İtici Güç / Propulsion, Didem Özbek, Galeri Zilberman, (14 Mart 2015 – 02 Mayıs 2015)

Share Button

it

Galeri Zilberman’ın proje alanı Didem Özbek’in ‘İtici Güç’ isimli sergisini gerçekleştirmekten mutluluk duyar. İtici Güç, Galeri Zilberman’ın Mısır Apartmanı ikinci katında yer alan mekanında 14 Mart – 2 Mayıs tarihleri arasında görülebilir.

Sergi kelimesinin Türk Dil Kurumu sözlüğündeki birinci anlamına referans olarak kullanılan ‘Bir karpuz sergisi açabilmek için projeler yapmakta idi’ cümlesinin izini süren Didem Özbek zaman içinde ‘Kırmızı Bayrak / Mavi Bayrak / Beyaz Bayrak’ olarak özetlediği çok katmanlı projeler dizisini geliştirdi. Özbek bu proje serisinde bir sanatçının varlığını; yaratma, üretme, sergileme ve işini satma süreçlerini gerçekleştirebilmek adına kendini nasıl konumlandırdığını ve başarılı olabilmek için kurması zorunlu profesyonel ilişkileri, Sait Faik Abasıyanık’ın Bir Karpuz Sergisi başlıklı hikâyesi üzerinden kurgulayarak sorgulamayı amaçlıyor. Galeri Zilberman’ın proje alanında sergilenecek olan İtici Güç isimli yerleştirmesinde sanatçı projesinin ikinci aşaması olan Mavi Bayrak sürecinden üçüncü aşaması olan Beyaz Bayrak sürecine geçiyor. Korkularını yenebilmek adına göstermek zorunda olduğu cesaret, kabullenme ya da teslimiyet gibi yıpratıcı duygularla tıpkı Bir Karpuz Sergisi hikayesindeki dilenci ve mesen misali bir kenardan denize girerek ya da denizi izleyerek yüzleşiyor.

Mayıs-Haziran 2012’de SALT Galata’da gerçekleştirdiği bir yayın, yerleştirme, performans ve tartışma dizisiyle kısaca Kırmızı Bayrak dediği projesinin ilk aşamasını gerçekleştiren Özbek, Bir Karpuz Sergisi hikayesinin ilk kez yayınlandığı 20 Mayıs 1936, Çarşamba tarihli Kurun gazetesinin üzerine müdahalede bulunarak, 76 yıl sonra 20 Mayıs 2012, Pazar günü 1000 kopya olarak yeniden yayınlamış ve 1936 gündemini günümüz gündemine bağlayacak bir Pazar İlavesi’ni Mayıs 2013’de yayınlamak üzere çalışmalara başlamıştı. Ancak ülke gündemindeki beklenmedik değişiklikler 1936 tarihli Kurun’da da etkisini gösterdi ve sanatçı kurduğu ilişkileri güncellemeye karar verdi. 2014’ün ilk yarısındaysa tıpkı açmak istediği karpuz serginin tüm detaylarına vakıf olsa da bunu gerçekleştirmek yerine yüzmeyi tercih eden dilenci gibi Özbek de gerçekleştirmek istediği yayına odaklanmak yerine olimpiyatlara hazırlanır gibi Boğaziçi Kıtalararası Yüzme Yarışları’na katılma hedefine öncelik verdi. Bu süreçte spor ve sanat dünyasındaki rekabet ve sürekli zirvede olma baskısının benzerliklerini kendi üzerinde deneyimledi. Seçkin bir spor ya da sanat etkinliğinin öznesi olabilmek için sadece rekabet ve başarıya odaklanmak değil, yaptığın işten keyif alma duygusunu da işin içine katmak gerektiğini düşünen Özbek projesinin ikinci etabını kamusal alanı mavi bayraklı bir plaj gibi değerlendirerek Boğaz sularını dünyanın en temiz ve yüzülmesi keyifli deniziymiş gibi tarif eden kadınlı-erkekli bir grubun arasında var olarak, onların yaşam çoşkusundan ve Sait Faik’in İstanbul sularında yüzmeyi çok seven dilenciyle meseninden ilham alarak kurguladı. Boğaz kıyısındaki bir kaldırım kenarında gerçekleştirmek istediği bu projesinin bürokrasi sarmalına takılıp kamuya açık bir programla gerçekleşme şansı bulamaması, sanatçının Boğaz akıntısında bir ileri bir geri yüzmeye devam ederek projesine itici güç kazandırmak ve kamusal alandaki yaratıcı çözümleri gözlemleyerek yeni işler üretmesini sağladı.

