Barış Kurt: Kültürün Bakanlığı Olur mu?

Share Button

Road to Culture by Pergamina

Bu soru cümlesi ilk okuyanlar için nasıl bir anlam ifade edebilir, ya da herkes benzer anlamı çıkarır mı bilinmez ama hemen “diğer ülkelerde özellikle Avrupa’da ve Amerika’da durum nedir?” gibi bir başka soru cümlesiyle çözüm aramak sanki esas soruyu basite almak gibi olacak.

O zaman ne yapacağız? Önce “kültür” ne demektir ona bir bakalım: “İnsana ilişkin bir kavram olarak kültür, tarih içerisinde yaratılan bir anlam ve önem sistemidir. Bir grup insanın bireysel ve toplu yaşamlarını anlamada, düzenlemede ve yapılandırmada kullandıkları inançlar ve adetler sistemidir.”

Türk Dil Kurumuna göre kültür “Tarihsel, toplumsal gelişme süreci içinde yaratılan bütün maddi ve manevi değerler ile bunları yaratmada, sonraki nesillere iletmede kullanılan, insanın doğal ve toplumsal çevresine egemenliğinin ölçüsünü gösteren araçların bütünüdür.” antropolojinin kurucularından E.B Taylor’a göre ise “bilgilerden, inançlardan, sanattan, ahlaktan ve insanın toplumda yaşayan bir varlık olması nedeniyle edindiği bütün öbür yetenekler ve alışkanlıklardan oluşan karmaşık bir bütün” dür.

Şu hâlde bu tanımlardan sonra kültür için insan topluluklarının yaptıkları her şeydir diyebilir miyiz? Evet diyebiliriz; uyku düzeninden tutun da, trafikteki davranış alışkanlıklarına, işyerindeki davranışlardan, giyim-kuşama, üretilenlerden, tüketilenlere kadar çoğu şey kültürün konusunu oluşturur. Bunların içinde sanatsal faaliyetler ve sanat üretimi özel bir yer oluşturur. Neden özel bir yer oluşturur konusu farklı bir yazının işidir, ama diğer faaliyetlere göre insanlar arası iletişimde sanatsal faaliyetler en üst düzeyde bir iletişim aracı olduğu için diyebiliriz.

Capital_of_Culture_08_by_boneface

Tek tek bireylerin ya da toplulukların davranışlarının altında yatan nedenlerden biri, nefes alıp vermeye devam edebilmek, yaşamlarını idame ettirmek adına doğrudan ya da dolaylı olarak hayatı kolaylaştırmak, kişiyi daha özgür kılmak yatar. Tek tek bireylerin ya da toplulukların davranışlarının kültürün konusu olabilmesi için uzunca bir miktar zaman geçmesi gerekir. Zamanla toplumun süzgecinden geçip belki de kendiliğinden kültürün konu alanına girebilecek kimi eylemlerin, edimlerin kültürün konusu olup olamayacağına karar verebilecek bir devlet merciinin olmaması gerektiğine inanıyorum. Zaten günümüz toplumlarında (isterse en demokratik Batı Avrupa ülkesi olsun) baskıcı ve otoriteryen devlet anlayışlarının bizzat uygulanma sahalarından biridir “kültür bakanlığı” meselesi. “ben devlet olarak artık şu davranış kalıbının toplumuma ait bir kültür olduğunu ilan ediyorum şunu ise kabul etmiyorum” biçiminde, ya da varlık bulduğu sınıfsal kimliğin kültürünü tüm topluma mal etmeye dönük kültür politikalarını uygulamaya koyarken bu açıkça ortaya çıkar.

Peki öyleyse ne yapacağız? Her şeyi kendiliğine mi bırakalım? Sınıfının devletinin her şeyi kendi çıkarına göre yontmaya çalıştığı bir dünyada kültür bakanlığı da; kendi gelişim yolunu bulacak bir kültür ağacının oluşmasını engelleyen kötü niyetli bir bahçıvana benziyorken yapabileceklerimiz elbette çok sınırlıdır.

Özgürlük kültür ve sanat hayatının olmazsa olmazıdır. Daha önce suskunluk sarmalından bahsettiğim yazımda, kültür ve sanat temsilcilerinin ve bunların ürünlerinin topluma belli tercihleri nasıl dayatmaya dönük kullanıldığını, bir sonraki yazımda da bir kültür hareketinin (proletkült hareketi), devletin müdahalesi gerçekleşince nasıl trajik bir sona gittiğini göstermeye çalıştım.

kultur bakanlığı

Alternatif ve daha güzel, daha adil bir dünyanın hayalini gerçekleştirmeye çalışanlar için kültür, elbette ki yaptıkları güzel işlerdir ancak bu yeterli midir? Devletin her alanda olduğu gibi kültür alanında da toplumun tüm hücrelerine dayattığı ve başardığı şeylerin özünde ne olduğunu ortaya çıkarmak, tüketim toplumunun gerekleri neyse onları işlevsiz, dayanaksız kılmaya dönük edimler atılacak ilk adımlardan olmalıdır. Ama bunların sistematikleştirilmesi sorununun, halkın genel politik tavrının değiştirilmesi sorununa sıkı sıkıya bağlı olduğunu söylemeyi de ihmal etmeyelim.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.