
Dünya var olduğundan bu yana, “Kadın” çok güçlü bir imge şeklinde her yerde ve her zaman karşımıza çıkmıştır.
Dört kutsal kitap, dört bir ağızdan, Adem’e yasak elmayı yedirdiği için hikayesinden ve cennetinden kovulan Havva’yı betimlemiş; insanoğlunun varoluş nedenini, bu baştan çıkarıcı ve tehlikeli varlığın günahıyla taçlandırmıştır.
Çoğu mitolojik efsanede “kadın” başroldedir; tanrıların tanrısı Zeus’u her defasında yerle bir eden kıskanç Hera, baştan çıkaran Afrodit, bilge Athena’dır; ne de olsa tanrıçadır! Bazen Leda, bazen de Truva’lı Helen’dir… Ama ölümlü ya da ölümsüz olsun, kadın her daim güçlüdür, akıllıdır, melektir/şeytandır, yoktan var edendir ve nice tanrıçalar vardır ki hala, ne yazık Homeros yazmamıştır daha!
Kadın uğruna fetihler yapılmış, tarih yazılmıştır ve yine aynı kadın uğruna savaşılmış, gerekirse ölünmüştür! Kıpkırmızı elmalar iştahla dişlenmiş, günaha girilmiş ve tövbe edilmiştir!
Günümüzde ise içinde yaşadığımız coğrafya itibariyle “Kadın” kimliğinin neredeyse ideolojik bir harp nesnesine dönüştürüldüğünü ve kadın bedeninin, fikrinin, zikrinin, yaşam tarzının, hatta seksüel tercihlerinin bile sorgulandığını görüyoruz.
Bekâret üzerinden namus siyaseti yapılıyor, rahim ve yumurtalıklara sözde sahip çıkarak ve kadını yok sayarak cinsel politikalar üretiliyor! Kadın kendi rahmi ve doğurganlığına yabancı kılınıyor, toplumun her kesiminden erkeğin “kadın” üstünden ahkâm kesmesine ve iktidar savaşlarına şahit oluyoruz!
İşte bundan ötürüdür ki, resimlerimi yaparken cinsiyet aidiyetinden yola çıkıyor; her biri Havva’ya öykünen, Adem’siz saklı cennetlerinde büyük bir cesaret ve tutkuyla tek başına var olan modern Havva’lar resmediyor ve hiç utanmadan, acımadan, sakınmadan Adem’lerine bakıp onları hem günaha davet eden, hem de sorgulayan bu modern Havva’lar aracılığıyla toplumdaki kadın kimliğimi/kimliğini sorunsallaştırıyorum. Maskülen ideolojiye karşı, feminen bir eleştiri de diyebiliriz bu duruma!
Gözde Baykara
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.