
Patlama endişesiyle fuarın birinci günü gösteriden kaldırılan bu devasa balon, beneklerle kafayı bozmuş Japon plastisyen Yayoi Kusuma’nın, yıllardır bu sanatın başköşesine oturtulmuş bu bayanın, varoluşunu sorguluyordum. Sonuçta New York, Londra, Hong Kong galerilerinden sonra Brexit nedeniyle Paris’te yeni galerisini açan David Zwirner çıktı;

Şu anda Paris, Art Contemporant adına dünyanın 10 en ünlü galerisini kendine çekmiş durumda. İngiltere’nin çok yakında Brexit’in uygulanışıyla – gümrük ve taxe – bu pazarı biraz da olsa yitireceğini hesaplayanlar dışa açılımı faydalı görüyorlar. Alman galericinin bir beğeni problemi yok, sanat olmayan her şeyi en pahalı şekilde dünya müzelerine sokuyor.

Öncelikle bu fuarların çekim alanı “medyatik bir bombardıman” ve de “oto kontrol”, radyo, televizyon ve basının ağzı ve gözü bağlanmış, arkada ekonomik bir eldorado ve buna ters yaklaşan yanar. Örneğin Contemporary İstanbul ve Bienal’e karşı, bir eleştiri göremedim; görüşlerine saygı duyduğum kişiler bile suskunluğu seçtiler, bilmiyorum bu çevreden ne bekliyorlardı! Öteki yazılarımda anlattığım perişanlığı tekrar etmeyeceğim ama şunu çok iyi bilin: ileriye dönük merak alanlarım, beni olabilecek sanat diye satılan bu zevksizliğin global yıkıntısını izlemeye itiyor, yatırımlarının boşa çıktığını, çöpe bile gidemeyeceğini öğrendiklerindeki şaşkınlığı kendi gözlerimle görmek anını yaşamak!

Bu büyük fuarların medyatik sloganları sanattan öte “yatırım ve değer” prensibiyle hesaplanmış, örneğin cebinizde 10 bin Euro var ve heyecanla FIAC’a geldiniz, ama çevreniz ve basın sizi daha önce yıkamış; sonuçta sen de “koleksiyoner” olacaksın, evinde öğünerek: “…FIAC’dan aldım, göreceksiniz bu Afrikalı sanatçı yakında dünya müzelerinde. Geçenlerde bir işi 25 bin Paunt’a Londra’da satıldı!” vs. Yine siz birine danışsanız daha iyi olacak; hemen size bir “Art Advisors” yani “danışman” ya da değnekçilik en geçerli, hızlı para kazanmanın bir yolu; bu konuda eksper Philippe Lamy’nin herkese tavsiye ettiği Polonyalı bir plastisyen Alicja Kwade.

Açıkça bu danışmanlar satıştan %10 alırken galerilerin de buna katkıda bulunduğu bir gerçek. Geçende İstanbul’da ünlü bir göz doktoru yapılan röportajda yaptığı “çağdaş sanat koleksiyonun” “art advisor”ünün(sanat danışmanının) Hasan Bülent Kahraman olduğunu söylüyordu; şimdi üstadın cep harçlığının kaynağı ortaya çıktı!
27 ülkeden 195 galerinin katıldığı bu uluslararası devasa fuarda Çin’den gelen galeriler çoğunlukta, ayrıca bu fuarda ilk kez 18 yabancı ve 57 Fransız galerisi var, dış olarak değişik mekânlarda yapılanları da sayarsak yalnız girişin 38 Euro olduğu ve de geçen yıl 75 bin görücünün izlediği bir para makinesine dönüştüğü bir gerçek, Bunun “moral” bölümüne daha sonra gireceğiz!

Sanatın içeriğiyle katiyen ilgisiz bu “modern
sapmalar” FIAC pazarında, uluslararası ün yapmış birtakım isimlere de
dalga geçmek fırsatı veriyor. Örneğin “La Vache qui Rit” – gülen inek
-Fransa’da tarihi eski, bir “porsiyon peynir” markası. Daniel
Buren, bunun koleksiyonunu yapıyormuş ve
de firmayla anlaşarak bunu bir konsept olarak kullanıyor! Öbür yandan başka bir
plastisyen Vivien Roubaud, Petit Palais’nin önünde hani fuarlarda çocukların
sevdiği “pamuk şekeri” makinelerinin daha büyüklerini yapıyor.
O da bununla dalgasını geçiyor!
Genelde “panayır” görünümünde, gerçekten tüm olarak “beğeninin en alt düzeyinde” çağımız sanatının bir panoraması niteliğindeki bu fuarın şimdi söz sahibi büyük galerilerine geçelim:

Bu 57 yaşındaki Alman plastisyen bir boyalı yıkıntıyı sergilerken… Gogosian’nın bunu hangi müzeye sattığını düşündüm, sizi tekrar düşünmeye zorlayacağım: bu esere müzelerinizde bir yer arayın!

