Lütfiye Bozdağ: 20. Yüzyılın İlk Yarısında Yaşamış Gizemli Bir Dünyanın Ressamı: Kolomon Moore

Share Button

Kolomon Moore

Birçok resmi, grafiksel bir düzenleme ve poster tadında olan Kolomon Moore’un kalın, sararmış, üzerinde lekeler olan antik kâğıtlara yaptığı resimler, 1940’lı yıllardan bize ulaşan gizemli bir dünyanın kapılarını aralıyor. Yarı desenvari ve naif bu titrek çizimler, mizahi bir duyarlılık içinde ve karikatür tadında lirik betimler olarak izleyiciyi o gizemli dünyanın içine çekiyor. Eskiz halinde bir tasarımı hatırlatan bu çizimler aynı zamanda coşkulu bir dışavurumun eşsiz yansımaları.

Moore’un resimlerinde düzeltme veya silinme izlerine rastalanmaksızın, hazırlıksız, kurgusuz, çabucak, bir seferde çizilmiş spontane hal bütün naifliğiyle çarpıcı bir aura yaratıyor. Doğaçlama yapılan bu resimlerin Lautrecvari karikatürize tadı, kendine has bir dışavurumun plastik lezzetini duyumsatıyor.

Moore’un resimlerinde net ve doğrudan görülen erotizm, plastik dilin imkânları dâhilinde tasvir ediliyor. Sanatçının kadın bedenine olan tutkusunu, müstehcen pozlar, şehveti çağıran bir pornografi içinde betimlemesi ise son derece çarpıcı.

Moore, resimlerinde bazı yerlerin altını çizmek istercesine lokâl alanlarda tam da bedenin erotik yerlerinde yer yer kırmızı renk boyamaları ve çizgiler kullanıyor. Kadınların dudaklarını, meme uçlarını, ayakkabılarını çantalarını kırmızıya boyarken erkeklerin de kravat ya da florlarını, şapka gibi aksesuarlarını kırmızıya boyadığını görüyoruz. Moore’un resimlerinde yer alan nesneler neredeyse her zaman açık cinsel çağrışımları olan fetişist nesneler.

Kolomon Moore

Onun çizimlerinde, on dokuzuncu yüzyıl sonu ve yirminci yüzyıl başında yaşayan Toulouse-Lautrec ve Egon Schiele’nin yoğun izleri görülüyor. Ayrıca Moore’un resimlerinde çağdaşı olan Oskar Kokoschka, Ernst Ludwig Kirchner ve Erich Heckel gibi Alman sanatçıların üslupsal modellerinin yansımaları da tespit edilebilir.

1920’lerin ve 1930’ların Paris kafelerini,  günlük hayattan kesitleri, şov yıldızı kadınları ve kabara sanatçılarını görüntüleyen Brassai ve André Kertész gibi iki önemli fotoğrafçıdan da esinlenmiş olan Kolomon Moore, gece kulüpleri, fahişeler, eşcinseller, lezbiyenler gibi toplum normunun dışında kalan dünyanın kahramanlarını konu edinir.

Kimdir Kolomon Moore?

Hakkında çok az bilgiye sahip olduğumuz Moore, bir Fransız Yahudi’si olarak İkinci Dünya Savaşı sırasında 1940’lı yıllarda bir toplama kampında ölmüş. Hakkında daha fazla bilgiye sahip değiliz.

Yaşadığı dönemde şöhretli bir sanatçı olmadığı için muhtemelen küçük boyutta kâğıt üzerine yaptığı resimlerini alan pek çok kişi olmuş. Bu kısa trajik hayatın içine sığdırdığı yaklaşık iki bin civarında resminin bütün dünyaya yayıldığını biliyoruz. Bu nedenle dünyanın dört bir yanına dağılan bu resimleri bir araya getirmek ve bir arada sergilemek çok zor bir ihtimal.

Kolomon Moore

Ancak İstanbullu sanatseverler Kolomon Moore gibi gizemli bir sanatçının Türkiye’de pek de bilinmeyen bu lirik-erotik resimlerini Karaca Borar’ın koleksiyonu sayesinde görme fırsatı yakalıyorlar. 2010 yılında Roma’da gördüğü ve çok etkilendiği bu resimleri satın alan ve koleksiyonuna dâhil eden Karaca Borar, aynı zamanda sanatçının şahsi portfolyosuna da sahip. Bu portfolyo ile birlikte toplam 26 resim 1940’lı yıllardan sonra ilk kez İstanbul Beyoğlu’nda Galatea Art Sanat Galerisi’nde 10-28 Kasım 2015 tarihleri arasında izleyici ile buluşuyor.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.