İtici Güç kafamıza adeta kazınan engellerin etkisini sürdürmesinde kişinin rolünü sorguluyor. Nerede takılıp kaldığımızı bir kaldırımda oturmuş düşünürken tüm bu yıpratıcı süreç içerisinde üzerine bastığımız beton kütlenin eriyip sonsuz bir kumsala dönüşebileceğine dikkat çekiyor. Yerleştirmede kullanılan Türkçe metin karşılaşılan engelleri, İngilizce metinse bunu aşabilmek için beyne işlenmesi gereken farklı yaklaşımlara işaret ediyor. Özbek’in İtici Güç yerleştirmesinin bir parçası olarak göstereceği LODOS isimli video çalışmasında, sanatçının üstesinden geldiğini sandığı korkularıyla hiç beklemediği bir anda yeniden karşılaşınca nasıl nefessiz kaldığını görüyoruz. Hepsi ilginç bir şekilde görme ve hissetme yetisinden yoksun, çoğu beyaz ya da solgun varlıklar arasında tek farkındalığa sahip canlı olarak ilerlemeye çalışan sanatçı korkularını etkisiz kılamadığı sürece hiç bir ortamda varlığını sürdüremeyeceğini düşünüyor. Bu video İtici Güç yerleştirmesi beraberinde, Galeri Zilberman’ın proje alanında 9 Mayıs 2015 tarihine kadar izlenebilir.

Didem Özbek İstanbul’da yaşayan ve çalışan bir sanatçı ve tasarımcı. Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ndeki Grafik Tasarım eğitiminden sonra, Londra’daki Central St Martins College of Art & Design’da İletişim Tasarımı Masterı’nı tamamladı. Kavramsal sanat projeleri üzerine yoğunlaşan sanat pratiğinde basılı malzeme ve sanatçı kitapları aracılığıyla izleyici katılımına açık performatif yerleştirmeler gerçekleştiriyor. International Design Center Nagoya, Japonya (1997); Akbank Sanat, Türkiye (2003); Umetnostna Galerija Maribor, SIovenya (2006); Museo Madre, Italya (2009); Tate Modern, Britanya (2010); CCA Ujazdowski Castle, Polonya (2010), Local Global Plan, Danimarka (2011); Asia Triennial Manchester ‘11, Britanya (2011); SALT Galata, Türkiye (2012) ve 9. Şangay Bienali Bandung Pavyonu (2012) Çin’de işleri sergilenen Özbek İstanbul’daki PiST/// Disiplinerarası Proje Alanı ortak kurucularından.

Daha fazla imaj ve bilgi için Zeynep Temiz ile iletişime geçebilirsiniz: zilberman@galerizilberman.com

14 March – 2 May 2015
Didem Özbek / Propulsion

Galeri Zilberman’s project space is pleased to announce Didem Özbek’s exhibition titled Propulsion. It can be visited at Galeri Zilberman’s space on the second floor of Mısır Apartmanı between March 14 and May 2.

