Süleyman Biçer: Sunay Akın’ın Geyikli Park’ı

Share Button

geyikli-park_avatar_orj

Bir Fransız dretnotunun güvertesinde başlıyoruz yolculuğumuza. Çanakkale Boğazının girişindeyiz. İçinde bulunduğumuz dretnot, toplarının namlularını Çanakkale sırtlarındaki siperlerimize çevirmiş bir hâlde yaklaşmakta olan, onlarca ülkeden, Osmanlının başkentini işgal etmek, maceraya atılmak ve heyecan yaşamak için toplanmış binlerce askeri taşıyan İtilaf devletleri donanmasındaki onlarca dretnottan biri. Güvertede bir amiral ve yüzbaşının konuşmasına tanık oluruz; konuşma Çanakkale Boğazının mayınlardan temizlenmesi ve İstanbul’a giden deniz yolunun açılmasıyla ilgili.

 

Çanakkale’nin geçilmez olduğunu biliriz ama onu geçilmez kılan ve geçmeye çalışan askerlerin hikâyelerini pek bilmeyiz. Çanakkale deniz muharebelerinde olsun kara muharebelerinde olsun binlerce kahramanlık destanı yazılmıştır; ama bu destanların kahramanlarından pek azının ismini biliriz. Oysa topların göğü yırttığı, toprağı kazdığı ve onlarca bedeni cansız yere serdiği o kızılca kıyamet günlerde bir grup sanatçı ziyaret etmiştir Çanakkale’yi. Ancak o günlerden bugüne anlatıla gelen pek az hikâye vardır.

 

Sunay Akın’ın son kitabı Geyikli Park, yukarıdaki konuşmanın tanıklığıyla başlıyor ve ardından gelen öykülerde savaşın kanlı, tarihin tozlu sayfalarında unutulmaya yüz tutmuş, yazılan yüzlerce kitapta belki de adı hiç anılmayan kahramanları tanıtıyor bize.

 

Geyikli Park’ın sayfalarını çevirdikçe tarihin tozlu sayfalarında isimleri ve hikâyeleri unutulan, tarihin farklı dönemlerine tanıklık etmiş onlarca kahramanla karşılaşırız. Kimisine 1928 Amsterdam Olimpiyatları’nda ülkemiz için pedal çevirirken rastlarız, kimisine Van Gölü’nde gemi inşa ederken.  Birisini sevdiği için camii inşa ederken görürüz, diğerini aşık olduğu bir kukla için göz yaşı dökerken. Aya çıkan ilk Türk astronota eşlik ederken, mahya döşeyen mahyacıları görürüz minareler arasında. Göztepe İstasyonunda Nazım Hikmet’in dizelerini okurken, el sallarız çiftliğindeki ineklerle uğraşan Abdülhamid’in haremağası Nadir Ağa’ya. Türkan Saylan’ın yanında asistan olarak gezerken Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nde yarım kalmış bir heykele rastlarız. Yeşilçam Sokağı’nda gezerken, Tarkan filmlerinde gördüğümüz, korkulu rüyamız dev ahtapot ile karşılaşıp nefesimizi tutarak Taksim Meydanı’na çıkarız. Resneli Niyazi Bey’in hürriyet geyiğinin ardından “Her yer Taksim, her yer direniş” diyerek bir selam veririz Gezi Parkı direnişçilerine. Topçu Kışlası’nın avlusunda gezerken, Taksim Cumhuriyet Anıtı’nda Atatürk’ü, İnönü’yü, Frunze’yi, Voroşilov’u görürüz arkalarında Cumhuriyet devrimini gerçekleştiren kahraman askerlerimiz ve halkımızla birlikte. Bir Japon kartvizitinde okurken Zübeyde ismini, her gün ilk ezanın da Japonya’da Atatürk’ün yaptırdığı camide okunduğunu öğreniriz.

 

Ve kitabın arka kapağını kapatırken, ağaçları korumak için kurulan ilk direnişçi örgütün adını hatırlamaya çalışırız:

 

“TFBHKADİAÇAC”

 

İpucu mu istiyorsunuz? Cevabı “Geyikli Park”ta gizli…

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.