“Outsider Art” ya da “Art Brut” terimi 2. Dünya Savaşı’ndan sonra kullanılmaya başlanmıştır. Türkçeye “toplumdışı” olarak giren bu kavram, genel olarak sanat kültürü olmayan kişilerin yapıtlarını tanımlamak için kullanılır. Yapıtların kişilerin kendi benliklerinden kaynaklanması ve geçmiş ya da güncel hiçbir akımla benzerlik göstermemesiyle, bir bakıma kültürel sanatın karşıtıdır. Çoğunlukla toplumun dışına
Author: Nilgün Yüksel
Nilgün Yüksel: Fluxus
(In the traditon of Duchamp’s readymade art)
1950’de ABD, Avrupa ve Japonya’daki bazı sanatçılar çalışmalarında modern sanatsal pratiklerin yeniden yapılanmasına katkıda bulunan sorular sormaya başlamışlardır: Özel yetenekler herhangi bir sanatçıyı diğer insanlardan farklı kılar mı? Sanat çalışmaları doğuştan gelen bir değer midir? Sanat çalışması olması için sanatçının bir şey yapması gerekir mi? Sanat çalışması obje içermeli midir?
Nilgün Yüksel: Resim Yapıyor (Ali Atmaca)
Hümanist, aykırı, edebiyatsever, sinemasever, kahve, balık, şarapsever, uzun, RESSAM…
Ali Atmaca, Çukurova’da Fırat’ın gürültülerle akan suyundan balık tutup gündüz vakti gökyüzündeki yıldızları izlerken nehirde çamaşır yıkayan kadınların renkli fistanlarla süslü kalçalarının gerçekte birer çiçek tepesi olmadıklarını fark etmenin şaşkınlığıyla doğruldu. Kadınların Kadirli’ye doğru giderek gözden yitmelerini bekleyip portakal ağaçlarına
Nilgün Yüksel: Zizek Üzerinden Bir Okuma Denemesi 3
Öteki/Arka Pencere: Gözetleme Kulesinde Kim Var?
“Yemek harika Çin porselenleriyle servis edilirken, tren bir yan hatta bir kez daha durdu. Hemen yanlarında bir hastane treni bekliyordu ve yaralı askerler, gözlerini dikmiş, ranzalarından Hitler’in konuşmaya daldığı yemek odasının göz kamaştırıcı ışığına bakıyorlardı. Hitler birden bire başını kaldırdığında, ona bakıp duran huşu içindeki yüzleri gördü. Büyük bir öfkeye kapılıp perdeleri kapattırdı
Nilgün Yüksel: Zizek Üzerinden Bir Okuma Denemesi 2
Nesnesine Yaklaşan Arzunun Yitimi: Endişe
Zizek, Lacancı endişe anlayışını iki cümleyle açıklar: “Endişe, arzunun nesne nedeni eksik olduğunda ortaya çıkmaz; endişeyi doğuran şey, nesnenin eksikliği değil, nesneye fazla yaklaşmamız ve böylece eksiğin kendisini kaybetmemiz tehlikesidir. Endişe arzunun ortadan kalkmasıyla oluşur.”(1)
Zizek, adını Shakespeare’in II. Richard oyununda geçen “yamuk bakmak” repliğinden ödünç aldığı kitabında hiçlik kavramını
Nilgün Yüksel: Evim Güzel Evim
“Faşizm, atılan ilk bombalarla başlamaz, her gazetede üzerinde bir şeyler yazılabilecek olan terörle de başlamaz. Faşizm, insanlar arasındaki ilişkilerde başlar, iki insan arasındaki ilişkide!”
Bachmann, “Malina” adlı romanı üzerine konuşurken tek bir cümleyle bizim muhteşem(!) uygarlık tarihimizi özetleyiverir.
Çünkü içten gelen “andaki” o ilk bakış, dokunuş binlerce yılın öğretileriyle önce puslanır. Sonra zehirlenir. Bakış tedirginliğe, dokunuş






