Görkem Utku Alparslan: Modern Resmin Başlangıcı Üzerine

Share Button
William Turner, “Aosta Vadisi”, 1836 – 1837, (Resim 1)

Modern resim üzerine yazılan yazılar incelendiğinde, dönemin başlangıcının belirsiz olduğu anlaşılmaktadır. Bu muğlaklığın giderilmesine katkı sağlamak adına bu yazıda, sanat felsefesi alanından yararlanılarak bir değerlendirme yapılacaktır. Arthur Danto’nun (1924 – 2013) da ifade ettiği ve daha önce de birçok kuramcının savunduğu anlamda felsefe, sanatın temel dayanaklarındandır. Bu bağlamda modern resmi değerlendirirken öncelikle modern felsefeden söz etmekte yarar var.

Claude Monet, “İzlenim: Gündoğumu”, 1872, (Resim 2)


Modern felsefenin kökleri, aydınlanma felsefesine dayanır. Aydınlanma felsefesinin temel tutumu; gerçeğe yani insan gerçeğine akılla ve aklın gereci olan deneyle yönelme; bütün konuları akılla aydınlatmayı isteme biçiminde ifade edilir. Bu yeni düşüncenin öncüsü olarak René Descartes (1596 – 1650) kabul edilir. Usçu (rasyonalist) düşüncenin en önemli temsilcilerinden olan düşünür, insanın elindeki en güçlü yetinin akıl olduğunu ifade ederek; deneyime şüphe ile yaklaşmıştır. Usçuluğa karşılık John Locke (1632 – 1704) ve David Hume (1711 – 1776) gibi deneyimciler gelir. Onlar da deneyimin, insan zihnini şekillendirdiğini savunarak, zihnin doğuştan boş bir levha (tabula rasa) olduğunu ifade etmişlerdir.


Aydınlanma döneminde belirgin bir biçimde ayrışan bu iki eğilimin, beğeni ve güzellik üzerine olan yaklaşımları da oldukça farklıdır. Usçu düşünce idealizmden etkilenerek, beğeninin genel olması gerektiğini savunmuş, deneyimci düşünce ise kişiselliğini ön plana çıkarmıştır. Çünkü idealist düşünceye göre değerler doğuştan gelirken, deneyimcilere göre yaşantıyla şekillenir.

Gustave Courbet, “Günaydın Bay Courbet”, 1854, (Resim 3)


Bu iki karşıt yaklaşım aslında sanata kendi pencerelerinden bir açıklama getirmeye çalışmışlardır. Örneğin, zihni öne çıkaran düşünürler sanatın duygusal yönünü fazla bularak, ahlakla olan ilişkisini sorunlu olarak ifade ederken (Bkz. Platon ve Descartes), deneyimciler ise göreceliğinden söz ederek belirsizliğini vurgulamışlardır. İşte burada aydınlanmanın özgürlükçü anlayışını, ortaya koyduğu kapsamlı düşüncesiyle sanata uyarlayan ve ışık tutan Immanuel Kant’a (1724 – 1804) özellikle değinilmesi gerekir.


Kant, usçu ve deneyimci akımları kapsamlı bir düşünce sistemiyle uzlaştırmıştır. Deneyimin, bilgimizin oluşmasında tek veri kaynağı olarak kabul edilmesini savunurken, bu veriyi (sezgiyi) bilgi haline getirenin zihin olduğunu ifade etmiştir. Zihin, mantık kategorilerine doğuştan sahiptir ve duyulardan edindiği veriyi, kategoriler yoluyla yorumlar. Bilgi aslında yorumdur ve nesnelerin gerçekliği tam olarak bilinemez.

Paul Cézanne, “Yıkananlar”, 1898 – 1905, (Resim 4)


Bilgiyi, doğanın kategoriler yoluyla zihin tarafından yorumlanması olarak ele alan Kant, sanatı bilgi alanından ayrı bir yerde konumlandırmıştır. Çünkü bilgi, doğanın determinizmine dayalıdır. Ancak sanat, zorunluluklardan özgürleşme alanıdır. Bu bağlamda Kant sanatı; düşünce gücü ile yaratıcı hayal gücü arasındaki “özgür oyun” olarak ifade etmiştir.


Kant’ın sanatı özgürlük ile ilişkilendirmesi, modern resmin de önünü açmıştır. Modern resim akımlarında ilk göze çarpan şey, doğanın zorunluluklarına karşı özgürleşmenin, biçime yansımasıdır. Biçimsel özgürleşmenin ve akademik anlayışa karşı olan tavrın, romantizm akımında başladığını ve daha sonra ortaya çıkan izlenimcilik (empresyonizm) akımında da artarak sürdüğü görülmektedir. Ancak her iki akım da doğalcı (natüralist) karakterlidir (Bkz. Resim 1 ve Resim 2). Özellikle izlenimcilik akımı, ışık duyumlarını tuvale aktarma anlayışıyla doğanın zorunluklarına karşı edilgendir. Yani yaratıcı hayal gücünden ziyade duyular ön plandadır.

