Decollage Art Space yeni sanat sezonuna 2 Ekim Çarşamba günü Prof. Dr. Fevzi Karakoç’un Serap Atala küratörlüğünde açılan “Ve Kırmızı” sergisiyle başlıyor. Ardında bıraktığı iki sene ve onlarca sergi ve etkinliğin ardından Decollage Art Space, yeni sezona güçlü bir başlangıç yapıyor.
Prof. Dr. Fevzi Karakoç’un “Resim öğretilmez, sezdirilir” sözüne referans veren küratör Serap Atala,sanatçınınözgürlükçü olan bu yaklaşımının resimlerine de yansıdığını söylüyor. Sanatçının Decollage Art Space için ürettiği, enerjik ve güçlü bir renk olan kırmızı rengi ön planda tuttuğu resimleri bize herhangi bir akımı işaretlemiyor, kurallardan beslenmiyor özgür atlar gibi bağımsızlık duygusunu yansıtıyor, hissettiriyor.
Anadolu kültüründen, folklorundan, yerel birikimle beslenen Karakoç’un resimlerinde tema atın çok ötesine geçiyor. Sanatçının resimleri bir olay, bir öykü anlatmıyor. Soyut, kaotik ve görsel doku zenginliğiyle oluşturduğu arka plan üzerindeki atlar resmin temel elemanı olarak varlık buluyor, aynı kullandığı coşkulu renkler gibi. At imgeleri özgür tekrarlarla, fırça darbeleriyle perspektifsiz, minyatürvari bir ortamda ritim oluşturuyor ve müzikal bir tınıyı görsel olarak algılatıyor. Atlar Karakoç’un resminde “özgürlük” kavramıyla örtüşmüş olarak resimsel ifadenin amacı olarak yer ediniyor.
1947 yılında Çankırı’da doğan, 1968-72 yılları arasında Tatbiki Güzel Sanatlar Yüksek Okulu’nda okuyan Karakoç, eserlerinde özgün baskı (gravür, litografi, serigrafi) ve yağlı boya, akrilik tekniklerini kullanıyor. Baskı alanında üretim yapan öncü sanatçılar arasında yer alıyor. Karakoç’un eserlerinde biçimlerin tekrarıyla oluşan ritim izleyene görsel bir şölen sunarken aynı zamanda felsefi bir derinlik katıyor. Resimlerindeki çizgi, gölge, renk insan ruhuna yapılan bir yolculuğu simgeliyor. Sanatçının sanatında derin bir hümanizm hissediliyor.
Basın öngösterimi:
Sergiyi 1 Ekim Salı günü, saat 11:00’de gerçekleşecek basın buluşmasında, sanatçı Fevzi Karakoç ve küratör Serap Atala eşliğinde gezmek isterseniz bu maili cevaplayarak katılım durumunuzu bildirebilirsiniz.
Hakkında KolajART
KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır.
Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir.
Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır.
Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.