Okurken soluk almayı bile unutturan, 2020 Locus Magazine en iyi roman ödülü adaylığı ve The Guardian’ın yılın en iyi bilimkurgu kitabı seçilen “Sonsuz Ayrıntı” The Roman Yayınları etiketiyle okuyucuyla buluşuyor.
Bilimkurgu sevenlerin zihninde taht kurmuş ödüllü yazar Tim Maughan’ın “Sonsuz Ayrıntı” romanı raflarda yerini aldı. The Roman Yayınları etiketiyle çıkan kitap, “Öncesi” ve “Sonrası” olarak iki bölümden oluşuyor, internetin tamamen çöküşünün öncesinde ve sonrasında yaşananlar anlatılıyor. Öncesi: Bristol’ün merkezinde, dünyanın geri kalanını pençesine alan her tür gözetimden, büyük veri bağımlılığından ve şirketler tarafından desteklenen, küresel egemenliğe yönelik tutkulardan uzakta kalmayı başaran, dijital anlamda hiç kimseye ait olmayan topraklar olan Croft yer alıyordu. Croft son on yıl içinde, yaratıcı karşı kültürün merkezi haline gelmişti ama sınırlarından başlayarak yıpranıyordu. Sonrası: Anonim bir siber-terör saldırısı internetin tamamen kapanmasına neden olur. Küresel ticaret, seyahat ve iletişim çöker, modern yaşamı tanımlayan lüksler artık az bulunur hale gelir. Croft’ta, kayıpları ile bağlantı kurmayı uman yaslı aileler, öldüğü varsayılan kişilerle ilgili görülere sahip olan Mary’yi aramaktadırlar. Peki Mary gerçekten böylesine bir “görü” yeteneğine sahip midir yoksa Croft’un karaborsasını kendi çöplüğü gibi işleten Grids gibi sadece hayatta kalmaya mı çalışmaktadır?
Her paragraf nefes nefese heyecan dolu
Okurken soluk almayı bile unutturan, 2020 Locus Magazine en iyi roman ödülü adaylığı ve The Guardian’ın yılın en iyi bilimkurgu kitabı seçilen “Sonsuz Ayrıntı”nın yazarı Tim Maughan; sahte haberler, bireysel gizliliğin ortadan kalkması ve internetin çöküşü sonrası ortaya çıkan dünyanın tekinsiz bir portresini çizerken şimdiye kadar hayal edilemeyeni gerçek kılıyor. Sonsuz Ayrıntı’nın her paragrafı nefes nefese okunuyor, kitap bittiğinde okuyucu içine girdiği dünyadan uzun süre kurtulamıyor.
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.