Özgen Yıldırım: Orta Doğu Çağdaş Sanatında Arkeolojik Bir Yolculuk, Akram Zaatari Sergisi

Share Button

Fotoğraf, İnsanlar ve Modern Zamanlar Üzerine, Akram Zaatari, 38'43'',  2010

 

Özgen Yıldırım
Sosyolog&Sanat Yazarı
ozgenyil@gmail.com

Arkeoloji yalnızca toprağın altındaki saklı olanı bulmayı ve onu benzerlerinin yanına müzeye yerleştirmeyi değil, aynı zamanda, tarihsel kaydının tutularak insanlık tarihinin en gerisine, arke’sine yapılan bir yolculuğu da temsil eder…

İnsanlık tarihinde geriye, en geriye doğru yapılan her bir yolculuk elbette, yaşadığımız coğrafyaların, toplumların, kültürlerin dahası insanlığın varoluşuna bir açıklama getirmek, onu zaman perspektifinde konumlandırmak ve anlamak için yapılan paha biçilmez bir girişimdir. Arkeolojinin ideoloji ile olan ilişkisi ise tam da tarihsel belleğin oluşturulması sürecinde devreye girmektedir. Tarihsel bellek, ideoloji ile beslenerek gelişmekte ve birikimli olarak ilerlemektedir. Peki sanat bu sürece nasıl dâhil olmaktadır? Sanat elbette arkeoloji ile tarih arasındaki estetik dengenin adıdır aynı zamanda. Keşfedilen her bir obje/şey, biricikliği ya da tarihsel değeri anlamında sanatsal bir üründür dolayısıyla insanlığın yapıp ettiklerinin estetik bir temsilidir. Bu ilişkisel bağlantıların kendisi ve yorumu ise ideolojinin ta kendisidir. İdeoloji, kavramlar aracılığıyla nesnenin ya da temsilin zihinde anlam ve yorumunun oluşmasını sağlayan ve ona hizmet edendir.

Dipnot(28 Gece ve Bir Şiir), Akram Zaatari, 06'07'', 2014

Arkeolojiyi estetik temsilin irdelenmesinde ve ideolojiyi yapıtın yorumlanma sürecine odaklayarak izleyicinin zihninde nasıl bir tasavvurun oluştuğunun peşine düşmek… Lübnanlı sanatçı Akram Zaatari, tam da bu noktada, sanat yapıtlarının arke’sine giden yolculuğa konumlar izleyiciyi. Sanatçı, doğduğu ve yetiştiği coğrafyanın, toplumun ve kültürün insan zihnini ve insana dair olan her ne varsa onu, nasıl şekillendirdiğini metinsel olarak değil de yapıt üzerinden aktarır. Lübnan’ın gözde şehri Beyrut’un savaş sonrası harabeleşmesi, dahası bombalanmış, yıkılmış, mermi izleriyle bezenmiş izbe binaları, bu binaların çocuklar için oyun parkına dönüşmesi, tüm bu yıkımların akabinde yeniden yapılandırılmaya çalışılan bir kent, yükselen yeni ve devasal binalar dolayısıyla umut vaat eden modern zamanlar  Zaatari tarafından sanat aracılığıyla yapılan arkeolojik irdelemenin genel hatlarını oluşturur.

Stüdyo Şehrazat - Girl-, Akram Zaatari, 2006

Salt Beyoğlu’nda, Akram Zaatari Sergisi, sanatçının var olduğu coğrafyanın ve şekillendirdiği insanın günlük, sıradan, yeri geldiğinde karmaşık bir o kadar da girift oluşunu vurgular. “Fotoğraf, İnsanlar ve Modern Zamanlar Üzerine” (2010) isimli video çalışmasında sanatçı, fotoğraflar üzerinden ilerler. Fotoğrafların elde edilmesinden ne olabileceklerine dair yorumları da ekleyen Zaatari, videoyu iki ekrana bölümleyerek, aynı zamanda durağan fotoğraf algısını medya araçları sayesinde dinamik bir öyküye çevirir. Görüntüyü aktaran televizyon, ona bağlı bir kamera, kamera kasetleri, diğer tarafta bir laboratuvar ortamında gibi fotoğraf albümünü çeviren bir figür ve albümün yakın plan detay görüntüleri oldukça komplike, oldukça etkili bir çalışmayı ortaya koyar. Her bir fotoğrafın hikâyesi, diğer fotoğrafların hikâyesiyle birleşmekte adeta ortaya insana dair bir tarih yazını ortaya çıkmaktadır. Yine “Dipnot” (2014) sanatçının “28 Gece ve Bir Şiir” isimli filminin son sahnesinden meydana gelir. Stüdyo Şehrazat’ın mekân olarak kullanıldığı videoda Zaatari, teknolojilerin gelişmesiyle fotoğraf ve baskının, dijital ortama, oradan bilgisayar ve cep telefonlarına doğru hızlı bir şekilde nasıl evrimleştiğini çoklu medya enstellasyonu olarak yeniden konstrüksiyona uğratır. Sanatçı bir nevi teknolojinin sanatla olan bağının evrim sürecine bellek kaydını dipnot olarak düşmüş olur.

