
Tülin Kaynak yıllardır hiç ara vermeden üreten bir sanatçı. Yakın zamanda (18 Eylül 2025) “İÇİMİZE YOLCULUK” başlıklı sergisi ile FMV Galeri Işık’ta yeni çalışmalarını izleyicilerle paylaşacak. Öncesinde sanatına ve sergiye dair samimi bir söyleşi gerçekleştirdik.
Zeliha Demirel: Tülin Merhaba, çalışmalarınızı yakından izliyorum, motivasyonunuz ve azminiz beni her zaman etkiliyor. Ara vermeden üreten bir temponuz var. Öncelikle bu enerjinin kaynağını merak ederim… Yakında FMV Galeri Işık’ta yeni serginiz açılıyor. Kutluyorum.
Tülin Kaynak: Sanat, beni renklerin ve hayallerin olduğu bir dünyaya götürüyor. Yeni bir eser yaratma mutluluğunu soyut sanat sağlıyor. Her eserden sonra, bir sonrakinde ondan daha farklı bir arayışa girmeyi bekliyorum. Yorulmadan ve sevgiyle… İşte bu arayış, enerjinin kaynağı. Evet, FMV Galeri Işık’ta sergi kurgusunu İpek Yeğinsü’nün yaptığı “İÇİMİZE YOLCULUK” başlıklı sergim olacak (18 Eylül – 6 Ekim 2025 tarih aralığında). Sanatla kucaklaşmak isteyen herkesi bekliyorum.

Z. D.: Estetik ve güzellik kavramlarına nasıl bakıyorsunuz? Soyut formlarla ilişkiniz yoğun, resimlerinizden de bahsederek bunu anlatır mısınız?
T. K.: İnsandan insana estetik ve güzellik kavramları değişir. Sanatta, bu labirentler sanatçının içindedir. Ben resimlerinde kendi estetik ve güzellik algımı ortaya koyuyorum. Bunun insanlarla uyuşması, sanatçıyı mutlu eder.
Z. D.: Sanatınız insanlarla ilişkilerinize nasıl yansıyor? İnsan ilişkilerinizle sanatla kurduğunuz ilişki arasında çelişkiler oluyor mu?

T. K.: Çevremdeki insanlarla uyumlu bir beraberliğim var. Herkesin farklı bir dünyası var ve onları tanımak güzel. Sanat benim özelim, iç dünyam. Bu dünyayı yansıttığım eserlerimde, çevre beni ancak kendi düşüncesi kadar tanıyor. Çevre-sanat çelişkisi olmaması, her ikisini de farklı dünyalara koymamdan kaynaklanıyor. Resimlerimde insanlar düşüncelere dalsınlar, farklı bir dünyaya girsinler istiyorum. Yönlendirmeyi sevmiyorum. Özgürlük o kadar güzel ki, hiç değilse eserlerimde o duyguyu hissetsinler istiyorum.
Z. D.: Hem resim hem de mozaik yapan bir sanatçısınız. Çalışmalarınızı nasıl tanımlarsınız? Sizin çalışmalarınızı herhangi bir akıma dâhil edecek olsak bu akım ne olurdu? Belki de yeniden bir terim ya da isimlendirme yapmak gerekseydi bu ne olurdu?
T. K.: Sanatı bir bütün olarak görüyorum. Çalışmalarımı bir akımın içine koymak veya yeniden adlandırmak bana uygun gelmiyor. Belli bir tanımı olup olmayacağı ancak sanat uzmanlarınca değerlendirilebilir. Zaman ile her şey değişiyor. Düşünce yelpazemiz geniş ve ben bunu renklerle anlatmaya çalışıyorum. Bana bu kadar renk bile yetersiz geliyor.
Z. D.: Değişik kesimlere ilham veren çalışmalar yaptığınızı ve ödüller aldığınızı da biliyorum. Yanılmıyorsam bir mimarlık sempozyumunda resimlerinizdeki soyut formlar örnek gösterildi, bunu bize anlatır mısınız?

T. K.: Trakya Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Dekanı bir sergimde eserimi beğendi. Sempozyum kurulu olarak benden izin aldılar ve eseri sempozyumun tanıtım görseli olarak kullandılar. Güzel ve mutlu bir olay bu. Ancak ödüller bir sanatçıyı ne yolundan alıkoyabilmeli, ne de narsist duygulara itebilmeli.
Z. D.: Zor zamanlardan geçiyoruz, sanat üretmek içinde bulunduğumuz ülkede çok zor, hem maddi hem de manevi olarak. Bu zorluklarla nasıl baş ediyorsunuz? Muhatabınız talebi karşılıyor mu?
T. K.: Evet, çok zor bir dönemde yaşıyoruz. Kendi kişisel ihtiyaçlarımı asgari düzeyde tutmaya çalışıyorum. Sanatçının muhatabı talebi karşılamazsa sanatı bırakır mı…? Sanatçı vazgeçmez diye düşünüyorum. Hepimiz şartlarımızın izin verdiği kadar çalışmaya devam ediyoruz.
Z. D.: Sanatın iyileştirici gücü ne ölçüde? Bireysel ve toplumsal olarak sanat bize nereden seslenmeli, bu konuda neler söylersiniz?
T. K.: Bana göre sanat, izleyiciye eğer mutlu anlar yaşatabiliyorsa, onu düşündürebiliyorsa, kendinden bir şeyler buldurabiliyorsa iyidir. Toplum ve olaylardan kopamazsınız. Tüm evren beynimizin içinde. Resimlerimde kuralsız, sevgi dolu ve farklı bir evren yaratmaya çalışıyorum. Değerli olan tek şey sezgi. Ben de resmimi sevgi ve içgüdülerimle, mümkün olan başka bir dünyanın izlerini daha açık ifade edebilme umuduyla yapıyorum.
Z. D.: Büyük çalışmalar ve projelerde de yer alıyorsunuz. Yanılmıyorsam Göztepe Parkı’nda bir çalışmanız, bazı binaların girişlerinde eserleriniz, bazı projelerde yürütücülükleriniz var, bunlardan bahseder misiniz?
T. K.: 30 senelik sanat yaşantısında bunları tek tek saymak zor. Eserlerim ne ise ben oyum. Sanat benim yaşam biçimim ve yorulmadan çalışıyorum.
Z. D.: Etkilendiğiniz ya da izini sürdüğünüz sanatçılar kimler?
T. K.: Van Gogh’un hayatından epeyce etkilendim. Bazı sanatçıları ise beğeni ile gözlemliyorum. Fakat etkilendiğim belli bir sanatçı, daha doğrusu bilinçli bir etkilenmeden bahsedemem.

Z. D.: Son olarak gençlere ve sanatla uğraşmak isteyenlere ne söylersiniz?
T. K.: İçlerinde bu duygu ve çalışma isteği varsa kendi yollarını, şartları doğrultusunda bulurlar. Benim bir şey söylememe gerek yok.
Z. D.: Öncelikle samimi cevaplarınız için teşekkür ederim ve sanat yolculuğunuz hiç eksilmeden devam etsin dileklerimle eklemek istedikleriniz var mı?
T. K.: Hayır. Emeğiniz ve sorularınız için çok teşekkür ederim.
