Didem Elif: Gölge Ruh

Share Button
Füruzan Şimşek, Sadece, video

Füruzan Şimşek, Sadece, video

Ben. Bir kadın. Gelin olmuş, iniyorum birer birer merdivenleri. Beyazlar içinde, karanlığın içine doğru yol alıyorum. Her adımda ruhum büklüm büklüm kıvrılıyor. İnmeden önce yok olmayı göze aldım. Kendimi yeni baştan yaratmak için gereken bu. Masum bir gelinlikle girdiğim bu yerde, yırtıcı bir ejderhaya dönüşeceğimi bile bile indim tüm merdivenleri.

img-20180328-wa0007242571815

Ejderhalar sık acıkır. Mutfaktayım işte. İçimdeki ejderhayı doyuracağım yerdeyim. Gönül rahatlığıyla alfabenin bütün harflerini yiyebilirim. Böylece bir yandan bu dünya için fasulye ayıklayabilir, çiğ eti liğme liğme doğraya bilirim. Nefesimdeki ateş daktilomdan fütursuzca dökülürken; fırının ateşini, ben kendim kontrol edebilirim. Bazen düzen içinde bir seramik parçası, bazen de düzensizlik içinde pekâlâ var olabilirim. Ne görüyorsam oyum neticede. Gördüğüm her şeyi yansıtabilirim.

img-20180329-wa0016-672291831

Müzik sesi çekiştiriyor beni salona doğru. Çocukların oyuncakları ayağıma dolanıyor. Oyuncaklara dolanmış ayaklarımı, rafların arasındaki kitaplarda dinlendiriyorum. Ayaklarım dinlendikçe, midemdeki harfler ayaklanıyor. Tekrar mutfağa gitmem lazım. Ayaklarım burada kalsa da olur, kollarımla yolu bulabilirim. Elime sinen et kokusu çıkmadı nasılsa hala.

ayşecan (1)

Çocuk mu ağlıyor? Olsun. Çocuk bu, ağlar bazen. Harfler atıyorum cebime, çocuğun ağlamasını ve benim açlığımı susturmak için. Sonuçta bu evin içindeki bütün canlıları kollamam gerek. Yoksa her tarafa dağılmış parçalarımı kim birleştirecek. Bir oyun bu. Bütün olma oyunu. Bu oyun olmasa nasıl duyacağım kitabın sesini? Dolayısıyla bütün parçaları birleştirmek için iyice dinliyorum. Oysa çok iyi biliyorum ki, çocuk odasında filizlenen her oyun, salonda yeşerecek. Duvarlara sinen hikâyeler her zaman bizimle yaşasın diye. Böylece kalıplara hapsedilmiş bedenlerimiz, bütün geçmiş acılarına rağmen rahat nefes alacak.

img-20180329-wa00101654529073

Yoruldum. Üzerime iliştirilmiş şu giysiden kurtulup, yatağıma uzanmak istiyorum. Ama önce bir duş alıp rahatlamalı. Yalnızlığıma sadece banyoda izin var. Yine de kendime bir türlü ulaşamıyorum. Defalarca denedim oysa. O yüzden rüyalarımda zamana ihtiyacım olacak. Uyurken dolaştığım her yerin beni kendime dönüştürmesini istiyorum çünkü. Bu da zaman alır. Benim acelem yok. Bütün kirlerimden arınacak kadar banyoda vaktim olsun bana yeter. Biriktirdiğim acılarla evimin ardiyesinde haddinden fazla bile oyalandım. Gittiğim her yere taşıdım onları bir yük gibi.

img-20180329-wa0009-1587749822

Ev. Bir mekân. Bizi bu dünyaya bağlayan yuvamız. Peki her şeyin birbirine dönüştüğü bu evde kimler var? Nur Gürel, Ayşecan Kurtay, Ayşegül Sağbaş, Beyza Boynudelik, Didem Ünlü, Füruzan Şimşek, Saadet Türköz. Bu Ursula K. Le Guin’in hikâyesi mi? Belki de her birinin ya da hepimizin. Gerçekte kim kimi anlatıyor? Ursula mı onları, onlar mı Ursula’yı? Yoksa ben mi anlattım az önce her birini, belki de hepimizi, ya da Ursula’yı.

img-20180329-wa0001-1794415726 (1)

Anlatamam ki. Yetmez ki. . .

Kimsenin mekânda olmadığı bir zaman diliminde belki bir rüyada, hatta zifiri karanlık sarmışken eserlerin üzerini, her birinin arasında ruhumla el yordamıyla dolaşabildim ancak. Bunu yapmak için önce ortak yapıtları ejderhanın içine girmem gerekti. Çünkü onların da değindiği gibi; “Yolu, eve giden yolu, hayvanlar bilir. Rehber içimizdeki hayvan, ilkel kara kardeş, gölge ruhtur.”

img-20180329-wa0007-1790569693

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.