Parmakta Bir Dağ, Anüste Bir Dağ, File Binmiş Bir Dağ, Seda Hepsev, x-ist, (05 Mart – 04 Nisan 2015)

Share Button

seda

x-ist, 5 Mart – 4 Nisan 2015 tarihleri arasında sanatçı Seda Hepsev’in beşinci kişisel sergisine ev sahipliği yapıyor.

Hepsev’in “parmakta bir dağ, anüste bir dağ, file binmiş bir dağ” başlıklı sergisi adını, Etel Adnan’ın “Arap Kıyameti” isimli kitabında geçen, “parmakta bir güneş, anüste bir güneş, file binmiş bir güneş” ifadesinden alıyor

Seda Hepsev’in geniş ve çoğu zaman yerel bir kavrama odaklanan işlerden, hayatın bütününe dair minör alıntılara geçişinde, İstanbul’dan Zürih’e taşınması da etkili oldu.

“Coğrafi koşulların insanların yaşam şekilleri üzerindeki etkisi bilindik bir konu. Ben de, içinden deniz geçen bir şehirden, içinden dağların geçtiği bir şehre taşındığımda, bu yeni coğrafi etkileşimin sonuçlarını farketmeye başladım. Hangi konumdan, hangi açıdan bakılırsa bakılsın mutlaka bir dağ silüeti, bir dağ parçası ile göz göze gelmek, açık alanda bile ortaya çıkan kapalılık hissi, kimine göre hoş bir manzara olarak tanımlanırken, bende çoğu zaman klostrofobik bir his yaratıyor. Kuralcılığı ile tanınan bu toplumda, aykırı olan herhangi bir şey, bu dağlardan birine çarpıp geri dönebilir. İşte bu noktada, söz söyleyen, iktidar olan, erkek olan, baskın olan, fallik olan, dağın kendisi halini aldı.” (Seda Hepsev)

Sergide dağ imajlarından oluşan, farklı tekniklerle üretilmiş iki ayrı seri ve tuval resimleri görüyoruz. Hepsi iç mekanlarda, farklı kişilerle geçirilen zamanları temsil eden eserler, fotografik anları resim üretiminin kendi zamanına yayarak, bir hesaplaşma yoluna gidiyor. “Pasif Meydan Okuma” serilerinde ise, kumaş üzerine işlenen dağ motiflerine ve desenlere rastlıyoruz. Bu kez yalnızca zamana değil, direkt dağ imajının kendisine de takıntılı denilebilecek şekilde meydan okunuyor.

İzleyicilere dağıtılacak posterler de serginin bir parçası. Desenlere, işlemelere ve bu posterlere bir bütün olarak baktığımızda, sanatçının hayatının vazgeçilmezi haline gelen dağ imajını tüketme, ya da galerinin kapalı mekanının içerisinde açık mekan görüntülerinden oluşan yeni bir kapalı mekan yaratma girişimi daha net algılanıyor.
————————–————————–————————
x-ist is hosting the fifth solo exhibition by Seda Hepsev between March 5 and April 4, 2015.

Hepsev’s exhibition entitled “a mountain in the finger, a mountain in the anus, a mountain riding an elephant” takes its name from the expression “a sun in the finger, a sun in the anus, a sun riding an elephant” in Etel Adnan’s book “The Arab Apocalypse”.

Seda Hepsev’s migration from Istanbul to Zurich also had an impact on her transition from generic works often focusing on a local concept into minor quotes about life as a whole.

“The impact of geographic conditions on life styles of people is a familiar issue. As I moved from a city with water passing through to a city with mountains passing through, I also began to realize the consequences of this new geographic interaction. Always coming face to face with a mountain’s silhouette, with a mountain part regardless of the point of view, the feeling of confinement despite being outdoors, is defined by some as a pleasant view but often creates a feeling of clostrophobia in me. In this society well knoen with its formalism, anything anomalous can hit one of these mountains and rebound. At this very point the mountain itself became the speaker, the ruler, the male, the dominant, the phallic. Seda Hepsev”

In the exhibition we see two separate series of canvas paintings realized in different techniques and composed of mountain images. The works, all representing moments passed indoors with a variety of individuals, spread photographic moments into the time of the painting process, to settle the accounts. In the “Passive Challenge” series, on the other hand, we encounter motifs and patterns of mountains embroided on fabric. This time the challenge is not only against time, but also an obsessive one against the very image of the mountain.

The poster to be distributed to the viewers is also part of the exhibition. As we look to the patterns, embroideries and these posters as a whole, we perceive more clearly the artist’s venture to consume the image of mountain indispensable for her life, or to define a new indoor space composed of outdoor views within the gallery.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.