
Türkiye’nin yakın dönem düşünce hayatında özgün kuramsal müdahaleleri, polemikçi dili ve siyasal-entelektüel duruşuyla derin izler bırakan sosyolog, yazar ve akademisyen Prof. Dr. Yalçın Küçük 87 yaşında yaşamını yitirdi. Türkiye’nin sosyalist düşünce geleneği içinde kendine has bir hat kuran Küçük, yalnızca bir akademisyen ya da köşe yazarı değil; aynı zamanda siyasal düşünce alanında tartışma üretmeyi bir yöntem hâline getirmiş müdahil bir entelektüeldi. ????️
1938 yılında İskenderun’da doğan Yalçın Küçük, Kabataş Lisesi’nin ardından Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nde öğrenim gördü ve 1960 yılında mezun oldu. 27 Mayıs sürecinin siyasal atmosferi içinde öğrencilik yıllarından itibaren aktif bir konumda yer aldı; mezuniyetinin ardından Devlet Planlama Teşkilatı’nda görev yaptı. 1966 yılında Orta Doğu Teknik Üniversitesi’nde akademik hayata başlayan Küçük, kısa sürede Türkiye’de kalkınma tartışmaları, devlet kuramı ve sosyalist düşünce alanındaki çalışmalarıyla dikkat çekti.
1971 Muhtırası sonrasında üniversiteden uzaklaştırılması, onun düşünsel ve siyasal müdahale alanını akademi dışına taşımasına neden oldu. Bu süreçten itibaren Yön, Emek ve Ant gibi dönemin etkili yayın organlarında kaleme aldığı yazılarla Türkiye solunun teorik tartışmalarına katkı sundu. 1970’li yıllarda Türkiye İşçi Partisi çevresindeki örgütsel çalışmaların içinde yer aldı; Yürüyüş gazetesinin editörlüğünü üstlendi. Aynı yıllarda Kıbrıs Barış Harekâtı’na asteğmen rütbesiyle katılması, onun siyasal düşüncesindeki devlet-toplum ilişkisini yalnızca kuramsal değil, tarihsel bir deneyim alanı olarak da ele aldığını gösterir.
12 Mart ve 12 Eylül askeri müdahaleleri sonrasında akademiden uzaklaştırılması ve çeşitli dönemlerde cezaevi süreçleri yaşaması, Küçük’ün düşünsel üretimini kesintiye uğratmak yerine farklı kanallara yönlendirdi. 1980’li yıllarda yayımladığı dergiler, yürüttüğü tartışmalar ve özellikle Bir Yeni Cumhuriyet İçin başlıklı çalışması, Türkiye’de devlet, ulus ve modernleşme meselelerine yönelik eleştirel yaklaşımının önemli örnekleri arasında yer aldı.
Aziz Nesin ile birlikte örgütlenmesinde rol aldığı Aydınlar Dilekçesi süreci, onun yalnızca teorik değil, aynı zamanda kamusal sorumluluk taşıyan bir aydın olarak konumlandığını gösterir. 1990’lı yıllarda Fransa’da sürdürdüğü çalışmalar, Ortadoğu üzerine yürüttüğü temaslar ve Türkiye’nin yakın siyasal tarihi üzerine kaleme aldığı metinler, düşünce üretiminin coğrafi ve politik sınırları aşan karakterini ortaya koydu.
2000’li yıllarda Türkiye’nin yakın tarihine ilişkin yorumları, isim-bilim araştırmaları ve televizyon programlarıyla tartışma yaratmayı sürdüren Küçük, aynı dönemde çeşitli davalarda yargılanmış; ancak düşünsel üretimini kesintisiz biçimde devam ettirmiştir. Uzun yıllar boyunca yazılarıyla kamuoyuna müdahale eden bir entelektüel figür olarak varlığını sürdürmüştür.
Silivri’den tahliyesinin ardından dile getirdiği “Yaşasın emekçi cumhuriyet” sözü, onun siyasal tahayyülünün merkezinde yer alan toplumsal eşitlik ve aydın sorumluluğu fikrinin özlü bir ifadesi olarak hafızalarda yer etmiştir.
Prof. Dr. Yalçın Küçük, Türkiye’de düşüncenin yalnızca akademik sınırlar içinde değil, kamusal tartışma alanlarında da üretilmesi gerektiğini savunan kuşağın en dikkat çekici temsilcilerinden biri olarak hatırlanacaktır. Türkiye’nin eleştirel düşünce geleneğinde bıraktığı iz, polemikçi üslubu kadar kuramsal cesaretiyle de tartışılmaya devam edecektir.
KolajART olarak, Türkiye düşünce hayatının bu özgün ve tartışmalı figürünün ailesine, öğrencilerine ve okurlarına başsağlığı diliyoruz. Yıldızlar Yoldaşı Olsun….
