Bir gün bir deniz kenarında! Ormanın içinde, dağların üzerinde, kentin merkezinde. Çoklukta, teklikte, ıssızlıkta…
Varlık ve hiçliğin tam ortasında! Yaşamın kudretini elinde tuttuğunu sanan, yaşamın içinde savrulan, yiten, kendine yenik düşen; yaşamla akan, benliğini onaran, ruhuna sahip çıkan, üreten, devinen, yaratan, dönüştüren, büyüten, çoğaltan insan.
Ve madde. Statik, durgun, kendinden başka bir şey olmayan madde.
Kadim kültürlerde evrenin huzur veren, iyileştiren, koruyan, güvende hissettiren sesindensöz edilir. Taşın, toprağın, ağacın, dağların ve suların ruhundan. Duru, akıcı, kendi gibi olan, saygın, her barışçıl ortamda ve sessizlikte dingin; fırtınada, karmaşada öfkeli, gücünü hatırlatan, sert bir bilgedir o ses ve sesin sonsuza dek uzayan ruhları. Ve insan tüm bunlara dairdir. Onlarla devinir, uyumlanmanın öğretisiyle büyür.

Barış Cihanoglu,” Olasılık – Possibility ” 165 x 135 cm t.üz. y. b 2018
Zamanın her şeyden ayrılmış, yalıtılmış, sonsuza kadar ele geçirmiş yanılgısındaki insan bazen durup hatırlar. Olmadık bir tesadüfte, kısa bir haberde, bazen bir sanat eserinde hatırlar. Zihninin, bilinçaltının çok uzak köşelerinde saklanmış varlık bilgisi yüzeye çıkıp hiçliğin karşısına dikilir. Oluşa, tamamlanışa giden ilk ve son adımdır bu.
Ardında düşünceyi, duyguyu barındıran her görüntü sessizce anlatır. Dilin dışında, göstererek, bazen zorlayarak, bazen gülümseyerek anlatır. Ve her sanat eseri maddesel varlığından sıyrıldığında zihne asılı kalan bir görüntüye dönüşür. Sonra dönüşmeye, dönüştürmeye başlar.
Barış Cihanoğlu’nun “Hisli Madde” başlığıyla yaptığı eserler, öğretilmiş mantığın ilk çağrışımında bir çelişkiyi barındırır. Hiç de yan yana gelmeyecek iki kelime bir serginin adına dönüşmüştür ve ilk gelgiti burada yaratır.
İsim eser ile örtüştüğünde yeni çağrışımları, sorgulamaları getirir. Yarattığı tüm bu sistemde insan maddeleşir ama aynı zamanda zaten maddi bir varlıktır. Onu canlı kılan nefes alıp vermesi ve bir türlü tam anlamlandırıp açıklayamadığı ruhu, duygularıdır. Öte yandan bir sanat eseri salt bir madde değildir. Onu milyarlarca görüntüden ayıran, sıradanlaşmış nesne olmasının ötesine geçiren gösterdiğinin ötesindekilerdir.

Barış Cihanoğlu, ” Rüya kapanı- Dream catcher” 165 x 135 cm t.üz. y.b 2018
Barış Cihanoğlu’nun eserlerinin merkezinde insan vardır. Uzun yıllar süren üretiminde insanı ve insanlık hallerini, tabuları, öfkeyi, anı, geçmiş ve bugün arasındaki dönüşümü gösterir.
Apaçık olan her şey önce bulanıklaşır, sonra biçimler yer değiştirir ve renkler berraklaşır. Popun büyüsüne kapılan renkler ani bir kararla dokularla flörtleşir. İnsanın maddeleştiği, maddenin ruha karıştığı resimsel dil, bir kez daha okumaya açılır.
Cihanoğlu’nun resimsel dilinde temelleri sağlam atılmış bir desen anlayışı vardır. Sanatçı kurguyu bu desen üzerine inşa eder. Renk, kurgunun bir parçasıdır. Süreçte üzerinde kafa yorduğu sorguladığı problemler, rengin, dokunun, kurgunun yeniden şekillenmesini sağlar. Bu tavır, her seferinde yenilenmeyi de getirir. Onun çalışmalarını bir eleştirmen için böylesine çekici kılan da sürprizlere açık olmalarıdır. Barış Cihanoğlu resim yapmanın bir adım ötesine geçer bu tavrıyla. Resmini gösterirken zihnini açık eder. Birbirlerine eklemlenen eserleri ile süreci yaratır. Sinemasal bir dile yaklaşır. Her iki anlamıyla hem zamanı içinde barındıran bir sinema dili hem öyküleyici, masalsı bir dil.

Barış Cihanoglu, ”Yeşil koltuk – Green armchair” 165 x 135 cm t.üz. y.b 2018
Belki burada durup masalın arkeolojisine de bakmak gerekir. Adı anıldığında çocuk zihni ve hayali anlamını barındıran masallar hiç de göründükleri gibi değildir. Birçoğu insanlığın uzun deneyimleriyle oluşup büyümüş, yeniden şekillenmiş simgesel anlatımlardır. “Sakın tek başına çıkma yoksa seni kurt kapar”, meseli de değildirler. Belki ruhun ihtiraslarıdır ormanda kaybolan ve eğitici, vahşi, içinden bilge ihtiyarı çıkarıp görevini bitirmenin dinginliğiyle sahneden ayrılan yanıdır kurt.
Günlük olan, sıradan, rutin görünen de çok şey barındırır içinde. Barış Cihanoğlu eserlerinde bazen ev, aile, gündelik etrafında dolaşır. Ama bir adım sonrasında hep insan vardır. Evreni oluşturan atomları içinde barındıran bir madde; devinen, yol alan bir canlı; düşünen, yaratan, hisseden bir varlık.
Ve iletişim, sanat, denge, temas, estetik ve ardına eklenebilecek anı çoğaltan, uzatan, zamanı eğip bükebilen, insani oluşa dair ne varsa istediğinde yarattığı yeryüzü cennetinde Hisli Madde…
