Köprü 2 / Bridge 2, Şeli Art Project, La Mancha – Soul Room – Kydonia (10 Eylül – 10 Aralık 2014)

Share Button

KÖPRÜ 2 / BRIDGE 2
10 Eylül – 10 Aralık 2014

şel
Sanatı günlük hayatımıza dahil eden, kent hayatına estetik çözümler öneren
Şeli Art Project kapsamında açılan sergiler ‘Her Yerde Sanat’ sloganıyla kent hayatını zenginleştirmeye devam ediyor.

Rolana Ceckauskaite, Sarantis Gagas ile Somnur Van Der Kraan,
Aslı Kutluay katılımıyla gercekleşen ‘Köprü 2 \ Bridge 2’ başlıklı sergi Şeli Art Project çatısı altında Kuruçeşme’de Soul Group’a ait La Mancha,Soul Room ve Kydonia Restaurant’larda
‘ART FOR THE SOUL’ kapsamında gerçekleştirilmektedir. Şeli Art Project Köprü/Bridge baslıklı sergisini kurgulayarak sanatı günlük hayatımıza dahil etmekle birlikte aynı zamanda yerel ve uluslararası sanatçıların eserlerini yanyana sergileyerek İstanbul ve Batı arasında bir diyalog kurulması amacına hizmet etmektedir.
Siz sanatseverlerin de bu etkileşime tanıklık edecek olması heyecanımızı
daha da arttırmaktadır.

Köprü/ Bridge sergisi Istanbul’un konumuna ve İstanbulluların haleti ruhiyesine de gönderme yapmaktadır. Köprü kavramı hem iki öğenin nihayet birleşip bütünleşebilecek olduğu haberini bizlere müjdelerken aynı zamanda öncesinde varolan ayrışmayı veya farklılaşmayı da icinde barındırmaktadır. İstanbul köprü kavramının hayat bulduğu bir kenttir. Bu kentte tüm farklılıklar somut ve soyut köprüler aracılığı ile yanyana yaşanmakta ve mükemmel derecede uyumlu ve rengarenk bir mozaik oluşturmaktadır.
Köprü/Bridge başlıklı bu sergi ile birlikte Avrupa’nın çesitli ülkelerinden gelen uluslararası sanatçılar ile İstanbullu sanatçılar biraraya getirilerek bu ahenk yeniden yakalanmakta ve ziyaretcilerin de bu mekanda bize eşlik etmesi beklenmektedir.
Deniz Atay Wolhwend

Sarantis GAGAS

Başlangıçta sadece doğa vardı. Sadece ve yalnızca. Ve insan doğanın ayrılmaz bir parçasıydı. Ardından insanın bilinci ortaya çıktı ve böylece insan doğanın karşısına geçerek onu gözlemlemeye başladı. Bu olay sanat üretiminin başlangıcına da işaret etmektedir. Çünkü sanat doğanın insan algısındaki yansımasının dışa vurumudur. Sarantis Gagas doğadaki süreklilik ve direnişten esinlenmektedir. Gagas’ın öz disiplini, calıskanlığı ve sabrı sayesinde karşımıza çıkan sonuç mükemmeldir. Sanatçının eserlerinde kelimeler görsel imgelere dönüşmektedir ve aslında bu yüzden bu eserlerin hiç biri masum değildir. Eserlerde her detay bir analoji veya bir sembol içermektedir.
Manis Stefanidis-Sanat Tarihçisi Atina Universitesi

Rolana CECKAUSKAITE

Rolana Ceckauskaite’nin görsel önermeleri izleyeni hafif ve mizahi bir ruh haline davet etmektedir. Sanatçının ele aldığı konuların hümanist karakteri insan doğasını dokunaklı bir biçimde yansıtmaktadır. Kullandığı dışavurumcu disartasyon (dışavurumcu çarpıtma) yöntemi ile sanatçı insan bedenlerinin biçimsel örnekliliğinden kendini soyutlayıp kendine özgü insan algısını bir çocuğun masumiyeti ve yetişkin birinin eleştirel bakışını eserlerinde birleştirmektedir. Sanatçının ‘ilustrasyonları’ mekan ve zamandan soyutlanmış kompozisyonlar gösterse de detaylardaki günlük hayat enstantaneleri dikkati cekmektedir.
Katia Kilesopoulou – Dr. Sanat Tarihçisi

