Zeliha Demirel, Nazan Azeri/ Unutulmuş Zaman ve Şimdi

Share Button

Eşitsizlik üzerine kurulu insanlık tarihinin dayattığı cinsiyetçi tutumdan arınmanın yolunun doğa ile bütünleşmekten geçtiğine vurgu yapan Nazan Azeri’ nin son dönem çalışmaları Mine Sanat Galerisi Deneysel Mekân’da sergileniyor.

El yapımı kâğıt üzerine çalıştığı resimlerin içine mürekkep olup girivermek istiyor insan. Bazen mavi mürekkep ama en çok da kırmızı mürekkep…

Resimlerdeki işaret, gösterge ve mitolojik simgelerle alegori kurunca insan, dâhil olunca resme sanki tamamlanacakmışız gibi, orada olma, orada kalıverme isteğiyle, resmin içine geyiğin boynuzundan ya da kuşun kanadından ve yahut da horozun davetkâr sesinden girip, anne karnından, kelebeğin zarafeti, büyük kedilerin ihtişamı, arının bereketi, çiçeğin letafeti ile çıkmak…

Yaşadığımız bu çağdaki absürt simülasyondan anne karnına dönmek ve oradan yeniden çıkmak…

Kainat bütün doğallığıyla oradadır. Hiç bir canlının diğerine üstünlüğü yoktur…

Nazan Azeri’nin nahif çalışmalarında, resimleri poetik, konuları ezelî. Bir yandan arkaik çağdan şimdiye uzanan mitolojik kahramanları yeniden yorumlayıp resmin içine ustaca kendi üslubuyla yerleştirirken, diğer yandan belleksizleştiğimiz çağa vurgu yaparak yitirdiğimiz simgelerin peşinden sürüklüyor. Zaman kavramıyla, zamanın ilerisiyle, gerisiyle akan hesaplaşmada çağın gerekliliğine göre yeniden kodlanmamış imgenin, ışığın, rengin, eksik arzusuyla mücadele… Mavi ve kırmızı kültürden kültüre yer değiştirse de sanatçının resimlerinde dengeli bir misafirperverlikle yer almakta. İkonaklast geleneğin aksine kadını simgeleyen Meryem Ana kırmızı ile çizilirken, birbirine üstel tahakküm etmemiş olan her canlı, kırmızı mavi dengesinde, simgesel alana giriyor, çıkıyor, resimden resme yolculukta…

Hayat doğa ile bütünleşerek oynanmalıdır. Doğa dişidir, doğurur, besler, kucaklar, kuşatır, barındırır, sever, bağrına basar…

Ve öyleyse resim de dişidir ve Nazan Azeri resimleri daha fazla dişidir.

Tohumlar sulanmalı, kadın bedeninde yeşermelidir.

Sergi 23 Nisan’a kadar Mine Sanat Galerisi Deneysel Mekân’da görülebilir.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.