İngiltere’de çok ünlü bu artist, ülkesiyle ve herkesle dalga geçerken, vernissagge’larında(açılışlarında) da travesti olarak Clair adıyla şov yapıyor! Victoria Miro Gallery bu işten çok karlı çıkmış durumda, vazo 100 bin Euro’ya hemen kapışıldı.


1995’te ölen Alberto Burri Fransa’da pek tanınmıyor ama Guggenhaim 2015’te bir retrospektif yapmış New York’ta! Tuvalin ederi 2.5 milyon Euro! Eserin adı Çatlak .

İngiliz’lerin bayıldığı Fransız videoist Laure Prouvost, Turner ödülünü kazanan nadir sanatçılardan; Tate Modern öyle herkese vermez bu ödülü:

Daha önce yazmıştım. Turner adına yapılan bu şamatayı, ben olsaydım hiç olmazsa masada oturan kadının baktığı duvara bir Turner asardım!

Paris Academie de Beaux Arts bizim yaşadığımız 70 yılların sonunda kabuk değiştirmeye başlamıştı, öğretim üyelikleri çaktırmadan “conceptuel” eğilimli ve de piyasada medyatik “plastisyne” kişilere dağıtılmaya başlamıştı, sonuç malûm, Othoniel, Boltanski vs. öğretimi ele aldılar. Sanki bir otoyol misali bu sanatçı yeşil ışıkta: Villa Medicis, Collection Peggy Guggenhaim, Fondation Cartier yoluyla Louvre’da enstalasyona kadar geldi. Ne yapıyor diye sorarsanız “kolye” yapıyor, derim.


Yine bir Fransız plastisyen, bu kez Tuileries parkına büyükçe bir zar atmış! Tüm bunların müzelerin koleksiyonuna girdiğini unutmayalım!
NEONLA YAPILAN ATRAKSİYONLARI, TÜM ÇÖPLERİ, VİDEOLARI, TAŞ, TOPRAK, ALÇI, KUMAŞ, TEL, KABLO VS. DE AZ GÖSTERMEYE ÇALIŞTIM AMA GÖRDÜĞÜM KADAR “CONTEMPORARY” AĞINI ÖRMÜŞ, PARA HER ŞEYİ YÖNETİYOR VE DE BURAYA AKIYOR, HİÇBİR MANTIK GÖSTERMEDEN, HİÇBİR HESAP YAPMADAN. BEĞENİNİN ÖTESİNDE VE DE GÖZÜMÜZÜN ÖNÜNDE YAZILAN 21. YÜZYIL GÖRSEL SANATI, HER YIL AÇILAN 30 YENİ MODERN MÜZE, O KADAR FONDATİONLARLA BELLEĞE YAZILIYOR. KENDİ VAROLUŞUMLA HİÇBİR DUYUSAL İLİNTİ BULAMIYORUM. BUNU “MANİPULE” EDENLERİN DE AMAÇLARINDA, SANAT YAPMAKTAN ÖTE FUARCILIK, ALIŞVERİŞ MERKEZİ ARZULARININ DAHA AĞIR BASTIĞI BİR GERÇEK! TÜM BUNLAR DÜŞÜNMEYİ, DÜŞ GÖRMENİZİ ENGELLİYORSA, BİZ YİNE PENTÜRÜMÜZE, ŞİİRİMİZE, YAZIMIZA DÖNELİM, USTALIKLA YAPILMİŞ SİNEMAYI VE DE BAROK MÜZİĞİMİZİ DİNLEYELİM, ZORLA GÜZELLİK OLMAZ!
Unutmadan geçen hafta Christie’s de Nicolas de Staël’in bir tuvali 20 milyon Euro’ya satıldı.

Geniş spatülle çektiği kalın boyalı abstreler, intiharından bir süre önce “figüre dönmek istiyorum, olmuyor” diye günlüğünde yazmıştı ve de “Park de Prince” isimli son tablosu figüratifti; poz vermiş 11 futbolcu! İntihar ettiği güney Fransa’daki deniz fenerinde, daha sona bir süre Abidin Dino oturmuştu.