Somnur VAN DER KRAAN

Köprüler ayrıları birleştirmek, ulaşılamayana ulaşmak, uzakta kalana yaklaşmak, bazen de sadece geçip gitmek için kurulur…
Şimdi, ışıkla gölgenin arasında arasına uzandım ve artık bir köprüyüm. Işığın bana yarattığını kabul ettim, gölgeyi arkama aldım ve bitkilerin şifalı güçlerini, hayvanların sevgi dolu saf enerjilerini, mavisi gökyüzüne karışan berrak bir denizi, ağaçların görkemini düşlemeyi, düşlerimi resimlemeyi ve düş resimlerimle izleyenlere coşku vermeyi seçtim.
İnsanlar tarafından yaratılan imgeler ne kadar insanlığı şefkate, sevgiye, birbirinin varlığını kabul etmeye ve kucaklamaya, hepimizin bir – ve aynı – bütünün parçaları olduğunun bilincine çekerse insanlık o kadar kolay sevgi ve huzur dolu bir frekansa geçer. Bu gün insanlık keder dolu bir dünyadan şikayetçiyse bunu değiştirmenin en güzel yollarından biri ışıklı imgeler yaratmaktır.
Unutmayın ki her düşüncenin bir frekansı vardır ve maddeye dönüşür. Düşüncelerimizin ve duygularımızın arasında ışıktan bir köprü olabilir/oluşturabilirsek, hayatımız da o kadar renkli olacaktır…

Bana göre soyut resim yoktur sadece bilincimizin dışında, bize öğretilmiş alışılmış biçimlerin dışında biçimler vardır. Alışılmışın dışındakileri izledikçe düş dünyanız ne kadar zenginse o kadar size ait olanla karşılaşırsınız ya da daha önce karşılaşmadığınız biçimlerle tanışırsınız.
Son zamanlarda her ne kadar soyut betimlemeleri seçtiysem de başka çalışmalarımda alışılmış imgeleri de kullanabileceğim betimlemelerim olabilir. Bu sergideki çalışmalarım tuval üzerine yağlıboyadır ama çalışmalarımda malzemeye açık ve özgür çalışmaktan yanayımUnutmayın düşünce bir frekanstır ve maddeye dönüşür. Düşüncelerimiz ne kadar aydınlık olursa hayatımız da o kadar renkli olacaktır. Bırakın ışık içeri girsin.

Aslı KUTLUAY

“Varoluş insanda, ama yalnız insanda, özden önce gelir. Bu demektir ki insan önce vardır; insan özünü kendi yaratır. Nasıl mı ? Dünyaya atılarak, orada acı çekerek, savaşarak yavaş yavaş kendini belirler. Bu belirleme yolu hiç kapanmaz…”
Jean Paul Sartre

Benim en değerli “Köprü”m ise iç dünyama yolculuk yapmamı sağlayan hayalllerimdir. Hayallerimi anlattığım tual ve boyalarımdır. Bazen kolaj yapmak için topladığım artık malzemelerdir. Kaynak yaptığım şekil verdiğim hikayelerimi dönüştürdüğüm demir transmisyonlardır. Sanat sayesinde yarattığım özümdür. Resim ve sanat benim en önemli varoluş sebebimdir…

Aslı Kutluay’ın tüm işlerinde zarif bir şakacılık ve sevinç görülür. Coco Chanel, Kutluay’ın resmettiği bir cok karakterde altını çizdiği bir arketiptir. Sanatçının karakterlerinin elinde sıklıkla görülen sigara çağının ve mekanının ötesinde bir kadınlığı oldukca dışa vurumsal
ve dokunaklı bir bicimde yansıtır. Kutluay’ın kadınları üzerinde katı sınırlamalar olan bir atmosferde tehditlere açık ve savunmasızdır.
Tchera Niyega-Kuratör ve Sanat Yayıncısı

Sanatçının referanslarının coğu Art Nouveau ve Beat kuşağını içerir. Doğadan izler, bitki ve hayvan yaşantıları, 1920’lerden savaş sonrası ile 1950’lere dek geçen devrin insan mimik ve ifadeleri sanatçının algı dünyasını yansıtmada kullandığı atmosferi olusturur.

Luc V. Zwaenepoul – Brüksel, 2010

LA MANCHA – SOUL ROOM – KYDONİA
Muallim Naci Cad. No: 107 Kuruçeşme İstanbul

İletişim:
Şeli Art Project
www.selisanat.com
selibenhabib@gmail.com
05422375241
05554239393

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.