
PERFORMANS BELLEĞİ
Burak Delier
Nezaket Ekici
Didem Erk
Genco Gülan
Erdal İnci
Hacer Kıroğlu
Burçak Konukman
Ferhat Özgür
Plato Sanat, 10 Haziran – 13 Eylül 2015 tarihleri arasında 8 Türk performans sanatçısını bir araya getiren, her şeyin temsili ve sembolik olduğu bir sanatsal tecrübeyi Marcus Graf küratörlüğünde sergiliyor.
Plato Sanat’taki Performans Belleği sergisi, Türkiye’de sosyolojik sebeplerden ötürü çok gelişemeyen performans sanatının ve bu disiplinin gelişimini desteklemeyi hedefliyor.
50 yılı aşkın bir süredir Performans sanatı, çağdaş sanat tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. İnsan vücudunu ana malzemesi, enstrümanı ve sanatsal çerçevesi olarak kullanırken, sosyo-politika, psikoloji, sosyoloji, cinsellik veya feminizm gibi toplumsal meseleleri yeniden gözden geçirir. Performans sanatçısının izleyici önünde performansını gerçekleştirdiği an temel öneme sahiptir. Fotoğraf veya video gibi mecralarla nakledilen o an, enerjinin büyük bir kısmı yok olurken, performans sanatçısının zamanı ve mekanı izleyiciyle paylaştığı sürecin özgünlüğü bu disiplinin ruhunu, özünü oluşturmaktadır. Bu yüzden de performans sanatını kaydetmek, arşivlemek ve iletmek çok zordur. Asıl soru da budur; performans gerçekleştikten sonra ne olur? Performans sanatını nasıl ve ne şekilde arşivleyebilir ve sunabiliriz?
Plato Sanat’taki bu sergi 8 sanatçının eserlerini sunmanın yanı sıra aynı zamanda performans sanatının kaydedilmesi, sunumu ve arşivlenmesi üzerinde de durmaktadır. Bu yüzden video ve fotoğraf gibi geleneksel yöntemlerin yanı sıra performanslar sırasında kullanılan türlü objeler de sergilenmektedir. Performans Belleği sergisi bu bağlamda her şeyin temsili ve sembolik olduğu sanatsal bir tecrübe yaratmaya çalışarak canlı performanslardan bilhassa kaçınmaktadır. Neticede ‘beyaz küp’ içinde ‘gerçek hayat’ yoktur. Bu yüzden de Performans Belleği sergisi kendi temsili ve sanatsal özgünlüğü bağlamında performans sanatının sunum biçimine odaklanmaktadır.
Küratör
Marcus Graf
www.facebook.com/pages/Plato-Sanat
info@plato.edu.tr
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.