Pablo Picasso, “Avignonlu Kızlar”, 1907, (Resim 5)


İnsan gerçeğine erişme düşüncesini önemseyen aydınlanmacıların, gerçek anlamda özgürlüğe bu yolla ulaşılacağını düşünmelerinin, sanata da uyarlanması olarak ele alacağımız modern sanatta “gerçek” ve “özgürlük” kavramları önemlidir. Bu bağlamda Wilhelm Worringer (1881 – 1965) de kısaca modern resmi, soyutlamanın (hayal gücü) özdeşleyime (düşünce gücü) baskın geldiği bir anlayış olarak ifade etmiş ve Pablo Picasso (1881 – 1973) da kübizm akımıyla, zihinsel – tinsel gerçekliğin peşinden soyutlama ile koşmuştur (Bkz. Resim 5).


Modern resmin başlangıcına gelecek olursak; romantizm ve izlenimcilikte biçimsel özgürleşmenin başladığı ancak özdeşleyime karşı baskın hale gelemediği; gerçekçilik (realizm) akımının “insan gerçeğine” yönelirken yine özdeşleyime bağlı kaldığı ifade edilebilir (Bkz. Resim 3). Yani bu iki akımda özdeşleyim baskın olduğu için modern resmin hazırlık aşaması olarak değerlendirilmelidirler.


Picasso’nun ciddi anlamda etkilendiği Paul Cézanne (1839 – 1906) ve diğer art – izlenimcilerde (post – empresyonistlerde) açık bir şekilde soyutlamanın baskın olduğu görülmektedir (Bkz. Resim 4). Bundan ötürü art – izlenimcilerin, modern resmin başlangıcını temsil ettikleri savunulabilir.


Resim: 1. William Turner, “Aosta Vadisi”, 1836 – 1837.
Resim: 2. Claude Monet, “İzlenim: Gündoğumu”, 1872.
Resim: 3. Gustave Courbet, “Günaydın Bay Courbet”, 1854.
Resim: 4. Paul Cézanne, “Yıkananlar”, 1898 – 1905.
Resim: 5. Pablo Picasso, “Avignonlu Kızlar”, 1907.


KAYNAKÇA
Albayrak, M. (2012). Estetik’in Serüveni. Ankara: Akçağ Yayınları.
Danto, A. (2014). Sanat nedir. (Z. Baransel Çev.). İstanbul: Sel Yayıncılık.
Erden, E. O. (2016). Modern Sanatın Kısa Tarihi. İstanbul: Hayalperest Yayınevi
Eroğlu, Ö. (2015). Modern Sanat “20. Yüzyılda”. İstanbul: Tekhne Yayınları.
Gökberk, M. (2018). Aydınlanma Felsefesi, Devrimler ve Atatürk. İstanbul: Kırmızı Kedi Yayınları.
Hançerlioğlu, O. (1993). Düşünce Tarihi. İstanbul: Remzi kitabevi.
Kant, I. (2020). Arı Usun Eleştirisi. (Aziz Yardımlı Çev.). İstanbul: İdea Yayınevi.
Lynton, N. (2009). Modern Sanatın Öyküsü. (Cevat Çapan ve Sadi Öziş Çev.). İstanbul: Remzi kitabevi.
Platon, (2001). Devlet. (Sabahattin Eyüboğlu ve M. Ali Cimcoz Çev.). İstanbul: Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları.
Tunalı, İ. (2008). Felsefenin Işığında Modern Resim. İstanbul: Remzi Kitabevi.
Worringer, W. (2017). Soyutlama ve Özdeşleyim. (İ. Tunalı Çev.). İstanbul: Hayalperest Yayınevi.
Yetkin, S. K. (2007). Estetik Doktrinler. İstanbul: Palme Yayıncılık.
Görsel Kaynakçası
Resim 1. https://commons.wikimedia.org/wiki/File:Joseph_Mallord_William_Turner__Valley_of_Aosta,

Snowstorm,_Avalanche,_and_Thunderstorm1947.513__Art_Institute_of_Chicago.jpg (14.11.2022). Resim 2. https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/5/54/Claude_Monet%2C_Impression%2C_soleil_levant.jpg/1024px-Claude_Monet%2C_Impression%2C_soleil_levant.jpg (14.11.2022). Resim 3. https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/9/93/Gustave_CourbetBonjour_Monsieur_CourbetMus%C3%A9e_Fabre.jpg/1024px-Gustave_CourbetBonjour_Monsieur_CourbetMus%C3%A9e_Fabre.jpg (14.11.2022). Resim 4. https://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/2/25/Paul_C%C3%A9zanne%2C_FrenchThe_Large_BathersGoogle_Art_Project.jpg/1024px-Paul_C%C3%A9zanne%2C_FrenchThe_Large_Bathers-_Google_Art_Project.jpg (14.11.2022).
Resim: 5. https://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/thumb/4/4c/Les_Demoiselles_d%27Avignon.jpg/800px-Les_Demoiselles_d%27Avignon.jpg (14.11.2022).

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.