Serkan Azeri: Zamansız Kavgaların İzinde Bir Ressam… (Murat Havan)

Share Button

KAMUFLAJ-BALYOZ

Yaşadığımız coğrafyada, özellikle bu coğrafyanın kırsal kesimlerinde ve büyük şehirlerin gecekondu mahallerinde, “Horoz dövüşlerine”, eğlenmeyi ve aynı zamanda kısa yoldan para kazanmayı isteyen insanlarımız, uzun yıllardan beri ilgi göstermişlerdir.

Horoz dövüşlerindeki bu karşılıklı mücadele sonrasında, küçük arena içerisinde, ayakta kalanın kendisine prestij, sahibine ve onu destekleyenlere para kazandırdığı, izleyenlerin hem heyecanlanıp hem de eğlendiği, zaman geçirdiği bu manzara, tarih içersindeki pek çok çatışmanın sembolik bir modeli olmaktadır.

Tarih içersinde her birey var olma savaşı verir… Statüler arttıkça bu çatışmaların boyutları da farklılaşır. İmparatorların kavgaları; savaşlar, egemen oldukları topraklardaki halkların da geleceğini etkiler. Roma İmparatorluğunda Gladyatör dövüşleri önemliydi. Halkın ve imparatorun katılımıyla, devasa Collosseum’da görsel bir şölene dönüşmekteydi, bu karşılaşmalar… İmparatorluğun çöküş sürecine girmesiyle birlikte, bir devlet politikası olarak Gladyatör dövüşlerinin sayısı arttırıldı. Amaç halkı oyalayıp çıkabilecek isyanlara engel olmaktı.

Günümüzde de kültür seviyesi yeterli olmayan, ülkesi ve geleceği için düşünmeyen ve sorgulama bilinci edinemeyen insanların, bilinçlenmemesi amaçlanmakta ve saçmalıklarla dolu televizyon programlarını bir oyalama aracı olarak onların karşısına çıkaranların da niyetleri, Gladyatör dövüşleriyle yapılmak istenenden farklı olmamaktadır. İmparatorların atışmalarının yerini politik liderler almadı mı sizce de? Değişik seviyelerde sayıca daha çok örnekler verebiliriz: Medeniyetlerin ve inançların savaşı vb.

Murat Havan’ın sanat serüveni, yaklaşık on yıl önce gerçek üstü kompozisyonlarla başladı. Rene Magritte’in nesneler arasında kurduğu metafizik ilişkilerden etkilenen sanatçı, kendi kurgusu ile ilk dönem resimlerinde, Magritte’in imgelerini dönüştürerek düşünsel olarak tasarladığı farklı mekânlarda bu imgelere yer verdi.

Daha sonraki süreçlerinde hayatı sorgulayan ve topluma duyarlı anlayışı ön plana çıktı. “Toplumsal Gerçekçi” ve “İt Dalaşı” serilerinde günümüz dünyasının egemen güçlerini konu aldığı, ilk resimlerini üretmeye başladı.

Murat Havan, sadece iki boyutlu tuval yüzeyiyle ve baskıyla yetinmez… Kurgulamalarını üç boyutlu plastik üzerinde yoğunlaştırarak dinamik, fantastik bir biçimde ele aldığı, seramik ve heykel çalışmalarında da gerçekleştirir. Son dönemde üzerine yoğunlaştığı “Horoz Dövüşleri” konusunu da üçüncü boyuta taşır.

4C TEKEL

Havan’ın resim ve baskı çalışmalarının şekillenmesinde, “Horoz Dövüşleri” aracılığıyla sembolik olarak verilen bu zamansız, karşılıklı mücadeleler, sanatçıyı besleyen bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. Murat, “Horoz Dövüşleri” serisini oluştururken, dövüşleri izleyen halk içinden dışarı çıkıyor ve konuyu kendi düşünsel süzgecinden geçiriyor. Ele aldığı bu konuyu yapıtları aracılığı ile izleyici karşısına çıkartıp, ‘gerçekler’ üzerine düşünmemiz için bize ipuçları veriyor.

Serinin ilk işlerinde Murat Havan, karşı karşıya gelmiş iki gerçekçi figürlü anlatım yolunu seçerken, serinin gelişim sürecinde figürlerini gitgide soyutlayarak, tamamen stilize ve dinamik biçimlere yönelmiştir.

Yağlı boya çalışmalarından özgün baskı işlerine kadar, çok yönlü bir çalışma disiplinini benimseyen ve bu konuda kararlı bir şekilde uygulama çabası içersinde olan sanatçının, özellikle linolyum baskılarında titiz işçiliğiyle ve renkçi uygulamasıyla, iki boyutlu baskı kağıdı üzerinde bir rölyef tadı almaktayız.

Araştıran ve sürekli sorgulayan bir sanatçı olarak Murat Havan, dünyanın ve yaşadığı çevrenin siyasî sorunlarına, hem düşünsel bağlamda hem de ürettiği yapıtlarıyla duyarlıca yaklaşıyor.

ergenekon-1

Murat Havan’ın “Horoz Dövüşü” serisi, umarız izleyenleri senaryolar ve çatışmalar üzerine düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren, bununla birlikte tüm bu olaylar karşısında, kendi rolümüzü fark etmemiz konusunda, görsel ideolojileri aracılığıyla, dönüştürücü örnekler olurlar.

Unutmayalım ki başrolü oynayan dövüşçüleri de bizler yarattık!

* Bu metin 2009 yılında Bosphorus Sanat Gazetesinde yayınlanmıştır.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.