
“METABİOSİS”
BAŞLIKLI SERGİSİYLE
İSTANBUL GALATEA- ART SANAT GALERİSİNDE!
Sonsuzluğumun tahayyülünde çarptığım yüzlerimin gizinde ve açıklığındayım…
Aynı varoluş hikayesinin bir parçası olan ötekiyle yaşanan geçiş ritüelleri.
Benlik algısı, sezgisel kontrol, bilinç akışı, unutuş; soyut organik nüanslar halinde hipnogojik boyutlarda hareket eder. Ruhun ve organların içi, bu temasların eşliğinde metabiosis döngüsü belirtileriyle izlenir.
Nalan Türkeri’ nin içsel yolculuğunun özünü oluşturan keşif yolundan başladı her şey. Tüm hayatı, karşılaştığı dünyaya esir bir uyumsuzun yolculuğunu hatırlamak ve anlamakla geçiyor.
Görsel Sanatlar Alanı’nda, bilinçliliğinin sürgün evrelerinde, sezgilerinin kudretiyle gelişen deneyimlenme kendine ait bir dil oluşturmuştur. Bir anlamda yolculuğun zaman izlenimi resim, dijital ve yazı yoluyla kendi kendini üreten bir süreçte eserlerine anlam yüklemiştir.
Hayatın kurgu ve gerçeklik arasındaki sürekliliğini sorgulayarak izleyiciye bir fikir vermek ve uyarmak için gerilimi canlı tutmak amacındadır. Her gün evrenin uzak, rahatsız edici, çekici, aynı zamanda dünyayı temsil dışında çalışmanın içinde eserlerinin değişimini sağlar.
Malzeme kullanımı ile resmin biçimsel denge arayışını ve bütünlüğünü bir araya getirmeye çalışır. Çalışmalarında içteki ve dünya arasındaki bağlantı kamuflaj gözler, ben ve öteki arasında organizma ve kafa değişimleri, telepatik irtibatlar eşikte geçiş yoluyla kutlanmaktadır.
Organlar garip çıkıntılar halinde döngüde bozulmuştur. Soyut formlarının içinde küflenmiş, iç içe geçmiş, kopmuş olan et ve kemik parçaları, ruh duyumu içinde benler, yüzler ve gözlerle kimlik süresi uyarıcı boyutlarıyla morfogenetik alandaki kökleri tanımlamaktadır. Tüm bunlar onun sanatsal anlamda vurguladığı etkilerdir.
Eserlerde bir rüya ve soyut grotesklik görüntüleri izlenir.
Bu karmaşanın birey üzerinde yarattığı tesirlere karşı ben, terk yolunu kontrolü ele geçirmekte seçer. Feragat etmenin yolu, gerekene direnç göstermekte değil, onunla yüzleşebilmektedir. Çözümleyebilme yetisi irade idrakındadır.
Sanatçı, İstanbul’ da doğmuştur ve halen İstanbul’ da yaşamını sürdürmekte ve çalışmalarına Beyoğlu’ndaki atölyesinde devam etmektedir.
Anlatımın gücünü aldığı diğer taraf, yıllardır yazarak ve zamanı algıladığında yüz yüze geldiği yazılarında bulduğu izlerdir. İzleyiciyi de kendi içini dinlemeye çağrıdır cümleleri.
Mahzenin kökenine in.
Zamanı geldiğinde hangi ben- den feragat etmen gerektiğini öğreneceksin.
Yüzünün seyrinde büyüyen itaat benliğin içindedir. Böylece uyumsuzdan düşen parçaların terazisinde birlik oluşturmak gerekir.
Kendi kendine tanıklık et ve dönüştürerek bölünüp terk et.
Yüzündeki zehrin kuşandığın tin.
‘’Bu evrende hiçbir olasılık yoktur ama her şey verilmiştir. Bu evren aşıldımı yıkılış ve hiçlik başlar. O zaman uyumsuz insan böyle bir evrende yaşamaya, bilinçli bir şekilde diğer her şeyi unutup absürd olana bağlanmayı seçer. Ona ayak uydurmayı değil de onu kontrolüne almayı… Burada başlar yol ayrımları. Nefesimize teslim olduğumuz bu dünyada yaptıklarımızdan sorumluyuz. Böylece bilinçlilikle sürgün durumu başlar. Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım bu. Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca onunla birleşmeye karar verdim.
Albert Camus- Sisifos Söyleni’’
