Zeliha Demirel,Onay Akbaş Eskizlerinde Gezinmek

Share Button

“Resim yapmak biraz; pireye kızıp, yorgansız yatabilmektir.” / Onay Akbaş

“Pire” bir kez girmiştir artık bilinç altına ve yorganı ele geçirmiştir. Rahat durmaz.

Ressam Onay AKBAŞ’ın, Beşiktaş Belediyesi’nin ev sahipliğinde 2021 yılının Eylül-Ekim aylarında Paris Galerie Heart’da gerçekleşen, kapsamlı eskiz-desen çalışmalarının yer aldığı “Çizgi – Bir uçtan öbür uca – Traits, d’un bout a l’autre ” adlı kişisel desen sergisi, 30 mart -30 Nisan 2022 tarihleri arasında tarihi Hüsrev Kethüda Hamamı’nda, sergileniyor.

Çizgiyi layık olduğu yere oturtanlardandır Onay Akbaş ve eskizleri – mutfağı – sergilemek pek çok sanatçının göze alabileceği bir cesaret hâli değildir, çünkü kendini en ilkel hâliyle deşifredir, soyunup çırılçıplak olma hâlidir sahnede.

Çizgi mağara duvarlarına resimlerden çizen ilk münzeviden bu yana insanın sözünü söylemede çok etkili ifade dillerinden biri olmuştur. Onay Akbaş resimlerinde çizgi, eserin başlangıcında ve sonunda etkili bir biçimde dışavurur. Zihindeki imgeyi başarıyla biçimsel görünüş hâline dönüştürür. Formları kuşatan çizgiler, formların iç yapılarını belirleyen çizgilerle ustaca bağdaşır.

Eskizlerle ilk karşılaşmada kaotik bir evren ve bu evreni işgal etmiş, eklem bacaklılar her yerdeler hâli gibi algılanabilir. Eskizlerle daha yakın ilişkiye girince, sanatçının kendi oluşturduğu alfabesi ve mitleriyle sahnelenen bir hikâyenin sunumu olduğu rahatça söylenebilir. Parodi ile trajedi arasında gider gelir izleyici. Kuklaya dönüştürülmüş figürler, sahnede koreografileri ressamın sabitlediği hâlleriyle yer alırlar, bazılarında zemberek kelebeği vardır ve bu bize zamana ve mekâna hapsolmuş insanın trajedisini açıkça gösterir. Hikâyelerde kahramanların mecburiyet prangaları vardır, zamanları ve mekânları kapitalizmin şeflerince satın alınmıştır/gasp edilmiştir. Bu nedenle katıdırlar. Eskizlerle figürler protestoyu teknik olarak üretirler, sanki Batı geleneğiyle çarpışan bir altyapı ile felsefeyi ve kulvarı bilerek… Figürler mekaniktir, eklem yerlerinden mafsallanmıştır.

Figürler edilgendir, statiktir, katıdır, “pire”nin aksine. Ve her bir sahnede insanlığın panoramasını sunarlar, gölge oyunu gibi sahneden sahneye – bir eskizden diğerine dans ederek… Bu gösteride figürler seyircinin arzuladığı striptizi hemen vermez, oyun devam eder kukla oynatıcısının elinde bir eserden diğerine davetkâr…

Eskizler tuvale aktarılıp boyayla yoğrulduğunda da figürlerin oyunbaz bir sıçrayışla tuvaldeki yerini aldıklarını görürüz. Burada sadece eskizlerden söz ettiğim için boyanın dâhil olduğu aşamayı daha sonraki yazılara bırakmak üzere şimdilik sanatçının imge ve çizgi dünyasına yolculukla devam edelim.

Hayatta nasıl ki istikrarlı öznenin inşaası disiplin gücü gerektirirse, istikrarlı figürlerin inşaası da aynı disiplin gücüyle mümkündür. Onay Akbaş imgeden eskize, eskizden tuvale, tuvalden hayata bu disiplin gücünün farkındalığı ile çalışmış ve çalışmakta ve heyecanını izleyiciye yansıtmaktadır.

İnsanlık tarih boyunca pek çok acılarla yoğrulmuş, ‘big brother’ ların elinde her dönem oyuncak olmuştur. Sanatçı insanın panoramasını mekanikleştirdiği edilgen figürlerle etkili bir biçimde dışavurur. İnsan için umut elbette vardır, “pire” rahat durur mu, durmaz, elbet bir gün güneşe de zıplar.

Pire için yorgan yakanlara selam olsun!

Eskizlerin Kethüda Hamamı’ nda sergileniyor oluşunun da sanatçının yolculuğunda önemli bir değer oluşturduğunu düşünüyorum. İlk bakışta her ne kadar mekân sunulanı yutmuş gibi görünse de, eserlerin ilk hâlini oluşturan eskizlerin, sergilendiği mekânın tarihsel oluşuyla da paralel bir izlekte olduğu söylenebilir. Mekân da iç içe odalardan oluşuyor eserler gibi, sanatçının iç odacıkları gibi…

Eskizler 30 Nisan 2022′ ye kadar Ortaköy Hüsrev Kethüda Hamamı’nda görülebilir.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.