Derviş Ergün: Sanatın Bileşenleri

Share Button

                                                        Kow Leon Kiang, 2014

Sanat üretimi ve tüketimi konusunda kendiliğinden biçimlenen istek ve arzunun dışarıdan, “işi bilen” tarafından kontrol altına alınıp süreci yönetmesi, sanata bağımsız bir cepheden bakan için sanatın genleriyle oynamak olarak görülür. Sanat kendisini bir sonraki zaman dilimine taşıyacak dinamiklere zaten sahiptir. Çelişkilerin bileşkesi, dışarıdan ayrıca müdahaleye gerek kalmadan sanatı var eder, doğal süreç de bu doğrultuda biçimlenir. İdrak edilmesi gereken mesele sanatı besleyen doğal ortamın, pazar ekonomisine kurban edilmemesidir. Sanatçının nasıl üretmesi, alıcının da nasıl bir eser alması açık seçik tarif ediliyorsa sanatın bileşenleri kontrol altına alınmış demektir. Sanatı endüstriyel bir meta olarak ekonomik değişim değerine zorlamak olsa olsa pazarlama tekniği anlayışıdır.  Alış veriş aracı olarak dolaşımda olan ürün, sanat bilicisi tarafından onaylanması, o metanın çok daha eser olduğunu açıklamaz. Sanat bilinci, gereği kadar gelişmemiş iklimlerde yada aşırı manipülasyona uğramış ortamlarda pekala eser olarak itibar görür. Sanat tarihi bu tür örneklerle doludur.

Rosemary Laing, 2011

Eserin tamlık olgusu, taşıdığı değer, özgün çözümleme teknikleri, sanat tüketicisine sunduğu üstün imgelem duygusu, akan zamana direnen güçlü alt yapısı varsa o eserin ayrıca “yakınımdır” kartvizitine ihtiyacı varmıdır? Yalıtılmış ortama direnç gösterebilecek kabiliyette olan sanat, kendisine yapılan torpilden niçin hoşlansın? Böyle bir durumda o eserin, devamında bağımsızlığını koruma şansı kaçta kaçtır? Sanat eserini; kendi hâlinden çekip çıkaran, onu görünür kılan ya da sanat ortamına hazırladığını savunan sanat seçicisi, sanatın hangi katında yer alır? Kendi dinamikleri üzerinde yükselen sanat varlığını, organize edip, oluşan ekonomik değerden faydalanan sanat komisyoncusu sanata hangi katkıyı sağlar? Sanatın var olabilmesi kurulan bu tezgâha göre mi şekillenecektir? Sanatı ve üreticisini ablukaya alan katmanlı sarmalın ne olduğunu kavramadan sanatın bağımsızlığından söz edemeyiz. Çoğu zaman sanatı oluşturan bileşenlerin önü politik ve ekonomik dayatmalarla kesilmeye çalışılır ancak sanat bildiği yoldan devam eder.

Antony Gormley, 2010

Soruların cevaplarına geçen yüzyılın son çeyreğinden itibaren, uygulamaya konulan neo-libarel siyasi yapıda aramak gerekir. Nedeni bu sürecin; sanatın en özgür olduğu an olarak takdim edilmesi ve hatta herkes bir gün sanatçı bile olacak denilmiş olmasıdır. Ancak tam tersi bir süreç yaşandı. “Post modern” süreç, kültür ve sanatın ne olması gerektiğine dair dayatmaları bize sunar. Ekonomi ve siyasette “küreselleşme” kavramıyla anlatılan ise; devrimci ütopyanın, kapitalizm karşısında yenilgiye uğramasıyla alan hâkimiyetini ele geçiren sermayenin dünyaya dayattığı sömürge politikalarıdır. Thatcher ve Reagan sosyal ve ekonomik alanda devletin rolünü yeniden tanımlayarak işe başladı. “24 Ocak Kararları” olarak bilinen küresel proje, Süleyman Demirel hükümeti tarafından imzalanmayınca “netekim Evren” ve müsteşarı Özal darbesi imdada yetişti. Yapılmak istenen devletin ekonomideki etkisi ve dolaylı olarak yetkisini ortadan kaldırmak bu hakları özel sektöre devretmek. Aslında işin özü “özgürleşme” palavrasıyla kapitalizmin dünyaya yayılma ve daha kolay sömürebilme projesinin önünün açılmasıdır.

Yasumasa Morimura, 2004

 Özel sektörün, sanatın ürettiği değerden yeteri kadar fayda sağlayabilmesi için kültüre ait araç gereç özelleştirildi. Yeter ki şirket parlasın, kamu önünde saygınlık kazansın.“Değeri sanat üretmez, değeri para üretir” dönemi başladı. Sanatın özgürleşmesi gibi karşılanan “post modern” sürece katkı büyük, çoğu solcular bile zamanında şapka çıkardı. Post-sanat, bilerek bilmeyerek bu ideolojinin değirmenine su taşıdı ve hâlen taşımaya devam ediyor. Karamanın koyunu sonra çıkar oyunu anlaşıldığında çoğu solcu kıvırtsa da sözde libareller kuyruğu dik tutmaya çalşıyor. O kuyruğun altına dayamada diksen dik durmaz. Çünkü sanat kendisine yapılan kumpası en önde kavrayan, hatta eseri üreten sanatçıdan bile bağımsız hareket eden insan özelliğidir. Kant buna sezgisel akıl diyor. 01Ekim 2015

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.