Küratör Denen Canavar, Siyah Beyaz Sanat Galerisi, (10 Nisan 2015 – 11 Mayıs 2015)

Share Button

k

KÜRATÖR DENEN CANAVAR // THE MONSTER CALLED CURATOR

10.04.2015 – 11.05.2015

Burak Ata, Fırat Engin, Nihat Kemankaşlı, Joana Kohen, Mehmet Kösemen, Murathan Özbek, Ardan Özmenoğlu, Seçkin Pirim, Tuğberk Selçuk

Küratör: Senem Çağla Bilgin

Küratörlüğünü Senem Çağla Bilgin’in yaptığı 10.04.2015 – 11.05.2015 tarihleri arasında Siyah Beyaz Sanat Galerisi’nde gerçekleşecek “Küratör Denen Canavar” sergisi farklı disiplinlerde çalışan dokuz sanatçıyı ve eserlerini bir araya getiriyor.

Türkiye’de bir eğitim ve meslek dalı olarak kendine henüz profesyonel bir ağ yaratamamış, son yıllarda ise adeta bir ‘moda’ haline gelen küratörlük, TDK’da, ‘Müze, kütüphane, sergi, hayvanat bahçesi vb.’ni yöneten, etkinliklerini düzenleyen yetkili kimse’ olarak tanımlanmaktadır. Türkiye’nin 1980’li yıllarda tanıştığı bu terim, 90’larla beraber farklı işlevlerdeki sanat platformlarında proje-sergiler, temalar, mekânlar, sponsorlar üzerinden hareketle ilerlemeye başlamış ancak günümüzde neredeyse afaziye uğramıştır. Küratörler tarafından simülasyonu yapılan fikirler, sanatçılara üretim methodları öneren, eserleri tamamen ticari bir meta olarak birleştiren veya ayıran, felsefi ve sosyolojik temellendirmelerden arınan kişinin sübjektif ve direktif yanlarını bilemekte. Dolayısıyla süreklilik arz edecek şekilde var olan tarihsel olgularla beslenen, olguları önem ve işlev kaybına uğratan; eleştiri olmaksızın içerik betimleyen, sanatçı ile kitle arasındaki yerini kaybetmiş ‘canavarlarla’ karşı karşıyayız. Bu noktada tanımlardan ziyade sanatçıyla küratör arasındaki ilişkiyi yeniden yapılandıran, sanatçıların küratör hakkındaki algısını çözümleyen “Küratör Denen Canavar” sergisi; resim, heykel, video-art ve performans sanatının yer aldığı disiplinler arası bir tutumla her alanda bir “iyileştirme” yolu izliyor ve soruyor; Kim bu küratör denen canavar?

Senem Çağla Bilgin, küratörlüğünü yaptığı sergi için şunları söylüyor; “Çağdaş sanatın 2015’inde her şey hızla anlam ve işlevlerinden sıyrılıp tüketim metasına dönüşürken, kimlikleri de aynı oranda ‘modalaştırmak’, bu kavramların uzun dönemde yıkıma uğramasına sebep olacaktır. Bu noktada, 1980’lerle beraber Türkiye çağdaş sanat piyasasına giren küratör kimliği son yıllarda adeta bir ön sıfata dönüşerek; dikte edilen birtakım fikirler üzerinden sanatçılardan rol çalmaya başlamıştır. Bu kapsamda küratörlüğünü yaptığım “Küratör Denen Canavar” sergisi, ‘küratörün kim olduğunu’ sorgulamaktan ziyade başta sanatçılar olmak üzere rolünü çaldığı diğer kimliklere yerlerini geri verir ve bu zinciri bağlantılı olduğu her alan için yeniden yapılandırmaya, iyileştirmeye çalışır. O nedenle sergilenen eserler genel-geçer algıdan periferiye doğru; özgür bir yaratımın ifadesi olarak ortaya çıkmış, bu sorgulamayı gerçek anlamda başarmıştır.

Sergide yer alacak işlerden bazıları ise şu şekilde; Seçkin Pirim, küratörün, sanatçıya ve esere olan müdahalesini sorgulayan eserinde, küratörün ‘siparişini’ yerine getirerek bir ironi oluşturuyor. Nihat Kemankaşlı içerisinde yer aldığı video-art projesiyle, küratör-sanatçı-izleyici arasındaki ilişkiyi ele alırken, Tuğberk Selçuk gerçekleştireceği “Princess Stendhal” performansı ile sanat yapıtı ve izleyici ilişkisini parodileştirerek postmodern sanat tandanslarının yarattığı toksik deneyimi hem izleyici hem de sanatçı gözünden deneyimliyor. Selçuk performansında, sanatçı-küratör ilişkisinin toplum tarafından algılanış biçimi ve bu algıyı yaratan sanat profesyonellerine karşıt güncel bir eleştiri getirerek; yaratıcı sürecin deneyim ve algıya dayanan bütünlüğünün çağdaşlaştırılma yanılsaması ile kimliksizleştirilemeyeceğini tartışmaya açıyor. Fırat Engin ise “Küratör’ün Gözü” olarak nitelediği neon eseriyle sergide yer alacak.

Küratörlüğünü Senem Çağla Bilgin’in yaptığı “Küratör Denen Canavar” sergisini 10 Nisan – 11 Mayıs 2015 tarihleri arasında Siyah Beyaz Sanat Galerisi’nde izleyebilirsiniz.

-Daha ayrıntılı bilgi için,

Siyah Beyaz Sanat Galerisi
Kavaklıdere sokak 3/1-2 Şili Meydanı Ankara.
t. 0312 467 7234
www.galerisiyahbeyaz.com
galerisiyahbeyaz@gmail.com

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.