Gürol Sözen: Tülin’in Gezegeni

Share Button

 

Tülin Onat_Tırtılın Sonu_1_196x120cm_2011_Tuval üzeri akrilik

Sonsuz doğa bir sanatçı için büyük öğreti: Çizgisi, rengi, sesi, sessizliği, müziği, devingenliği ve direnci ile… Vazgeçilmez bir bilge de denebilir doğa için. İnsanoğlunun en soylu tanığı. Yaratıcılığın da kaynağı; tabii ki bakmasını bilenler için. Hayata dair her koşulda sığınacağımız bir liman da diyebiliriz; sevinç ve kederde de… Aydınlanan gün ona ait, karanlıklar da. Ama zifiri karanlıklarını her daim kuşanan insanları saymıyorum. Yeraltı tanrısı da hiç hoşlanmaz onlardan. Düşünün artık siz gerisini; bilge Homeros, yeraltı tanrısı Hades için, “Tanrıların bile tiksindiği çirkef dolu bir ülkesi var,” diyor!

Çağımız Hades’i pek seviyor!… Sanatçının ikilemi de burada. Ama unutmayalım: Bataklıklar da bile çiçeğine duran ve bir toz zerresi üzerine konduğu zaman taç yapraklarını hemen kapatıveren Lotus çiçeğine benzer sanatçı. 

Doğanın görkemli derinliğini şiirin, öykünün, masalın, destanın, şarkının, resmin, heykelin ve güzellik adına aklınıza ne geliyorsa görkemli sahnesinde hem de on iki bin yıldan beri bu topraklarda inatla sunabilen sanatçı, bugün öksüz!

Doğanın gümüş tepside armağan ettiği yaşamın güzelliğini, keyfini, damak tadını almak istemiyor kimse. Bakıyorlar ama görmüyorlar; sonsuz güzellikleri. Shakespeare, “Parlayan her şey altın değildir,” dese de akçeye tapıyor günümüz. Oysa mitoloji dünyasında “para tanrısı” yok! Parlayan, yeşeren, en büyük öğreti,  görkemli doğa.  Kin, kan, yalan dolan ve yok etmenin bencil ve küstah dünyasını seviyor insanoğlu.  Güneşin aydınlığına, gökyüzüne, sulara, bulutlara, yağmura,  yıldızlara, kuşlara ve yeşeren, çiçeklenen her şeye ve bilgelerine nasıl umarsız, nasıl düşman olabilir insan? Yunus, “Bana rahmet yerden yağar,” dese de inanmıyor kimse. Asıl trajedi burada.  

Oysa sanatçı Zümrüdüanka kuşu gibi küllerinden doğuyor.

Sözü uzatmamın tek nedeni, kadim dostum Tülin’in resmettikleridir. O da ustalığı ile aynı potada eriyor; yangın yerinde Zümrüdüanka kuşu gibi kendi küllerinden doğanın derinliğinde geziniyor. Bir masal ustası gibi sonsuz doğanın gizemini, sonsuzluğunu resmediyor. Yani kendi resmini yapıyor: Her dem gülümsemesine karşın çizgisinden, renkçiliğinden, dramatik coşkusu ve hüzünlerinden ödün vermeden resmediyor.  

  1. Wilde, “Bir şarabın yılını ve kalitesini anlamak için bir fıçı şarap içmek gerekmez,” demiş. Tülin’in soyutlamaları ve resmettikleri bir damak tadı.

Her resim ya da sanat eseri hayata yolculuktur. Ve bu uzun yolculukta heybemizde kendimizi taşırız. Tülin’in gezegeni ise resmettikleridir.

 

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.