Serkan Azeri: Gerçek Yaşam Sahnesinde Kurgulanmış Sembolist Bir Gösteri

Share Button

Nehir Çetin

Bugünün dünyasında, zaman ilerledikçe insanlar arasındaki ilişkilerin beklenti ve amaçlar doğrultusunda giderek gerçek anlamını kaybetmeye başlayıp sıradanlaştığı, iletişim problemlerinin ise günden güne attığı görülmektedir. Durum böyle olunca psikolojik olarak kendini tüm doğallığı ve gerçekliği ile ifade edemeyen birey, çoğu zaman toplumsal ilişkiler içerisinde yapmacık tavırlar içerisine girebilir. Bir savunma mekanizması gibi oluşturduğu bu yapay karakteri, sanki maske takıp sahnede kendisine verilmiş rolü oynamaya çalışan bir tiyatro oyuncusuna benzetebiliriz.

Eski dönemlerin görkemli saraylarında, nasıl ki saray soytarıları ve hokkabazlar, onları himayesi altında tutan krallarına karşı, yaşamlarında zaman zaman farklı psikolojiler içerisinde bulunsalar da, daima iç gerçekliklerini kısa süreliğine bir kenara atıp, güler yüzlerini ve türlü oyunlarını göstermek zorunda oldukları gibi, günümüz dünyasının ilişkilerinde de bireyler, adeta her zaman eğlendirme zorunlulukları olan bu karakterler gibi, çeşitli seviyelerde ilişkiler içerisinde bulundukları ya da yaşamı paylaşmaya mecbur kaldıkları kişiler perspektifinden ne yazık ki sadece nesnel ve eğlendirici işlevleriyle beğeni gören kuklalara dönüşüyor çoğu zaman.

Nehir Çetin

Nehir Çetin,  insan merkezli bir tavırdan yola çıkarak ürettiği resimlerinde, günümüz ilişkilerindeki “yapaylık” kavramını ve iletişim problemlerini yansıtmada, simgesel anlamlar yüklediği tiyatral sahneleri bir ifade biçimi olarak benimsiyor.

Mekân, tıpkı bir tiyatro sahnesine dönüşüyor resimlerinde. Işık,  tiyatral tavırlar içerisinde bulunan karakterlerin ifadelerinin algılanmasında izleyiciyi yönlendiren bir unsur olarak kullanılmıştır. Kompozisyonlarındaki farklı unsurlar ve açık-koyu tonları aracılığı ile yakaladığı ritim de, yine izleyiciyi yüzlerde biçimlenen ifadenin algılanması doğrultusunda yönlendiren bir yapılanma boyutunda karşımıza çıkmaktadır.

Genç bir ressam olan Nehir Çetin’in resimlerinde, kurgusunun yanı sıra resim kurallarına bağlılığı da dikkati çekiyor. Mekân içerisinde oluşturduğu tekli ya da çok figürlü kompozisyonlarında, sıcak ve soğuk renk kontrastlarını uyguladığını görüyoruz. Resimlerinin tamamına egemen olan soğuk atmosfer anlayışı ise, insan ilişkilerinde yaşanan problemlerin yarattığı iç gerilimin etkisini görsel boyutta hissettiriyor.

Nehir Çetin

Resimlerinde başat olarak karşımıza çıkan figürleri, belirgin konturlarla sınırlanıyor. Bu biçimsel yapılanmanın yanı sıra, mekân içerisinde dağılmış olan masklar, buruşturulup atılmış kâğıtlar gibi bazı nesneler ile mekân içerisinde uyguladığı renklere yüklenen simgesel anlamlar bize Paul Gauguin’in resimlerini de düşündürüyor.

Gerek tek figürlü kompozisyonlarının birçoğunda, tuvalde resme egemen bir konumda yerleştirdiği karakterlerin,  gerekse deçok figürlü kompozisyonlarında figür toplulukları içerisinde bulunan bir veya iki karakterin, sanki içerisinde bulundukları ortamın dışına çıkmak istercesine resimle temas kuran izleyiciye yöneltilmiş bakışları, izleyiciyi bu ifade aracılığıyla resmin içine çekme arzusunun yanı sıra, kavramlar boyutunda düşündürmeye yönlendiren bir bağ kurma isteği olarak da açıklanabilir.

Nehir’in açmış olduğu bu ilk kişisel sergisi ile birlikte gerçekleştirdiği çıkış, ona bir genç sanatçı olarak ileri ki süreçte, bu resimleriyle ortaya koyduğu tutarlı tavrının altyapısı üzerine, “duruş ve üretim” boyutunda zorunlu olarak “sürekliliği” de koyacağı bir misyonu beraberinde getirmektedir.

Nehir_Çetin-8_isimsiz-tuyb-tuval_uzeri_yagli_boya-133x163-2008

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.