Nermin Yokuş İpekçiler: Batı Resim Sanatında Çıplaklık Olgusu – III

Share Button

20.YÜZYILDA ÇIPLAKLIK TASVİRİ

20.yy birbiri ardına hızlı değişimlerin olduğu bir yüzyıldır. (l. ve ll. Dünya savaşları, büyük imparatorluklarların parçalanması, faşizm ve komünizm gibi dünyayı etkileyen ideoloji ve sistemlerin ortaya çıkması gibi)

Freud tarafından ortaya atılan psikanaliz kuramı cinselliği ilk defa insan davranışının merkezine oturtur.

20.yy’ın çıplaklığa bakış açısını değiştiren bir diğer etmen de feminist hareketlerinin yaygınlaşması olur.

Özetle bu dönemle birlikte çağın değişen sosyal yapısına, burjuvanın ahlaki değer ve anlayışına karşı çıkan sanatçı, çıplak bedeni aynı zamanda sisteme karşı bir tepki olarak kullanır. Gece hayatı, fahişeler, erotizmi pornografiye yaklaştıran görüntüler, fetiş nesneleri gibi cinsellik içeren konular batı resim sanatı’nda sıkça tercih edilen bir olgu haline gelir.

Gustav Klimt çıplaklık ve erotizm temasına sıkça yer vermiştir.

Resimlerinde sıkça görülen mitolojik kahramanlar, yaşadığı dönemin tipik gerçek kadın figürleridir.

Çıplak bedenleri dekoratif desenlerin arasında gizler.

Çıplak kadın modelleri kendilerini sergiler ve bilinçlli çizilmişlerdir.

Gustav Climt, Altınbalık, 1901-1902, İsveç Enstitüsü
         Gustav Climt, Danae, 1907, Galeri Würthie, Viyana

                      

Egon Schiele’nin çıplak figürleri ise abartılı sayılabilecek kadar zayıf, kemikli, hastalıklı, çoğu zaman da yoksul ve kederlidir.

Resimleri pornografiktir ancak pornografide alışılmış ideal bedenler Schiele’nin resimlerinde yoktur. Aksine bu idealin karşısında, deforme olmuş bedenler görülür.

Kendi otoportreleri ile alışılmış otoportre geleneğinin tüm kurallarını da yıkar, kendi bedenini  narsist bir gözlemle aktarır.

Amadeo Modigliani’nin resmettiği çıplak bedenlerde ise hiçbir kışkırtıcılık görülmez, aksine çıplakları bitkin, yalnız ve dalgın bakışlıdır.

Çıplağı bir özgürlük alanı olarak seçer.

Amadeo Modigliani, Yatan Nü, 1917, Özel Koleksiyon

Amadeo Modigliani, Uzanan Nü, 1917, Özel Koleksiyon

Pierre Bonnard’ın resimlerinde mekanın içine yerleştirilmiş çıplaklar bulunmaktadır. Degas’nın da sıkça işlediği bir konu olan yıkanan kadın, Bonnard resimlerinde de görülür. Yıkanma üzerine 190 adet resim üretir.

Yıkanan kadınların yüzü izleyiciye dönük değildir, izlendiklerinden habersiz, eylemleriyle meşguldürler. 

Modelin kimliğini gizlemek için başlarını öne ya da yana eğik betimler. Bu da çıplak modelliğin toplumda henüz tasvip edilmediğinin göstergesidir.

Pierre Bonnard, 1908, Tube’de Nü, Özel Koleksiyon

Pierre Bonnard, 1918, Tube’de Nü, Özel Koleksiyon

Salvador Dali’nin resimlerinde ise çıplaklık bedenin tüm zamanlar arası sınırsızlığında var olur.

Rüya ile gerçeklik arasında çıplaklığı betimler.

Paul Delvaux ise resimlerinde yaşam ve ölüm arasındaki ince sınırı çıplaklık ile temsil etmiştir.

Resimleri erotik imgeler içermesine karşılık genelde çıplaklığa karşı saldırı niteliğindedir.

Paul Delvaux, Öğleden Sonra, 1937
Paul Delvaux, Öğleden Sonra, 1951
  • 1950’li yıllarda modern günlük hayatın nesneleri sanat eserlerine dönüşmeye başlar.

Pop Art’çılar popüler kültürün imajlarından, basınından, reklam dünyasından, magazin dergilerinden, sinemadan ve ürün ambalajlarından yararlanırlar.

Tom Wesselmann reklam imgeleriyle çıplak kadın bedenini bir arada kullanır,  kadını da bir tüketim nesnesi olarak temsilleştirir ve tüm Amerikan erkek fantezileriyle dalga geçer.