Tracing the example sentence used in the definition of the word “exhibition” in Turkish Language Association’s
dictionary (‘He was doing projects to be able to open a watermelon exhibition’), Didem Özbek has in time developed a multi-layered project series which she summarises as Red Flag / Blue Flag / White Flag. In this project, Özbek aims to fictionalise and question an artist’s being; how he/she positions him/herself to be able to create, produce, exhibit and sell his/her work, and the professional relationships he/she has to form in order to be successful, using Sait Faik Abasıyanık’s short story Bir Karpuz Sergisi / A Watermelon Exhibition. In her installation Propulsion, the artist passes on from Blue Flag, the project’s second phase, to its third, White Flag. She faces wearing emotions such as courage, acceptance and resignation that she needs to show in order to overcome her fears, by going in the sea or watching the sea just like the beggar and the patron in A Watermelon Exhibition.

Özbek realised the first phase of her project she calls Red Flag with a series of publications, installations, performances and debates in May and June of the year 2012 at SALT Galata. She modified the Wednesday, 20 May 1936 issue of the newspaper Kurun, in which A Watermelon Exhibition was first published, and re-published one thousand copies of it 76 years later on Sunday, 20 May 2012, and started work on re-publishing in May 2013 a Sunday supplement which will tie the agenda of 1936 to the agenda of today. However, the unexpected developments in the country’s agenda proved the effect of the 1936 Kurun, and the artist decided to update the relationships she formed. In the first half of 2014, despite having a good grasp of all the details of the watermelon exhibition she wanted to open, she instead chose to swim like the beggar in the story and gave priority to her aim to participate in Boğaziçi Intercontinental Swimming Competition. During this period she experienced the similarities between the pressures of competition and staying on top in the worlds of sports and arts. Özbek believes that in order to be a subject of an elite sports or arts event, one should not only focus on competition and success, but to make sure they get enjoyment out of the work they do as well. She devised the second phase of her project by using public space as a blue-flagged beach, by including herself amongst men and women who describe the Bosphorus waters as the world’s cleanest and the most pleasant to swim in, getting inspired by their zest for life and Sait Faik’s beggar and his patron who loved swimming in the Istanbul waters. She originally wanted to realise this project on a pavement on the Bosphorus shore. The bureaucratic reasons that prevented it from taking place in a public space inspired her to give ‘propulsion’ to her project by swimming up and down the Bosphorus stream and producing new works by observing creative solutions in public space.

Propulsion examines the role of the individual in the continuous impact of the obstacles that are imprinted in one’s mind. It draws attention to the fact that while we may be sitting on a pavement somewhere thinking about where we got stuck, the concrete block we’ve stepped on during this wearing process could melt and turn into an endless sandbank. The Turkish text used in the installation points out the obstacles met, while the English one talks about the approaches one should imprint on the brain in order to tackle them. In Lodos, a video Özbek will present as part of the Propulsion installation, we witness how the artist was left gasping for air when faced with fears she thought she had already overcome. The artist, trying to move along as the only living being with a sense of awareness amongst the interestingly all blind and senseless and mostly white or pale beings, thinks she will not be able to continue her existence in any environment unless she neutralises her fears. This video can be watched as part of the Propulsion installation at Galeri Zilberman’s project space until May 2, 2015.

Didem Özbek is an artist and designer who lives and works in Istanbul. She graduated from the graphics design
programme at Mimar Sinan University and went on to complete her master’s degree in communications design at
London’s Central St Martins College of Art & Design. In her practice which focuses on conceptual art projects, she realises public performative installations using printed material and artist books. She has had works exhibited at International Design Center Nagoya, Japan (1997); Akbank Sanat, Turkey (2003); Umetnostna Galerija Maribor, Slovenia (2006); Museo Madre, Italy (2009); Tate Modern, UK (2010); CCA Ujazdowski Castle, Poland (2010), Local Global Plan, Denmark (2011); Asia Triennial Manchester ‘11, UK (2011); SALT Galata, Turkey (2012) and the 9th Shanghai Biennial Bandung Pavillion, China (2012). She is also a co-founder of PiST /// Interdisciplinary Project Space in Istanbul.

Please contact Zeynep Temiz for more images or information at zilberman@galerizilberman.com

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.