Serkan Azeri: Erdinç Babat Perspektifinden Bugünün İnsan Modelleri

Share Button

erdinc-babat-muskulpesent-sergisi_27122011105131

Yaşadığımız çağ, hayat standartlarının teknoloji ekseninde günbegün gelişip yenilendiği bir süreç olmasına karşın, bu gelişim ve değişim sürecinin sanatsal yaratım boyutunda okunabilmesi sanatçının bilinçli bir hayat izleyicisi olması ve sorgulama yetisi ile doğrudan ilişkilidir.

 

Erdinç Babat, genç ressamlar içerisinde yaşadığı çağın sorunlarına yabancı kalmayan bir örnek olarak, resim çalışmalarına başladığı yıllardan bugüne kadar kararlılıkla insan konusunu inceliyor. Yaşam ve insan üzerine yapmış olduğu gözlem ve araştırmaları, onun resimlerinde iç dinamizmi aracılığıyla bu edimlerini sürekli yenilenerek imgeye dönüştürecek hayal gücü yeteneğinin temel dayanağı oluyor.

 

Bilinçli bir hayat izleyicisi olan Erdinç Babat’ın resimlerinin çoğunda başat öğe olarak insanı görmekteyiz. İnsana ve hayat gözlemine karşı duyarlılığı onun resimlerinin şekillenişinde göz ardı edilmeyecek bir çıkış noktası olduğu gibi, insan gerçeğini güçlü kurgusuyla dinamik bir boyutta ele aldığı resimleri karşısında izleyiciyi yönlendirmek istediği ana soruları da ortaya koyuyor. Günümüz dünyasında teknolojinin gelişimi ve makineleşme ile birlikte insan ve insani değerlere verilen önem nerededir? Bu soru doğal olarak bugünün dünyası içerisinde gün geçtikçe doğal yaşamdan kopan ve önceden çizgileri belirlenmiş ve bize bir model gibi sunulan sanal yaşantılar içerisinde “insan nerede olmalı” sorusunu da beraberinde getirmektedir.

 

Babat’ın resimlerinde lirik bir tat ile soyutlayıcı anlatım biçimi bütünleşmiştir. Erken dönem çalışmalarında bağlı kaldığı geometrik soyut dili bir kenara itmemiş, ilerleyen zamanlarda gözlemleriyle birlikte, zihinsel kurgusuyla varmış olduğu figür soyutlamalarında da benzer anlayışla arka planları biçimlendirmeye başlayıp yeni resimlerinin bünyesine katmıştır. Derinliği çok fazla önemsemeden çoğunlukla çizgilerle belirleyip canlı renkleri uyguladığı arka planlar üzerine tuvalde anıtsal boyutta kıvrak çizgilerle şekillenen tek veya ikili gruplar hâlinde konumlandırdığı belli bir hareket halinde oldukları görülen figürleri, gerek günlük hayattan gerekse de düşsel olarak kurgulanmış bir zamandan çekip çıkarılmış, sanki bir hareket içerisindeyken bir anda durağanlaşmış gibi bir izlenim uyandırmaktadır. Benimsemiş olduğu soyutlayıcı anlatım dili, vermek istediği mesajın içeriği ile bütünleşmektedir. Bazı figürlerindeki amorph yapı ve kendi vücutlarından bağlanmış insan bedenleri, günümüz dünyasının birey üzerinde yarattığı sınırlanmışlık hissi ile birlikte insanın yavaş yavaş kendi iç gerçekliğinden uzaklaşması sorunu üzerine de düşündürür.

 

Erdinç Babat’ın Yeni Resimleri Üzerine

 

Erdinç Babat’ın son dönem resimleri,  popüler kültürün yaratmış olduğu yapaylığın yansımalarının ve dayatılan yaşam modellerinin yol açtığı “tatminsizliğin” kadın bedenleri üzerinden okunabildiği, günümüz dünyasına yönelik eleştirel bir bakışla değerlendirilmesi gereken örnekler olarak karşımıza çıkıyor.

 

Daha önceki dönemlerde ürettiği resimlerinde uygulamış olduğu geniş alanları kaplayan saf renkler ve büyük boyutlu figür soyutlamaları ile kıyaslandığında, yeni resimlerinde Erdinç Babat’ın, vurgulamak istediği kavramlarla uyumlu bir biçimde, renk anlamında sadeleşmeye giderek, geçmiş yıllardaki çeşitli resimlerinde yer verdiği saf renkleri, daha küçük planlarda uyguladığı görülüyor. Yapaylığın getirdiği “soğukluk”, gri tonlarla boyayıp resimlerinde öne çıkardığı kadın bedenlerinin yarattığı görsel etkinin yanı sıra, bedenlerin yüzlerinde biçimlenen “rahatsız edici” ifadeler aracılığıyla da öne çıkan bir kavram olarak dikkatimizi çekiyor.

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.