20.yy’da erkek çıplak’ta modern sanatçıların konusu haline gelmiştir.

Oysa modern dönem öncesi batı resim sanatında erkek çıplak çok az işlenir.

Cinsel kimliklerin görünür hale gelmesi ile erkek figürü cinsel kimlikler üzerinden rahatça betimlenir.

David Hockney, Havuzda, 1963

Balthus, özellikle çocuk yaşta çıplak genç kız figürlerini konu aldığı resimler yapmıştır.

Çıplak poz veren küçük kız resimleri sıra dışı konular içerisinde yer alır.

Pop-Art’ın kadını ele alış biçimini eleştiren feminist sanatçılar, odağına kimlik sorununu ele alırlar.

Resim geleneğinin dışındaki malzemelerle bir anlatım biçimi oluştururlar.

  Erkek dikizciliğine karşı cevap olarak yapılan başka bir feminist çalışmada “ Kadınların Met Müzesi’ne girmesi için çıplak mı olması gerekir ? diye soruluyor, bir de manidar bir istatistik veriliyor; Modern Sanatlar bölümündeki sanatçıların arasında kadınların oranı %5’ten azken, nü tabloların %85’i kadınların..

Gerilla Kızlar, 1989

Hannah Wilke dikizlenme serisi ile: erkek bakışına duyduğu tepkiyi tenine sakız yapıştırarak gösterir.

Vajinayı temsil eden sakızlar erkek bakışlarının kadınları nesnelleştirmesine vurgu yapar.

Hannah Wilke, Dikizlenme Serisi, 1980

Lucien Freud’un resimlerinde  çıplaklığın erotizmden uzak bir et hissi verdiğini görürüz.

Genellikle kımıldamadan duran çıplak modeller yatak üzerinde veya yerde uzanmış olarak bulunur. Ayrıca hayvanları kullanır.

Ressam ve Model” adlı resminde ise alışılagelmiş bir konuya (ressamın kadın, modelin erkek oluşu ) karşı bir duruş sergiler.

Lucian Freud, 1995
Lucian Freud, Ressam ve Modeli, 1986

SONUÇ

20.yy sanatı için akılda kalan en belirgin özellik gövde ve bedenin teşhirinde, klasik döneme karşıt bir duruşun olmasıdır. Bedeni özne kavramıyla bütünleştiren bu anlayış, modern sanatta, tanrı ve akıl arasındaki bağdan kopuşun da bir göstergesidir. Batı sanatının belirleyici unsurlarının başında gelen Hıristiyanlık – günah – acı kavramı, beden ve çıplaklık, modern sanatta çağın getirdiği teknolojik imkanlarla boyut değiştirir.

Geleneksel sanat anlayışının alt üst olmasıyla modern ve sonrası dönemde vücut sanatı ve performans sanatı ile beden, sanatın salt malzemesi olur.

Çıplaklık, sanatın silahı olurken, sanatçı ve toplum arasında bitmeyen bir gerilim ağı oluşturur, sanatçıya bedenin sınırsız kullanımına olanak sağlar.

KAYNAKÇA

Batur, Enis, “İlk Çıplak: Adem ile Havva”, P.Kültür Sanat Antika Dergisi, Sayı.18, 2000, İstanbul

Batur, Enis, Modernizm Serüveni, 2005, İstanbul, YKY

Baudrillard, Jean, Simgesel Değiş Tokuş ve Ölüm, çev.Oğuz Adanır, 2002, İstanbul, Boğaziçi Üniversitesi Yayınları

Berger, John, Görme Biçimleri, çev.Yurdanur Salman, 2005, İstanbul, Metis Yayınları

Duerr, Hans Peter, Çıplaklık ve Utanç, 1999, İstanbul, Post Yayınevi

Ergüven, Mehmet, Pusudaki Ten, 2008, İstanbul, Agora Kitaplığı

Gomrich, E.H, Sanatın Öyküsü, çev.Bedrettin Cömert, 1992, İstanbul, Remzi Kitapevi

Işık, Emre, Beden ve Toplum Kuramı, 1998, İstanbul, Bağlam Yayınları

Irigaray Luce, Sen Ben Biz, çev.Sabri Büyükdüvenci-Nilgün Tutal, 2006, Ankara, İmge Kitapevi

Leppert, Richard, Sanatta Anlamın Görüntüsü, çev.İsmail Türkmen, 2002, İstanbul, Ayrıntı Yayınları

Larry Shiner, Sanatın İcadı, çev.İsmail Türkmen, 2004, İstanbul, Ayrıntı Yayınları

Sennet, Richard, Ten ve Taş, çev.Tuncay Birkan,2002, İstanbul, Metis Yayıncılık

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.