“ MONOLOG”
Buse Kanlıkılıç, Fatih Dülger, Nilay Sayrav ve Tayfun Gülnar temel olarak kendi sanatsal bakış açılarının ürünlerini “ Monolog” da görücüye çıkarıyor.Aynı kuşağın bireyleri olmanın getirdikleriyle bir takım benzerlikler gösterirken, her birinin kendi üretim süreci, kişisel yönelim ve sezgileriyle farklı bir tavır içerisinde var olur.
“Günlük hayatı domine eden biçimleri yalınlaştırarak, körleştiğimiz nesneleri ve yapıları alışılmış ortamlarından çıkartıp yeni ve alışılmamış bir düzlemde ele alıyorum. İzleyiciye sunduğum bakış açısında farklı perspektifler, nesnenin şeklinin ortaya çıktığı geometrik alanlar ve boşluğun etkisi hakim. Sınırlılığın verdiği ‘sertlik’ ve basitliğin verdiği ‘açıklık’ olgusuna yoğunlaşıyorum. Kendi etrafımda inşa ettiğim bu sınırlar aynı zamanda insanlar arasındaki mesafeleri ve bağları temsil ediyor.”
Buse Kanlıkılıç
“ Hızla değişip gelişen günümüz dünyasında insan bir yığın görüntü, ses, simülasyon, baskı,fikir ve duygu farklılıklarına maruz kalıyor.Hayat o kadar fazla oluyor ki özünden uzaklaşıp,kontrolsüz ve ruhsuz bir mekanizma olarak ağırlaşıyor.Resimlerim modernleşme sürecinin getirdiği bu duruma karşı bir duruş olarak azalma,arınma ve yalınlaşma düşüncesi üzerinden kompoze edilir.Boşluk kavramı plastik bir eleman ve içerik olarak kendini gösterirken, değişen “doğa” algısı da komposizyonlarımın çıkış noktası olmasıyla altyapısını oluşturur ve bütünler.”
Fatih Dülger
‘’Doğa ve onun insanoğluna verdiği biçimsel ve manevi zenginlikler, resmetme eyleminin dayanak noktasıdır.Doğanın derin duygusu ve insanın iç dünyasının gizleri ortak bir enerjide buluşarak resimlerimde formlara , renge ve pentüre dönüşüyor. Doğa ve insanın öz bağını hissederek yansıtmaya çalışmaktayım. Taklit ve betimlemeden ziyade anlama yoğunlaşıp ,benliğimde oluşanı aktarıyorum.’’
Nilay Sayrav
“Manevi kayboluşun etkilerini insanı merkez alarak bu konu üzerine yaşanmışlıkları ortaya koyan kompozisyonlar üretiyorum. Gösterdiğim figürler kaotik olaylar bütünüyle ilintilidir.Yaşamımda gözlemlediğim,yanlızlaşmak / uzaklaşmak gibi kavramların üzerine yoğunlaşıyorum. Figürlerim düşsel dünya kurgularında kendi yerlerini içe dönük biçimde koruyarak yaşıyorlar . Yaşamın içinde, üzerine düşünülecek önemli ‘’an’’ların ruhani yoğunluğu her parçayla birer birer birleşiyor. Geçmişle olan bağ, gelecekle ortaklığa çekiyor beni. Bu kurgular , varlıkla yokluğun bağını anımsatıyor.”
Tayfun Gülnar

