Bekleyiş – İsmail Tetikçi – Doruk Sanat Tophane

Share Button

1535397_10152221636844574_540249663_n

İSMAİL TETİKCİ KİŞİSEL RESİM SERGİSİ

Gül ve Balta

Yazı nasıl kelimeleri mekana hapsediyorsa, resim de boyayı hapsediyor mekana.
Ya da şöyle mi demek daha doğru olurdu? Kelimeler nasıl can buluyorsa yazıda, boyalar da öyle cana geliyor resimde.
Veya yazıyla sayfalarda anlatılan hikayelerin boyayla tablolarda yansılandığını söylesek daha mı doğru söylemiş olurduk?
Yoksa ne söylersek söyleyelim, her defasında sadece şu gerçeği mi dile getirmiş olacaktık?
Yazıyla da olsa, resimle de olsa, kelime ve boyayla, sayfa ve tabloyla da olsa, anlatılan, canlandırılıp yansılanan hep insana dair hikayeler, hayata dair haykırışlar, insanın hayat içindeki çırpınışlarıdır…
Öyle ya, sanat insanın hayatla tecrübesini, hayatla sınanmışlığını mimler, hayat-insan ilişkisindeki kontrastları, dahası çatışmayı yansıtır.
Sanata dair bu tanımlamanın somutlanmış haline Ressam İsmail Tetikçi’nin resimlerinde kolayca tanık olunabilir. Zira resimlerde bir yanda hayat, öte yanda insan objesinin “karşı-karşıyalığı” doğrudan çarpar alımlayıcının yüzüne.
Kocaman bir hayat vardır, küçücük de bir insan!
Ya da kaoslarla örülü bir doğa, sinmiş ve silikleşmiş bir insan!
Cioran’ın Shakespeare’i anlatırken ki metaforu akla gelir hemen: “Gül ve balta”.

Gül ve baltanın yan yana gelmesi ressam Tetikçi’nin tablolarında insanın hayatla yan yana gelmesi gibidir. Kontrast da, çatışma da bu ikilinin sadece yan yana getirilmesiyle verilir. Yeterlidir bu.
Bir diğer çatışık durum ise tablolarda genellikle tek bir insan objesinin kulllanılmış olmasıdır. Buna “insansızlık” da denebilir. Zira insansızlık, insanın tek başınalığı, insanlardan kaçar oluşu, daha doğrusu insanın insanlardan ayrışıp kendisine sığınış halidir.
Bir “başına oluş”tur yani. Bir başınalığa mahkum oluş…
Tercihen veya cebren!
Başka bir ifadeyle, Sartre’ın “cehennem başkalarıdır” deyişinin resmedilmiş hali…
Ve kuşkusuz, insanın bir başınalığı “kimliksizlik”e atıf olarak da okunabilir. Ki hangi kimliğin ne tür bir önemi olabilir ki “bir başına”lıkta?
Tetikçi’nin resimlerine dair yapmış olduğumuz böylesi tematik yakıştırmalara, “insanın bekleme halindeki devinimi”ni de ekleyebiliriz. Tabloların çoğunda insan beklemektedir, ancak bu bekleme statik, dural değil, güçlü bir devinimi içinde barındıran bir bekleme halidir. Yani bu bekleme aslında, “küçücük bir insanın görkemli bir doğayla olan sürtünmesi” hikayesidir de aynı zamanda.

Resimlere her bakıldığında okunulacak olanca şey var.
Renkler, çizgiler, imgeler… Koca koca hayatlar, koca koca hikayeler… Kendimize dair, hayata ve insana dair yaşanmışlıklar.
Emeğine sağlık.
Yrd.Doç.Dr. Bünyamin AYDEMİR

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.