Lütfiye Bozdağ, Nuri Battal’ın Heykelleri

Share Button

Son derece basit, sıradan bir malzemeyi alıp sanatın öznesi yapmak pop art’tan itibaren sanatta yer bulan bir yaklaşım. Buradan bakıldığında Nuri Battal’ın çividen heykelleri, pop art tavrında ele aldığı söylenebilir.

Malzemesini gündelik nesnelerden alan, hayatı bir anlamda hammadde gibi işleyen Pop Art, popüler olanın sanata dönüşmesini ifade ediyor. Andy Warhol, 1960’larda tüketimi çekici hale getirmek için popüler olanı gösteren reklamlardan ve renkli afişlerden yararlanarak Amerikan tüketim alışkanlıklarını, popüler kültürü konu edinmişti. Campbell çorba konserveleri, Coca Cola şişeleri, Marilyn Monroe fotoğrafları gibi kitle kültürüne ait objelerin tüketim çılgınlığıyla nasıl ambalajlanıp sunulduğunu gösteriyordu.

NURİ BATTAL 1

Nuri Battal ise heykellerinde çivi kullanarak tam aksi popüler kültür nesnesini değil, kullanılıp atılmış, çakılırken eğrilmiş, işe yaramayan eğri büğrü çivileri özneleştiriyor. Onları 2 metre boyunda yaparken atıl olanı canlı, parlak renklere boyayarak rekonstrükte ederek yeni bir kavramsal zemine taşıyor. Bu üretimler hem pop art hem de postmodern bir anlayışa göndermesi olan çalışmalar. Çivi formları, parlak, canlı ve seri üretimden nesneleri olarak bir yanıyla pop arta referans verirken, diğer yanıyla pop olanı ve olmayanı, eklektik olanı ve olmayanı, her şeyi bünyesinde barındıran kuralsızlığıyla postmodernizme dahil oluyor. Battal’ın ürettiği formlar, postmodernin kaygan zeminine çakılan çiviler olarak sorgulamalar üretmemize neden oluyor.

Sanatçı, heykellerinde günlük hayatın içinden, sıradan bir nesneyi alıp bir sanat ögesine dönüştürüyor. İnsan figürlerini çivi imgesine indirgeyen buminimalist tavır, yalın bir dil üzerinden kurgulanan kendine özgü bir plastize etme biçimi olarak beliriyor. Sanatçının heykellerinde arılaşmış bu biçimsel kavrayış onun sanatının en karakteristik özelliği olarak ortaya çıkıyor.

Nuri Battal 2

Parçaları birbirine tutturmak ve yüzeye bir başka şeyi iliştirmek için kullanılan metal, sivri uçlu bir araç olan çivi, nasıl Nuri Battal’ın heykellerinde özne olmuştur? Çivi bir metafor mudur?

Nuri Battal’ın heykellerinde “çivi”nin metaforik bir anlamı olmalı. Çivi nasıl bir metafor olabilir sorusuna hem felsefi anlamda, hem plastik anlamda yaklaşırsak, çivi formunun kendi içinde plastik ve kurgusal değişimlerle algıya açılması oldukça çarpıcı. Çivi’nin yamulan hali sanatçının düzgün olmayan formların, kullanılıp “atık” ve “atılan” bırakılanlar üzerinden okunursa; çakılırken eğrilmiş, işe yaramayan eğri büğrü, yamulmuş çivi imgesini “dışarıda bırakılan” kavramıyla algıya açan bir çeşitliliğe eviriliyor. Eğri büğrü bu çiviler, modernizmin yeni, parlak gösterişi karşısında bir pürüz olarak postmodernin içinde yer buluyorlar.

Nuri Battal 3

Nuri Battal’ın heykellerini görene kadar çivi’ye hiç alıcı gözüyle bakmamışım. Metafor olmasının yanında doğrudan insan figürünü anımsatan çivi formu, sembolik bir dil anlatımını da beraberinde getiriyor. Battal’ın resimlerinde rastladığımız düşünsel yalınlık, heykellerinde de olanca gücüyle kendini hissettiriyor. Çivilerle farklı bir özgünlük yakalayan sanatçı, son derece yalın ve minimalist bir tavırla kendi özgün dilinde üretmeye devam ediyor.

 

.

 

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.