Bir ba-ka çerçeve, Akram Zaatari, Video Enstalasyon, 1998-2013

“Beyrut Parçalı Görüntüler” (2014) isimli video çalışmasında Zaatari, savaş sonrasının modernleşme sürecinin, insan üzerindeki parçalı ve bulanık etkisinin altını çizer. Onun parçalı görüntüleri, insanların ulaşabildiği cep telefonları ve bu telefonların kayıt altına aldığı fotoğraflar ile insan bedeninin bir dil olarak algılandığı bir kentin deşifresini oluşturur. Kentin bu denli yoğun belirleyiciliğinden insanı odağına alan sanatçı, “Bir Başka Çerçeve” (1998-2013) isimli video enstellasyonunda, insanın beden dili üzerinden duruşlarını ve hareketlerini kayıt altına alır. Kadın, erkek ve çocuk figürlerinin kameranın karşısında sabit bir pozda durmaya çalıştıkları görülürken Zaatari’nin özellikle üzerinde durduğu cinsiyet olgusu burada alt metni oluşturmaktadır. Çıplaklık, örtü vb. erotik çağrışımlar beden dili ile sergilenen performanslar ile izleyiciye doğrudan aktarılır. Sanatçının var olduğu ve yaşadığı coğrafya düşünüldüğünde, cinsiyet ve cinsellik olgularını irdelemesindeki cesareti “Sana Deli Oluyorum” (1997) isimli belgeseliyle başlamıştır. İki erkek arasında çıplaklık olgusu üzerinden beden dillerini kullanarak yaşamaya çalıştıkları aşkın, gücü temsil eden tercih edilme ve karşıtı, edilmeme üzerinden sorgulandığı bu video, “Bir Başka Çerçeve”nin çıkış noktasını oluşturmuştur.

Bayan Baqari'ni çizili portresi, Akram Zaatari, Stüdyo Şehrazat, 1957-2012

Zaatari’nin kişiler arası ve toplumsal perspektifte işlediği cinsiyet teması, kişiler üzerinden toplumsal cinsiyet rolleri bakımından da mercek altına alınır. Toplumun kadına ve erkeğe yüklediği roller, sanatçı tarafından olduğu gibi, olması beklenen roller altında verilmiş olan fotoğraflar üzerinden yeniden gündeme alınır. “Vücut Geliştirici 5 ve 6” (1948-2011), hasarlı negatiften basılmış, Hahem el Madani fotoğraflarından oluşan büyük boy baskılar ile Bayan Baqari’nin Çizili Portresi (1957-2012) isimli iki portre, cinsiyet ve rollerin genel algısına hitap eder. Bayan Baqari’nin portresine atılan çizikler ise protest bir nitelik taşımaktadır. Sanatçının, fotoğraf ve kameraları bir araç olarak kullandığı yapıtlarında “Stüdyo Şehrazat Giriş” (2006) isimli çalışması, yapıtların mekân kavramıyla olan genel algısının kendisinin, bir yapıta dönüştüğü bir çalışma olarak karşımıza çıkarken, serginin genelinde kendisinin bir fotoğraf sanatçısı gibi konumlandığı çalışmalardan hareketle “Bir Fotoğrafçının Portresi” (2013) isimli video enstellasyonu, estetik unsurları taşıyan etkili bir çalışmadır.

Vücut Geliştirici 5, 6, Akram Zaatari, Hasarlı negatiften basılmış Hashem el Madani foto-raflar-, Sayda, 1948-2011

Akram Zaatari, Orta Doğu’nun geleneksel referanslarını oldukça cüretkâr temalarla ele almış, teknolojinin eski ile yeni arasındaki gelişimini video ve enstellasyonlarında estetik bir temsil olarak kullanmış dahası fotoğraflar üzerinden mekân ve zaman olgularını yeniden konstrüksiyona tabi tutarak geniş bir perspektif sunmuştur. Tüm bu sanatsal çalışmaları arkeolojinin titizliğiyle gerçekleştirirken ideolojik yorumlamalara da yeni bir alan açmıştır. Dolayısıyla Orta Doğu çağdaş sanatını Beyrut üzerinden Batı’ya ve tüm dünyaya açmayı başarmıştır.

Zamanın Sonu, Akram Zaatari, 14'26'', 2012

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.