Erkan Doğanay: Contemporary İstanbul Üzerine

Share Button

Contemporary Istanbul (CI) 14. Edisyonu deneyimine dün akşamki açılışında biz de dâhil olduk. Yine her yıl olduğu gibi caddeyi trafiğe kapatan büyük gösterişli araçlar ve onları bekleyen şöförlerle, kapı önünde içeriye girebilmek için KUYRUK oluşturan ünlü/ünsüz sanatseverler…

Girişin sağ tarafındaki gişeye sokulup bilet ücretlerini soruyoruz: 300 TL … Ciddi misiniz?

Evet, birkaç hafta önce Fuarın Artistik Direktörü Anissa Touati fotoğraf çekmek isteyenler -ki günümüzün en hayati cihazı olan CEP TELEFONLARININ bu önemli işlevini kullanmamamız yönünde bir telkinde bulunarak- gelmesinler diye 75 TL olan giriş ücretini gerekirse 300 TL yapmalıyız dediğinde, hayır ciddi olamaz diye düşünmüştüm ama heyhat her şey gerçekmiş… Kaldı ki CI, bugüne kadarki popülerliğini bu cihazlarla birlikte küçümsedikleri izleyici kitlesine borçluyken Fight Club taktiği izlemelerine hiç gerek yok…Bu durum bana bu yaz Bodrum’da Çağla Şikel’in yaşamış olduğu 80 liralık ayran ücreti itirazına karşılık otel sahibinin atmış olduğu tweeti hatırlattı: “Çağla Şikel seksen lirayı içtiği ayrana değil, hayatı boyunca ünlü ya da deniz görmemiş insanları ondan uzaklaştırdığımız için ödüyor. Çünkü buraların fiyatı yükseldikçe insanlar ayrışıyor ve sıradan insanlar giremiyor…” Böyle kafaların bolca yaşadığı ve devletin bütün kurumlarının gözü önünde işletme sahibi oldukları için de ayrıca dünyanın özel canlıları olmalıyız…

Dönelim asıl konumuza, birkaç hafta önce basın açıklamaları ile başlayan tartışmalar fuarın beklenti çıtasını yükseltmiş olmalı ki henüz kapısında karşılaştığım pek çok tanıdığın yorumuna göre fuar bu sene tam bir “HAYALKIRIKLIĞI….”  yaratıyor imiş… GÖRECEĞİZ…

Sanırım Artistik Direktör Touati hanımefendinin fuara en büyük katkısı yeterince bayatlamış ve bugünün şartlarında içi tamamen boşaltılmış AKDENİZLİLİK kavramını başlık olarak kullanması, giriş ücretlerini düzenlemesi ve ayrıca Baraz Galeriyi kapı dışarı etmesi olmuş.

Geçtiğimiz yıl ve bir önceki yıllara göre katılım oranında düşüş yaşayan fuara bu sene 66 galeri katılmış, (elbette bu düşüşe ekonomik olumsuzlukların katkısı olduğu da aşikar) bu galerilerin 32 tanesi Türkiye’den 1’i ABD’den, 5’i İspanya’dan ve  Gürcistan, Fransa, İran, Avusturya, Almanya, Portekiz, Güney Afrika gibi ülkelerden katılıyorlar. Bir kısmı fuar yönetiminin geliştirmiş olduğu farklı sponsorluk modeli ile fuar destekçileri veya ilgili ülke kurum, şirket ya da kuruluşların galeri destek programları ile katılmış galeriler.

Merdivenlerden inip galeri bölümlerini gezmeye başladığımız andan itibaren her şey DEJA-VU gibi… Aynı galeriler ile başlıyor (sanırım on yıldır x-ist ve Drimart aynı yerdeler) diğer galerilerde aynı sanatçılar ve bazılarının aynı işlerini (fotoğraflarda göreceksiniz) belki üçüncü, dördüncü ya da daha fazla kez görmek oldukça sıkıcı oluyor… Kibrit kafaları alıp kendinizi tutuşturmak istiyorsunuz… Bu kaba tekrarları görünce İstanbul’u ve sanat ortamını iyi çalıştığını iddia eden Sanat Direktörünün fuarın öncesini bilmediği, çalışmadığı açık ve giriş ücretlerindeki bu fahiş artış, bu tekrarları göstermek adına isteniyor…

CI Yönetim Kurulu Başkanı Ali Güreli ise açıklamalarında İstanbul’a yapılacak sanat yatırımlarındaki rakamsal hacimden bahsediyor YALNIZCA… Sanatsal içerikleri, etkileri, süreklilikleri gibi yaşamsal detaylarına hiç değinmiyor. Fuarın 14 edisyon olduğunu düşündüğümüzde hafızamızı bilinçli olarak 14 yıl öncesine yönlendiriyor. 2002 ve sonrasında açılan birkaç müzeyi anımsatarak yeni açılacak olanlarını müjdeliyor. Bir yanıyla rakamsal boyutuna dikkat çekerken bir yandan da yaşanacak yeni gelişmeleri fuarla ilişkilendiriyor. Öğrencilerin fuara izleyici olarak girmesine olanak tanımayanlar sanat ortamına katkıları olduklarını düşünebiliyorlar… İLGİNÇ

Oysa Sayın Güreli’nin atladığı iki önemli ayrıntı var; müze dediğiniz şeyin ancak ve ancak büyük bir birikimle, koleksiyonla, arşivle ve eğitimle var olabileceği gibi hafıza oluşturması da gerekiyor. 2005 yılından beri büyük çaplı açılmadığı gibi ne açılan ne de açılacak olan müzelere Contemporary Istanbul’un katkısı var mıdır? Ne orandadır ayrıca incelemek gerekir. Her yıl müze açılamayacağı gibi de açılışını müjdelikleri İstanbul Resim Heykel Müzesi 150 yıllık bir birikimin sonucu olarak Türkiye sanat tarihinin hafızasını oluşturmaktadır.

Hafıza demişken Çamlıca Camisi’nin altında açılacak olan İstanbul İslam Medeniyetleri Müzesi’ne Topkapı Sarayı ve Türk İslam Eserleri Müzesi’nden taşınacak eserlerin seçkisini yapan, Aksanat Direktörü ya da küratörü, CI Yönetim Kurulu Üyesi (Türkiye’nin medeni iftiharı) fuarda Recent Acquisitions ve Collector’s Stories sergilerinin küratörü Hasan Bülent Kahraman’ın da unuttuğu bir şey sanırım hafıza.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.