Sanatsal eğitimine 1961 – 1966 yılları arasında Güzel Sanatlar Akademisi Resim Bölümü Bedri Rahmi Eyüboğlu ve Sabri Berkel atölyelerinde başlayan Utku Varlık daha sonra oyma baskı (gravür) ve taş baskı (litografi) atölyelerinde devam etmiştir. 1970 yılında Paris´e gitmiş, 1971 – 1974 yılları arasında Güzel Sanatlar Ulusal Yüksekokulu´nda George Dayez ile, 1973 – 1975 yılları arasında da Cachan Atölyesi´nde taşbaskı çalışmıştır. Sanat çalışmalarına halen Paris´te devam etmektedir. İlk önceleri dışavurumcu anlatımla figürlerini biçimlendiren Utku Varlık, 1960 ve 1970´lerde dönemin politik yaşamından etkilenerek yaptığı resimlerinde de bu anlatım biçimini kullanmıştır. Sanatçı özellikle 1975´ten sonra dışavurumcu anlatımdan uzaklaşmış ve düşsel bir anlatım biçimine yönelmiştir. Sanatçı için figür, sürekli ve asal olan doğanın yaşayan öğelerinden biridir ve yansımasını doğada bulur.

Utku Varlık: Oxymore / Ziggurad

Share Button

Roby Zober sonuçta kendinle hesaplaştı;  -bellekle huzura varmak, yaşanmış güzel şeyleri tekrar çizmek kafasında, bu her zaman başvurulacak bir çıkış yolu değildir, yoksa “angut” olur insan; sen hep geçmişle yaşıyorsun, eğer yaşadığın şu an’ı değerlendiremiyorsan, niye bu yola çıktın?
– Ama bir otoyol var; duyusal bir ilintinin sizi, belleğin en ıssız kıyılarına götürüp getiren diye yanıtladım.
Roby -Tekrar söylüyorum;

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Utku Varlık: Günlükler / Expo. Carambolages

Share Button

Paris’te Grand Palais’de gördüğüm bu sergi; sanata yolculuk süresinde, yaratışın kaynaklarına, onu sınırlandırmadan, onun ilişiminin duygu alanlarına giderek insanın görünmeyen yüzünün bir anatomisi, bir iç diyalog yani sanatı yapan “içgüdü”.

Bugün sanat, genellikle “paraya dönük” bir yatırım piyasasına, anlamsız, bozuntu tekrarlara dönüşmüşse, zaman “medyatik” şamataya soyunmuş, hava alınıp hava satılıyorsa,

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Utku Varlık: Oxymore / Ostande

Share Button

Zober anımsadı; göz alabildiğine uzanan bu kumsalda yürüdüğünde, daha önce Ostand’ın adını nasıl duymuştu? Paris’e Bienal’e yetişmek için çıktığı otostop, ona, olmadık “simgesel” mekânları, görsel sentezleri, açlığı, yorgunluğu öğretirken, kendiliğinden onu ufuk çizgisinin ötesine doğru götürüyordu. Rastgele, şansına; onu arabasına alanların dümen suyunda kuzey Avrupa’da yol alıyordu ve bu coğrafya ona yabancı

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Utku Varlık: Oxymore / Günlükler

Share Button

Yaşadığımız bu çağ, beni gün geçtikçe daha da şaşırtmaya başladı; düşlerim ve sanrılarım yaptığım resimden daha öte yankılar yaparak bana geri dönmeye başladı: bir imaj, bir yazı, şiir, kurgu, sinema vs. Her bana dokunanı;  yorumlamak, kısa da olsa paylaşmak, belki silkinmek, bu insanın gizeminden bilinmezliğinden. Tekrar ediyorum: “evren beynimizin bir sanrı bahçesidir.”
Harry Gruyaert’e yazmakta olduğum “Ostant” anı-

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Utku Varlık: Oxymore / Katedral

Share Button


Karanlık ormanlardan, yalnız hışırtılarını duyduğum, göz alabildiğine uzanan buğday tarlalarının yol kesimine çıktığımda, üstüme yağan çiğ, geceyi daha da dayanılmaz hâle getirdi. Beni yol kavşağında bırakan kamyon şoförü; birkaç kilometre yürürsem, Köln’nün ışıklarını göreceğimi, söylemişti ama Almanca’dan çok elleriyle konuşmuştu, ne kadar anlamışsam! Birden uzakta beliren bir ışık süzmesi bana bir umut vermeden

DEVAMINI OKUYUN
Share Button

Sanatçı Konuşması: Utku Varlık: Hiç Gidilmemiş Denizler, Söylenmemiş Sözler, Bozlu Art Project, (07 Mayıs 2016, Cumartesi 14:00)

Share Button

Sanatçı Konuşması: Utku Varlık, Hiç Gidilmemiş Denizler Söylenmemiş Sözler, Bozlu Art Project, (07 Mayıs 2016, Cumartesi  14:00)

DEVAMINI OKUYUN
Share Button