Deniz Gökduman: Foto-Gerçekçi Ressam Tom Blackwell’in Ardından

Share Button

Tom Blackwell

1938’de Chicago’da doğmuştur (Meisel, 1989. s.83). Kariyerine soyut ressam olarak başlayan ve ilk dönem çalışmalarında Pop Art akımından etkilenen Tom Blackwell ilk Foto-gerçekçilerden olmamasına rağmen Foto-Gerçekçi resmin önde gelen isimleri arasında yer almış ve bu alanda otomotiv –araba, kamyonet, motosiklet- resimleriyle tanınmıştır (Meisel, 1989.).

“Hepimiz, kopyalamanın aldatmak olduğuna inandırılarak büyütüldük. Zamanımı, aldatmaktan uzak olarak kopyalamakla geçirmemde bir ironi var, ben fotoğraftan imgeyi elde etmenin en yoğun disiplini gerektirdiğini ve kendini ifade etmenin alanını sınırlamanın aynı zamanda bu ifadeyi değiştirdiğini fark ettim. Fotoğrafla çalışmak yeni bir keşif gerektirir, bu keşif biçimden ziyade anlamın keşfidir. Fotoğraf benim sıradanlıkları dondurmama yarayan bir araçtır. Ben, basmakalıplığın içinde betimlenemeyeni yakalamayı olası kılan gerçekliğe ulaşmama yardımcı olacakların peşindeyim. Kesin olan anı çivilemek görsel bir olayı en iyi özetleyen en uygun anı yakalamak ve sonra da onu yapabildiğim en iyi şekilde en yüksek anlatım düzeyine ulaştırmak, işte bu resimler hep bunlarla ilgili şeyler.” (Blackwell. www.tomblackwell.com.) diyen sanatçı bu tarz resimler yapmaya 1960’ların sonlarında başlamıştır. İlk Foto-Gerçekçi resimlerinin konusunu dergi fotoğraflarından alınmış bisikletler oluşturmuştur (Blackwell). Blackwell ilk olarak dikkatini parıltılı yüzeyli makinelere, uçaklardaki ve motosikletlerdeki metal ve cam gibi geniş ölçekli çalışmalara verse de motosiklet üzerine daha yoğun çalışmıştır (Meisel, 1989. s.83).

Tom Blackwell, Market Basket, 41.9 x 55.9 cm., Acrylic on paper, 2007

Motosiklet resmine bakarken çeşitli boruların, dişlilerin ve çubukların, vb. karmaşıklığın kendisine soyut bir resmi çağrıştırdığını, ışığın krom yüzeyler üzerindeki oyunlarının kendisini büyülediğini ve bir yandan da ışığı, şekilleri ve metali algılayışını değiştirdiğini ifade eden Blackwell bir süre sonra dergi resimlerinin ihtiyaçlarını karşılamadığını fark ettiğini söylemiştir. Ve gerçek kromlar görmek için birçok bisiklet ve arabanın sergilendiği New York Coliseum’da Rod and Cycle Show’a gitmiş ve saatlerce fotoğraf çekmiştir. Sonra uçakların fotoğrafını çekmeye başlamıştır (Blackwell).

Blackwell çoğunlukla motosiklet resimleriyle tanınsa da 70’lerin sonunda başka bir imgeyi mağaza vitrinlerini keşfetmeye başlamıştır. Bu konuya 1973’te Maint Street 1974’te Takashimaya ve 1975’te GM Showroom ile değinmesine rağmen vitrin mankenlerini içeren ilk resmini yani Bendel’s’i 1980’lerde yapmıştır. Bendel’s ile Blackwell hem vitrin mankenlerini içeren hem de sokaktaki insanları yansıtan vitrin serilerine başlamıştır (Meisel, 1993. s.77). 80 ve 90’larda mağaza vitrinleri üzerine çalışmalar yapan sanatçı 2000’lerde mağaza vitrinleriyle beraber motosikletlere de dönüş yapar.

Tom Blackwell, “Sinema I ve II”, 1981, T.Ü.Y.B, 101.6 x 152.4 cm.

