Şeref Akşit: Ben Düşünürken, Sen Yaparken

Share Button
Deniz Gökduman, Andy Öldü Yaşasın Pop, 140 x 100 cm., T.ü.akr.b., 2016.10

Deniz Gökduman, Andy Öldü Yaşasın Pop, 140 x 100 cm., T.ü.akr.b., 2016.10

 

Deniz Gökduman’ın, Piramid Sanat’ta gerçekleşen FOCUS/OUT OF FOCUS sergisi kapsamında bizlerle buluşan son serisi Ben Düşünürken, Sen Yaparken’de tuval üzerine akrilik çalıştığı resimlerinin figür konturlarında yarattığı zengin etkiyle izleyicide dijital illüzyonu buluşturmaya ve diğer yandan belirgin hatlarıyla hacimlendirdiği figürlerinde kiçleşmekten kaçınan bir ironiyle, Pop Art’tan dem vurmaya devam ediyor. Tercih ettiği renk armonisiyle de kadınların çok renkliliğini ve değişkenliğini duygu-durum(mood)unu, mikro anları, makro duyarlıkla büyüterek mercek altına alıyor.

Deniz Gökduman, Titrek Dudaklarında Sarışın, 185 x 140 cm., T.ü.akr.b., 2016.27

Deniz Gökduman, Titrek Dudaklarında Sarışın, 185 x 140 cm., T.ü.akr.b., 2016.27

Abdülhak Şinası Hisar’ın eserlerindeki “Gündelik Hayat” izlenimlerinden etkilenen Gökduman’ın çalışmalarında kadınlar; giyinirken, soyunurken, dişlerini fırçalarken, yemek yaparken, çamaşır-bulaşık yıkarken, etrafa bakınırken, çoğunlukla fotogerçekçi ressam bakışıyla ‘o anlar’ resmediliyor. Bazen de bu fotogerçekçi nesnelliğe “yorum” eklenerek, yeni bir imge eşliğinde, ironiyle pop art etkileri belirginleşiyor. Ayrıca her biri tuvale dağılmış harflerin egemenliği bazı çalışmalarda heceleri de yanına katarak bulmaca çözer gibi izleyiciyi bir oyuna davet ediyor ve bir tür “hafıza oyunu” okumalarıyla da izleyiciye rehberliğini sürdürüyor.

Deniz Gökduman, Bir Elinde Ayna, 140 x 100 cm., T.ü.akr.b., 2016.26

Deniz Gökduman, Bir Elinde Ayna, 140 x 100 cm., T.ü.akr.b., 2016.26

Ben Düşünürken, Sen Yaparken serisi, erkeklerin gözünden kadınları/nı, kadınların nev-i şahsına münhasır yetenekleriyle anda var oluşlarını, o özel anları kendilerine saklama kabiliyetlerini, her şeyi düşünerek, kurgulayarak yaşayan erkeklerin ise; hayallerini, gündüz düşlerini, çoğu zaman uzun düşüncelere dalıp kadın/lar aracılığıyla “an”ı yakaladıklarını imler. Kanıtlardan ve kayıtlardan ulaşabildiğimiz kadarıyla, en azından son beş bin yıllık insanlık tarihi boyunca erkekler, geçmiş muhasebeleriyle, geçim derdi ve gelecek hayalleriyle, kadınlar ise; geçmişin toplumsal belleğini büyük bir güçle, geleceğin getireceklerini deneyim ve sezgiyle elinde tutarken çoğunlukla, anda/şimdide kalmayı başararak yaşamaya devam ediyor. Sergi konseptinde yapılan işler, erkeklerin kadrajından (erkek ressamın paletinden) hayatımızın olmazsa olmazı, pek çok erkeğin çalışma, hatta ve hatta, hayata, yaşamın zorluklarına direnme nedeni olan kadınların günlük yaşamlarını, sıradan işleri sıra dışı, önemli ve özel hale getirmelerini dert ediniyor. Erkeğin gözünde bir sanat eserine dönüştüğünde, kadınların anlık durum ve duruşları silinmez bir hatıra ve düş cennetine dönüyor. Her an/o an /bu an’ı yaşayan her bir resminde arterin basıncı artarak, sondajlardan yeni kan fışkırıyor. Yaşam enerjisi yükseliyor ve geçmiş-gelecek kaygılarından arınabilen izleyicilere, “o an”da kalabilenlere mavi tonlarda kontrollü, dingin bir enerji yayıyor. Renklerdeki enerji akışını dengelemek için Gökduman, her ne kadar “kırmızı” rengini kullanmaktan mümkün olduğunca kaçınıp pastel tonlara yoğunlaşarak bunu gizlemeyi başarsa da, resimlerini tek bir renge indirgesek bu renk “kırmızı” olurdu muhtemelen.

Deniz Gökduman, Güzel Kadın Tarifi, 100 x 100 cm., T.ü.akr.b., 2015.52

Deniz Gökduman, Güzel Kadın Tarifi, 100 x 100 cm., T.ü.akr.b., 2015.52

Freud’un ‘arzu nesnesi’ tanımına uyan şuh, cazibeli, sosyal medyada her an rastladığımız, “dünyanın en güzel kadınlarından biri” diyebileceğimiz ama her nasılsa da her an yalnız”mış” gibi, “ilişkisi yok” görünen kadınlara da gönderme yapıyor bu sergi. Figürlerinde düşsel/fantastik ya da model kullanmak yerine foto-realist akım etkisini sürdürerek fotoğraflardan yararlanan Gökduman, bunu imge, kompozisyon ve renkleri kullanış biçimiyle özgün bir esere, resme dönüştürüyor. Resimlerine bazen sekiz kattan on bir kata kadar müdahale edip, ruh derinliğine ayak uyduracak şekilde biçimsel, hacimsel derinlik de kazandırıyor.

Deniz Gökduman, İşim Başımdan Aşkın, 200 x 140 cm., T.ü.akr.b., 2016.13

Deniz Gökduman, İşim Başımdan Aşkın, 200 x 140 cm., T.ü.akr.b., 2016.13

Gökduman sanatındaki yapı taşları, illüzyon yayarak bir yandan dijital sanata göz kırparken, diğer yandan görsel sanatların A, B, C’siyle çelik konstrüksiyonlu sağlam zemine oturuyor. En önemli özelliklerinden biri, resmin taşıması gereken plastik değerlere sahip bir albeniyle; estetik(güzel & eğreti güzel), matematik(anatomi & kompozisyon), imge(anlam-yan anlam-çok anlamlılık) ikonografi (tarihsel hikâye)bağlamındaki bu zor ilişki-denge bütünlüğünü, tuval/yazı/figür ile büyük bir başarıyla kurmasında yatıyor. Figür ve zemin arasındaki renk armonisi, resmin iki boyutlu dünyasına ve ’50’li, ’60’lı yıllara sadık kalarak vintage etkisi, günümüz dijital dünyada, son teknolojiyi kullanan kadınlarda dahi o modası geçmez etkiyi buluşturuyor. Resimlerde yüzeysellikten içselliğe doğru yöneldiğimizde ise, estetik olarak katmanlardan oluşan, deniz kıyılarındaki dalgaları andıran renk geçişleri bizi karşılıyor. Armoni yoğunluğu izleyiciye biçimsel haz verirken, resmin üzerinde yoğunlaştıkça algımızla birlikte resim de kumlardan, taşlardan derin sulara hem fiziksel olarak, hem de imge, alt metin, edebiyat-resim derinliğiyle okyanusun altındaki serin sularda yaşam yolculuğuna çıkıyor.

unnamed

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.