Sinan Eren Erk: Seçilen Üzerine Birkaç Cümle

Share Button

 

Flemenko

Kökü bende bir sarmaşık
Olmuş dünya sezmekteyim,
Mavi, masmavi bir ışık
Ortasında yüzmekteyim.*

İnsan merkezli tarihte sorulmuş en önemli soru belki de insanın zamanın neresinde olduğudur. İçinde mi, dışında mı, kenarında mı, kıyısında mı? Yoksa zaman ve insan bir türlü o sokağın köşesinde tesadüfen birbirine çarpıp aşık olamayacak iki umutsuz muydu? Belki kimilerimiz için böyleydi ama peki ya diğerlerimiz nasıl oluyor da onları bir araya getirebiliyorlardı? Her şey bir insanı sevmekle başlayabiliyorsa -ki sevmek besbelli bir seçimdi- zamanla olan ilişkimiz de hayatla olan ilişkimiz de seçimlerden ibarettir.

Karadelik

Hayat potansiyel ile gerçekleşenler arasında geçen bir deneye benziyor. Sonucu her insanda farklı ancak bir o kadar özel bu soyut deney, bir yanıyla insanın en büyük yanılgılarla da karşı karşıya bırakacak ölçüde paradoksal. Çünkü deneyimlediğimiz kadarıyla yalnızca ileriye doğru işleyen bir süreç olsa da zaman aklımızda geriye de akabiliyor ve insan bu düşünsel geriye sıçrayışlar ile fiziksel -aynı zamanda üzücü şekilde kaçınılmaz- ilerleyiş arasında nerede olduğunu seçmek zorunda kalıyor.

Özgürlük de bir seçim meselesi. Kendi adına bir ontoloji sorunu seçmek. Çünkü bir şeyi seçmek bir diğerini yok etmek demek olabiliyor çoğu zaman. Kuantum fiziği her ne kadar bir elektronun aynı anda iki farklı yerde olabileceğini kanıtlasa da biz elektronlardan oluşan bir ordu, biz evrenin en kudretlisi ve yenilmezi, ancak yolun bir tarafında olabiliyoruz. O halde hangi tarafta olduğumuzun önemi artıyor. Dolayısıyla seçimlerin de.

3.Göz

Hayatı sürdürürken seçtiğimiz yollar işte bu şekilde, doğarken evrenin tüm potansiyelini göğsüne doldurmuş bizleri zamanla sadeleştiriyor, arıtıyor, kendimizden damıtarak daha yoğun ve daha olgun hale getiriyor. Geçmişimizdeki kimi kararlarımızın ileride hata olduğunu anlamamız da onların doğruluğuyla gurur duymamız da seçimlerimizin bir sonucu.

Seçme eylemi, Tülin Onat ile yıllar boyunca farklı zamalarda defalarca üzerinde konuştuğumuz bir konu oldu. Ancak her defasında yeni fikirlere çıksak -ve bu fikirler kimi zaman sergilere dönüşecek kadar kapsamlı olsalar- dahi değişmeyen tek şey, bu eylemin onu da beni büyülediği kadar büyülemesiydi. Onun yaşadığı, gerçeğin organik kurgulanmasıyla oluşturulan ve kimi zaman gerçekten bile gerçek hale gelen eserleri ortaya çıkarabilme yetisinin ancak bir sanatçıda bulunabilecek sezgisel kavrayışıydı. Ben ise bir yandan onun bu yönünü anlamaya çalışırken, onun aslında içgüdüsel olarak çözdüğü tüm meseleleri eleştirel bir mantıkla aşmakla uğraşıyordum.

Onun seçimleri ile benimkiler her ne kadar tarihin terazisinde türdeş sayılacak olsa da Onat’ın hayata karanlıkta sadece sezgilerini kullanarak yolunu rahatlıkla bulabilen biri gibi yaklaşması ve onunla bir olarak akması beni hep etkiledi.

Seçilen, Tülin Onat’ın seçimler üzerinden yaşam ile arasında geliştirdiği organik senkronun izlerini, bir saatin iki boyutlu düzleminde akmakta olan zamana yerleştiriyor gibi görünse de gerçekte zamanın ötesine geçmeyi başarmış nadir bir diyalektiği işliyor. Bu nedenle her eser kendi gerçekliğini çevresine yayarken, onun bugün kim olduğunu belirleyen seçimlerinin, Onat’ın yaşamındaki rolünü soyutla yoğrulmuş, naif ve narin bir üslup ile anlamayı başarıyor.

-Sahrayıcedit, Ekim 2018

*Ahmet Hamdi Tanpınar, Ne İçindeyim Zamanın şiirinden.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.