Motosikletler, araba ve kamyonlar Blackwell tarafından sadece Amerikan manzaralarında her yerde bulunabilme özelliklerinden dolayı değil aynı zamanda sahip oldukları parlak boyalar ve krom yüzeyler nedeniyle de ana konu olarak kullanılmıştır (Chase, 1975. s.9). Blackwell aynı zamanda fotografik ışık kırılmasını resme dökme sorunuyla da ilgilenmiştir (Chase, 1975.). Her türlü parlak krom yüzeyi, çelik, plastik, düz cam ışığı değişik şekilde yansıtır. Bu değişiklik, yansıyan ışık türü ve çevresi sayesinde renk ve değerde de çeşitlilik gösterir. Fotoğraf makinesi, bu yansımaları zamanın donmuş bir anı olarak kaydeder, onu kendi kanunlarına göre yorumlar. Blackwell de resminde ışık ve onun filme çevirisiyle uğraştığını ifade etmektedir.

O sadece içinde yaşadığımız dünyayla değil, kaydetme yöntemi ve onu algılamakla, yani fotoğrafın kendisiyle ilgilenir.: “Fotografik imgeler, filmler, tv, gazeteler asıl fenomen kadar önemlidir. Bunlar bizim asıl fenomeni algılayışımızı etkilerler.”diyen Blackwell’in (Meisel & Chase, 2002. s.16) resimlerinin birçoğu araba penceresinden çekilmiş fotoğraflara dayanmaktadır. Bu kompozisyonlar hem filmin hem de aracın gerçeği çerçevelemesiyle belirlenmiştir. Bu resimlerdeki illüzyon şekillerden ve gözlerimiz bu tür kırpmayı anında algılamak için eğitilmedikçe ‘okunabilir’ olmayan formlardan yapılmıştır. Ona göre resim ne kadar çok fotoğrafik olursa – her ne kadar fotoğrafın kendisi gerçek olmasa da- o kadar gerçek görünmektedir.

Blackwell için hiçbir imge anlamsız değildir, bir motosiklet, bir mağaza vitrini, bir yarış arabası ya da bir uçak resmi bir bakıma gayrişahsî olsa da onları resmetme deneyimi oldukça kişiseldir. Çünkü ona göre bir objektif aracılığıyla elde edilen bilgi tuvale aktarıldığında kendi gerçekliğini kazanır, bu gerçeklik üç ayrı gerçekliğin birleşimidir: orijinal nesne, onun fotoğrafı ve ressamın bakışı.

Tom Blackwell, “Ferrari Dünyası Güz”, 2006, T.Ü.Y.B., 101.6 x 127 cm.

Foto-Gerçekçi çalışmasındaki amacın, gerçek dünya hakkında bir şeyler ortaya çıkarmaktan ve bizim fotoğrafla ilgili algılarımızı keşfetmekten oluştuğunu söyleyen Blackwell (Blackwell) yoruma açık çalışmalarında gerçekçilik, konu nesnesi ve sanat/hayat dikotomileriyle ilgili modernist ve post-modernist beklentilere de meydan okumak için yapısal elemanlar ve gerçek nesnelerle harmanlanmış; yan yana, üst üste binişik ve birbirine yapışık imgeler kullandığını ifade eder. (Blackwell)  Amacı, geçmiş ve simdi arasında bir diyalog yaratarak tarihle diyalogumuza katkıda bulunmaktır (Blackwell).

KAYNAKLAR

NOT: Bu makale Deniz Gökduman’ın Keskin Odak Gerçekçiliği kitabından alınmıştır.

Blackwell, T., Philosophy. Image as Metaphor. www.tomblackwell.com. 27 Nisan 2010, Salı, 21.00’de alınmıştır.

Chase, L., ( 1975 ). Hyperrealism. İspanya: Rizolli

Gökduman, D., (2014) Keskin Odak Gerçekçiliği (Sharp Focus Realism), İstanbul: Paradigma Akademi Yayınları.

Meisel, L. K., (1989). Photorealism, Yugoslavya: Abradale Press.

Meisel, L. K., (1993). Photorealism since 1980. s.267. Japonya: Harry N. Abrams INC                                   

Meisel, L.K. & Chase L., (2002). Photorealism at the Millennium, s. 7. Hong Kong: Harry N. Abrams.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.