Metobiosis, Nalan Türkeri, Galatea Art, (08-29 Ekim 2016)

Share Button

kusursuz-devinim-100x150

 

METABİOSİS

BAŞLIKLI SERGİSİYLE

İSTANBUL GALATEA- ART SANAT GALERİSİNDE!

   Sonsuzluğumun tahayyülünde çarptığım yüzlerimin gizinde ve açıklığındayım…

Aynı varoluş hikayesinin bir parçası olan ötekiyle yaşanan geçiş ritüelleri.

Benlik algısı, sezgisel kontrol, bilinç akışı, unutuş; soyut organik nüanslar halinde hipnogojik boyutlarda hareket eder. Ruhun ve organların içi, bu temasların eşliğinde metabiosis döngüsü belirtileriyle izlenir.

Nalan Türkeri’ nin içsel yolculuğunun özünü oluşturan keşif yolundan başladı her şey. Tüm hayatı, karşılaştığı dünyaya esir bir uyumsuzun yolculuğunu hatırlamak ve anlamakla geçiyor.

Görsel Sanatlar Alanı’nda, bilinçliliğinin sürgün evrelerinde, sezgilerinin kudretiyle gelişen deneyimlenme kendine ait bir dil oluşturmuştur. Bir anlamda yolculuğun zaman izlenimi resim, dijital ve yazı yoluyla kendi kendini üreten bir süreçte eserlerine anlam yüklemiştir.

Hayatın kurgu ve gerçeklik arasındaki sürekliliğini sorgulayarak izleyiciye bir fikir vermek ve uyarmak için gerilimi canlı tutmak amacındadır. Her gün evrenin uzak, rahatsız edici, çekici, aynı zamanda dünyayı temsil dışında çalışmanın içinde eserlerinin değişimini sağlar.

Malzeme kullanımı ile resmin biçimsel denge arayışını ve bütünlüğünü bir araya getirmeye çalışır. Çalışmalarında içteki ve dünya arasındaki bağlantı kamuflaj gözler, ben ve öteki arasında organizma ve kafa değişimleri, telepatik irtibatlar eşikte geçiş yoluyla kutlanmaktadır.

Organlar garip çıkıntılar halinde döngüde bozulmuştur. Soyut formlarının içinde küflenmiş, iç içe geçmiş, kopmuş olan et ve kemik parçaları, ruh duyumu içinde benler, yüzler ve gözlerle kimlik süresi uyarıcı boyutlarıyla morfogenetik alandaki kökleri tanımlamaktadır. Tüm bunlar onun sanatsal anlamda vurguladığı etkilerdir.

Eserlerde bir rüya ve soyut grotesklik görüntüleri izlenir.

Bu karmaşanın birey üzerinde yarattığı tesirlere karşı ben, terk yolunu kontrolü ele geçirmekte seçer. Feragat etmenin yolu, gerekene direnç göstermekte değil, onunla yüzleşebilmektedir. Çözümleyebilme yetisi irade idrakındadır.

Sanatçı, İstanbul’ da doğmuştur ve halen İstanbul’ da yaşamını sürdürmekte ve çalışmalarına Beyoğlu’ndaki atölyesinde devam etmektedir.

Anlatımın gücünü aldığı  diğer taraf, yıllardır yazarak ve zamanı algıladığında yüz yüze geldiği yazılarında bulduğu izlerdir. İzleyiciyi de kendi içini dinlemeye çağrıdır cümleleri.

 

     Mahzenin kökenine in.

Zamanı geldiğinde hangi ben- den feragat etmen gerektiğini öğreneceksin.

 

   Yüzünün seyrinde büyüyen itaat benliğin içindedir. Böylece uyumsuzdan düşen parçaların terazisinde birlik oluşturmak gerekir.

 

Kendi kendine tanıklık et ve dönüştürerek bölünüp terk et.

 

Yüzündeki zehrin kuşandığın tin.

 

 

 

 ‘’Bu evrende hiçbir olasılık yoktur ama her şey verilmiştir. Bu evren aşıldımı yıkılış ve hiçlik başlar. O zaman uyumsuz insan böyle bir evrende yaşamaya, bilinçli bir şekilde diğer her şeyi unutup absürd olana bağlanmayı seçer. Ona ayak uydurmayı değil de onu kontrolüne almayı… Burada başlar yol ayrımları. Nefesimize teslim olduğumuz bu dünyada yaptıklarımızdan sorumluyuz. Böylece bilinçlilikle sürgün durumu başlar. Yaratıcı olarak ölümün kendisine hayat verdim. Ölmeden önce yaptığım bu. Zamanımdan ayrılamayacağımı anlayınca onunla birleşmeye karar verdim.                           

                                                                              Albert Camus- Sisifos Söyleni’’

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.