Hamamda,(Nurcan Perdahçı, Fatoş Beykal, Hülya Küpçüoğlu, Figen Batı) 10-28 Nisan 2025, Nevmekan Selimiye

Share Button

Hamamda” sergisi Nurcan Perdahçı, Fatoş Beykal, Hülya Küpçüoğlu ve Figen Batı’yı bir araya getiriyor. Sergide sanatçılar kendi üsluplarında oluşturdukları eserlerle, geçmişi çok eskilere dayanan hamam olgusunu yorumluyorlar.

Nurcan Perdahçı sergideki enstalasyonu için yeniden yapılandırdığı resimlerinde ve sanatsal çalışmalarında görsel dil içinde varlığın zamansal bir oyunda olduğu ve öznenin/nesnenin bir iz bırakarak süreç içerisinde sürekli başka bir şeye, şeylere evrilerek dönüştüğünü gösteriyor. Selimiye Kışlası ile beraber Sultan III. Selim tarafından 1800-1801 yıllarında Nizam-ı Cedid askerlerinin kullanması için yaptırılmış olan tarihsel mekânının ev sahipliği yaptığı Hamamda sergisi için Perdahcı, aile geçmişinden kalan nesnelerin üzerinde yer aldığı masa ve güncellenerek üretilmiş bir 15. yüzyıl Uşak halısını zamansal bir yolculukta yeniden yapılandırırken izleyicisine yeni yaklaşımlar sunuyor.

Fatoş Beykal sergideki yumuşak heykelleri için “Bu sergide kuracağım düzenleme bugünden geçmişe hamam kültürüne ait ‘Kurnabaşı Sohbetlerine’ bir gönderme yapmayı amaçlar. Sergi alanının bana duyumsattıklarıyla, geçmişin hafızamızda kalan izlerinde buluşmanın bir arayışı olacaktır bu enstalasyon…” açıklamasını yapıyor.

Hülya Küpçüoğlu sergideki çalışması hakkında “Ahşap ve odun malzemeleri ile uzun zamandır çalışıyorum. Mekânı ilk gördüğümde yine bu malzemelerle bir enstalasyon yapma fikri gelişti. Çalışmam, hamam kültürüne ait, ‘ateş, ısı, ısınma, terleme, temizlenme, arınma’ temalarına bir gönderme yapmayı amaçladım.” açıklamasını yapıyor.

Figen Batı’nın eserlerinde zaman ve varlık arasındaki diyalektik ilişkide sanatçının varoluşun benliğine yüklediği korkuları, mutlulukları, düş kırıklığı, iç çatışmaları arasında kendi varlığına sıkışmışlığı geçmiş ve geleceği içinde taşıyarak imgelerle zamanı nesneleştiriyor. Her imge onda gerçek olayların somut tasarımlarıdır. Değişik formlarda ortaya çıkar. Yaşamla ilintili olan her olgu birbirine dolanarak sanatçının estetik idealinin kavrayışına varırlar.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.