükle örneğin “postmodern”le, ters yüz etmek, yeteneksizliği müzelere, koleksiyonlara sokmak becerisini gösterenlerin, bu “manipülasyon” güçlerinin arkasında kapitalist yatırım fonları, bankalar, zengin uluslararası müzeler vardır.

Gideon Rubin, White Glove, 2015

Gideon Rubin, White Glove, 2015

 

Dergi günümüz figüratif resmini “complexes’siz ve sexy” tanımlarken bu dönüşün örneklerini, şu günlerde isim yapmış ressamlardan bir seçki olarak görsellerle ve de kategorilere ayırarak yorumluyor. Örneğin: “Kâşiflerin Paletleri”, “Çağdaş Vanité” vs.

Cultured-Magazine-Katherine-Bernhardt-Venus-Over-Manhattan-Pablo-Efrain-Jungle-Snack-2015

 

Yorumları yapan; seçkin resimlerin anlamsızlığını açıklamak isterken daha da anlamsız cümleler kuruyor: “…işte her şeyin tıkıştırıldığı (fourre-tout) bir çeşit sujet oluşturuyor; jubilatoire bir guruplaşma! Örneğin mide bulandıran burgerler, tocolar, sigaralar, karpuzlar… Tuvalet kâğıtları vs. Amerikalı Katherine Bernhardt tuval yüzeyini, nasıl alış verişte sepeti (cady) doldurursak o yoğunlukta sıvıyor (tartine)!

Armand Jalut, Mating Dance

Armand Jalut

 

Yine anlamsızlığa geliyoruz; papağan ve alüminyum yemek kabı arasında bir ilişki bulmak, tanrının varlığını kanıtlamak kadar güç kanımca!

Frederic Leglise, Sleeping

Frederic Leglise

 

Yazar çağdaş figürü açıkça “sensual (şehvetli)buluyor; “çıplak” resmin geleneksel bir öğesiydi ama onun sensualitesi desenin gücünden, pentürün ustalığından gelirdi. Bugün imgenin çokça banaliser ettiği (sıradanlaştırdığı) kadına dair çekicilik bence kişiye özgü bir arzu ve de bu şekilde boyandığında hiçbir şey değil.

Zhang Enli

Zhang Enli

 

Karşınızda Çin çağdaş pentürünün en önemli ressamlarından biri var; bu akrilikle çok hızlı yapılmış tuvali algılamak için önce su hortumunun psychique sıkıntısından konuya girmemiz gerekiyor.

Bu demek değil ki düşlediğimiz resim yapılmıyor; ressam -benim anlamımda- parasal döngü içinde açılmış galerilerden elini ayağını çekmiş, yerini çığırtkanlara, şarlatanlara bırakmıştır. Resim “çağdaş”ı, “modern”i bayrak olarak açmış sanat lobileri kurmuştur, atölye yerini “manufacture”a (fabrikaya) bırakmıştır Yaratma edinmeleri, yaratıcılığın bireyselleşmesiyle orantılıdır, resme nitelikli bir katkı, sanatın anlamıyla bir kaygı oluşturur, yapma boyutları resmin geldiği yeri yadsımaz, sanat bir sürekliliktir. Soyutlaşma bir indirgeme tehlikesi değildir, anlatımdaki transparence (şeffaflık) teknik bir dil olduğu sürece figüre içerik olarak katılır. En büyük tehlike; sanatın anlamını, varoluşunu unutup “standart kurmacalar” ya da “contemporary”yle göz boyamaktır. Entrikaya dönük, gnostik anlamda müzecilik, yargı sistemlerinin monopolleşmesi, uç yargı sistemleri giderek sanatın sığlaşmasının nedenlerinden biri oluyor. Modernlik fenomeni bir kalkan olduğu sürece, sanatı yargılamak, bakanın algısını robotize etmekle, örneğin “postmodern” oluşturuyor. İşte o zaman isterseniz,  siz de ressam olabilirsiniz!

Share Button

Hakkında Utku VARLIK

Sanatsal eğitimine 1961 – 1966 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel atölyelerinde başlayan Utku Varlık daha sonra oyma baskı (gravür) ve taş baskı (litografi) atölyelerinde devam etmiştir. 1970 yılında Paris´e gitmiş, 1971 – 1974 yılları arasında Güzel Sanatlar Ulusal Yüksekokulu´nda George Dayez ile, 1973 – 1975 yılları arasında da Cachan Atölyesi´nde taşbaskı çalışmıştır. Sanat çalışmalarına halen Paris´te devam etmektedir. İlk önceleri dışavurumcu anlatımla figürlerini biçimlendiren Utku Varlık, 1960 ve 1970´lerde dönemin politik yaşamından etkilenerek yaptığı resimlerinde de bu anlatım biçimini kullanmıştır. Sanatçı özellikle 1975´ten sonra dışavurumcu anlatımdan uzaklaşmış ve düşsel bir anlatım biçimine yönelmiştir. Sanatçı için figür, sürekli ve asal olan doğanın yaşayan öğelerinden biridir ve yansımasını doğada bulur.

Yorumlar kapatıldı.