Hellespont, Fatih Karagül, Arteistanbul Sanat

Share Button

1522666_604652069583096_50918092_o

Helle’nin dalgalarında rüzgar yüksekten eser,
En fırtınalı gecedeki denizler misali…
(George Gordon Byron, Abidos’un Gelini, 1813)

“HELLESPONT ” Seramik Heykel Sergisi
Tarih çağları boyunca Anadolu kıyılarının farklı uygarlıklarca iskan edilerek, zengin bir kültür kompozisyonu oluşumuna kaynaklık ettiğini görmekteyiz. Uygarlıkların bu toprakları seçmesinde, Anadolu’nun barındırdığı zenginlikler en önemli etkenlerdendir. Akdeniz’den itibaren, Karadeniz’e dek gerçekleşen bu iskan kimi zaman kolonizasyon, kimi zaman da yağma ve yıkımla gerçekleşmiştir. Ege Denizi ile Karadeniz arasında bir köprü görevi oluşturan Marmara Denizi ise boğazları ve konumu ile oldukça stratejik ve jeopolitik bir önem arz etmiştir. Dolayısıyla bu topraklar hep farklı güçlerce elde edilmek istenmiştir. Troia savaşı ile başlayan batının doğuyu ele geçirme çabaları Anadolu’yu elde tutma zorunluluğu doğurmuş, Haçlı savaşları ile devam eden bu çabalar, Çanakkale savaşları ile yakın tarihte kültürümüz için önemli bir dönüm noktası oluşturmuştur.
Tarihte yaşanan bu sürecin önemli bir kısmına Çanakkale kıyıları ve boğazı tanıklık etmiştir. Olaylar mitoloji ile kaynaşarak antik çağlarda başlar. Var olan temalar farklı yaratıcılar tarafından farklı biçimlerde kurgulanarak eserlere dönüştürülmüştür. Hera ile Leandros, İlyada ve Aeneas, Argonatların seferi gibi ilk akla gelebilecek mitolojik öyküler hep bu kıyılarda doğmuş ve pek çok esere kaynaklık etmiştir. Serginin temel fikrini en iyi şekilde yansıtacağı düşünülerek Çanakkale Boğazı’nın isimlerinden biri olan “Hellespont” kelimesi, sergi adı olarak bu paralelde belirlenmiştir. Helle’nin Denizi anlamında kullanılan bu kelimenin kökeninde, Hellespont deniz tanrıçası Helle yer almaktadır. Pek çok uygarlık, hayali ya da gerçek pek çok kahramanın adının geçtiği bu bölge, bünyesinde barındırdığı değerler açısından da önemlidir. Geçmişe baktığımızda, günümüzdeki pek çok uygulamanın izlerini bu bölgede görebilmekteyiz. Hellespont ve yakın çevresi de bu değerler adına büyük bir zenginlik barındırdığından, sergide yer alan uygulamalar, bu verilerden esinlenerek üretilmiş bir seçki olarak değerlendirilmişlerdir. Antik kentlerin varlığı ve bunların mimarisi, plastik şekillendirme için başlangıç oluşturmuştur. Özellikle megaron planlı yapıların, mimarlık ve uygarlık tarihi için önemi, seramik heykellerde kişisel yorumlarla ele alınmaya çalışılmıştır. Depolar, kutsal alanlar, mezar yapıları, kuleler, işlikler, yıkıntılar, üst üste tabakalaşmalar sütrüktürel bir anlayışta ele alınmıştır. Mimari görünümlerin yanı sıra deniz ve denizcilikle bağlantılı olarak gemi ve balık temaları ile heykeller zenginleştirilmiştir.
Plaka parçalarının birbirlerine monte edilmesiyle parçadan bütüne ulaşma anlayışı doğrultusunda şekillendirilen heykellerin genelinde biçim, doku ile bütünleştirilerek şekillendirilmiştir. Yalın ve dokulu yüzeylerin zıtlığı, monotonluğu yok etmeye ve dokunun yüzeylerde oluşturduğu yıpranmışlık hissi ile, yüzeylerde uygulanan patina zamanın izlerini izleyiciye yansıtmaya çalışır. Gotik etkili masif yapılar kimi zaman boşluklarla hafifletilmiş kimi zaman da yine bu boşluklarda merak oluşturan karanlık alanlara dönüşmüştür. Bu alanların içindeki strüktürel yapı ön plana çıkarılmadan hem heykelin yapısına hem de tasarımına ait bir unsur olarak ele alınmıştır. Heykeller temelde porselen ve gre malzemeden şekillendirilmişlerdir. Teknik gereklilik nedeniyle pişirimleri 1230 oC de gerçekleştirilirken, bir kısmı ise daha düşük dereceli çamurdan 1040-1100 oC aralığında pişirilmişlerdir. Kimi heykeller ise porselenin saf ve çekici güzelliğinden yaralanmak için patina veya sır kullanmadan doğal halleri ile bırakılmıştır. Bazı heykellerde en az düzeyde kullanılan yabancı malzemenin form ile uyum içerisinde olmasına çalışılmıştır.
M.FatihKaragül Çanakkale, 2013 Aralık

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.