Anel İş Merkezi’nde bulunan ve Anel Grup tarafından desteklenen Galeri 5, ‘Yağmurdan Önce’ başlıklı karma sergiye 14 Ocak-20 Mart 2015 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor. Anel Grup’un sosyal sorumluluk projeleri kapsamında sanata ve genç sanatçılara destek için açmış olduğu Galeri 5, Ocak ayında ilk sergisini doğa ve insan ilişkisine odaklanan genç sanatçılardan Meliha Sözeri, Engin Ümer, Sinem Yıldırım ve Ahmet Yörük’ün çeşitli malzemelerle ürettikleri heykel, resim, yerleştirme ve desenlerden oluşan eserlerle açıyor.
Doğa insan için hem vazgeçilmez bir yaşam kaynağı hem de onun en büyük korkusudur. Varoluşundan beri doğaya hükmetmek isteyen insan egemenliğini ilan ederken doğa ile arasında sentetik bir ilişki kurar. Doğanın bir parçası olmaktansa onu kendi amaçları doğrultusunda şekillendirerek kendi yaşam alanını oluşturur. Fakat bu sentetik yaşamdan bunalan modern insan bir yandan da doğaya geri dönme özlemi duyar. İnsanın doğayla olan gelgitli ilişkisinin en basit örneği gök gürültüsü, şimşek çakması ve ardından gelen yağmurdur. Betonlar yığınlarından oluşan büyük şehirlerde doğanın gücünü hatırlatan yağmur insana büyük bir ilham kaynağı olmuştur.
‘Yağmurdan Önce’ sergisinde yer alan sanatçılar kullandıkları doğal malzemelerin (mermer, bronz, ahşap…) yanı sıra oluşturdukları imgelerle insanın kendini doğanın karşısında nasıl konumlandırdığını irdelerler. Sinem Yıldırım farklı insan karakterlerini, yarattığı mistik bahçelerin içine yerleştirdiği hayvan figürleri üzerinden yorumlarken, Engin Ümer, ‘Ormanda’ serisinde, belleğindeki doğanın etkilerini nokta ve çizgilerin bir araya gelmesinden oluşan desenler aracılığıyla aktarır. Ümer, doğanın olağan düzenini, çizimlerine eklediği insan bulgusuna geometrik formlar yerleştirerek sorunsallaştırır. Meliha Sözeri ise, mermer ve bronzdan ürettiği işlevini yitirmiş şemsiyesiye heykelleriyle doğa ile olan paradoksal ilişkimizi sorgulamaya iter. Ahmet Yörük’ün form odaklı üretimi, insanın doğaya hükmetmek ve kendi yaşam mücadelesini sürdürmek için geliştirdiği gereçlere (tekerlek, sapan) benzerliği ile dikkat çeker ve kendi gerçekliğinden uzaklaşan bu nesnelere yeni bir bakış açısı kazandırır. Yörük’ün bir şövaleyi metal iplerle duvara sabitlediğ ‘Askıdaki Diagonal Şövale’ başlıklı eseri ise, insanın doğayla olan çelişkili ilişkisine farklı bir boyut katar. Resim yaparken, görüleni rahat kopyalayabilmek için kullanılan şövale, Aristoteles tarafından da ileri sürüldüğü gibi sanatın asıl amacının doğayı taklit etmek (mimesis) olduğunun bir simgesi olarak sergide yer alır.

