Ustanı Bul Şahmaran, Metropoldoctors+Levent

Share Button

1598737_756782554350340_1949079059_o

SERGİ : ‘USTANI BUL ŞAHMARAN ’
ALİCAN MEYDAN – FİLİZ SÜNNETÇİOĞLU-KAZIM ŞAHBUDAK
GÖKHAN TANACI – TACETTİN TOPARLI – KENAN ÖZER

28 OCAK – 21 MART 2014
Açılış: 28 OCAK CUMARTESİ SAAT:18.00

Alican Meydan-Filiz Sünnetçioğlu-Gökhan Tanacı-Tacettin Toparlı-Kenan Özer’in
‘USTANI BUL ŞAHMARAN ’ başlıklı resim-fotoğraf-müzik-video art-belgesel film sergisi
Şeli Art Project işbirliğiyle METROPOLDOCTORS/LEVENT’te.

Gündelik yaşam alanlarında sanatsal çözümler öneren proje kapsamında
açılan sergiler ‘Her yerde sanat’ sloganıyla etkinliklerine devam ediyor.
Sanatçılar, Şahmaran’ı ve bugünkü eserlerini şöyle anlatıyor:

ŞAHMARAN çünkü…
ALİCAN MEYDAN
Şahmaran; çok uzun zaman önce Tarsus’ta yerin yedi kat altında yaşayan, yılanların şahı. Arkadaşlarının oyununa gelip bir kuyuda sıkışıp karanlıklar içinde kendisine bir çıkış yolu ararken yılanlar ülkesini keşfetmesiyle yerin yedi kat altında yedi yıl boyuca Camsab’ı eğiten ve onu Lokman hekim yapan, açgözlülük sonucu insanlar tarafından parçalara ayrılan bir gizem.

GÖKHAN TANACI
SAKLI BENLİKTEN SESLER
“SERGİ İÇİN MÜZİK”
Kendi düşsel kuyularında kendi uyanışının müziğini yapıyor Şahmaran. Ve her bir ses yayılıyor zamana. Parçalara bölünüyor her bir nota, kuyunun içi ve dışı oluyor aynı anda, uzağı ve yakını oluyor, yükselişi ve inişi oluyor bir varlığın, doğumu ve ölümü oluyor. Karşı karşıya geliyor seslerin birbirine karşıt varlıkları ve bir bütünü tamamlıyor, genişliyor, çoğalıyor, tekrar tekrar duyuruyor kendini ve her tekrarda derinleşiyor kuyu, ses derinleşiyor. Her ses başka bir sese dönüşüyor; düş gerçeğe dönüyor içinde, korku arzuya, ölüm yaşama ve son başlangıca dönüşüyor. Ama her ses kendine dönüşüyor sonunda. Çünkü bir çemberdir bu müzik; kendi sonsuz döngüsünde kendini tamamlayıp duruyor.

FİLİZ SÜNNETÇİOĞLU
“İlk suya ağumu salarım, ikinci suya özümü”
Yeryüzünün dört bir bucağındaki insanların umursamazlığına ve hızla değişen tarihe karşı; bir yakarı, bir çığlık, geçmiş gelecek köprüsünde ihanetlere maruz kalan ; kalsa da bu hislerden sıyrılan bir içgüdü öyküsü….
kimi zaman nazar,
kimi zaman koruyucu ve gözeten şahının suretini görüp kaçan yılanlar için,
kimi zaman taşıyıcı söz, kuşaktan kuşağa saygıyla aktarılan,
kimi zaman kutsal kitapları yücelten bir ibret öyküsü, dinsel işlevler yüklenen…
Kısacası; özlemlere, umutlara, korkulara, ihtiyaçlara göre tasarlanmış bir “nine bana bir masal anlatırmısın? serüveni…

KAZIM ŞAHBUDAK
Bir çok efsanede olduğu gibi Şahmeran efsanesinde de doğa üstü varlıklara yer verilmekte ve iyilikle kötülük ,sadakatle ihanet gibi pek çok olguya vurgu yapılmaktadir. Binlerce yıldır süren bu mücadele günümüzde ve gelecekte de sürecektir. Şahmeran efsanesinde beni etkileyen en önemli olgu aşk ve sadakat olmuştur. Şahmeranın yaşadığı kötü son , aşık olduğu insanoğlu tarafından hazırlanmış olsa da o; tüm bu kötülüğe rağmen sevdiği , aşık olduğu insanoğlu Cemşab’a iyilik yapmıştır. Sadakat günümüzde de aranır olan önemli bir insani yandır.

Çocukluğumdan yetişkinliğime taşıdığım görsel ve bilişsel hafızamda yer alan cam altı şahmeran çalışmaları beni hep etkilemiştir. Şu ana kadar fotoğrafik süreçleri ve teknolojisini kullanarak gerçekleştirdiğim çalışmalarımın, resimsel bir dil ve teknik ile buluşmasının ilk örneklerini oluşturmaktadır şahmeran portreleri. Bu seride yer alan fotoğrafik görüntü , salt kendi varlığı ile günümüze bir göndermedir. Ayni zamanda düş olan ile gerçek olanın bir arada olmasıdır.

TACETTİN TOPARLI
Aklın son demiyle içtiğim nefes kaçaktı. Ne hikaye kalmış nede masallara tahammül.
Bırakın masallar masal kalmasın, dibi tutmuş ama tadı bozulmamış ama mukaddime olan şekilsiz katıksız saf bir yürek.
ŞAHMARAN, YÜREĞİNİ VE ELLERİNİ KULLANARAK ZAMANI GERİ DÖNDÜR.

KENAN ÖZER
YARISI İNSAN YARISI YILAN
Başlangıç ve Sonun, Doğum ile Ölümün, İyi ile Kötünün, İnsan ile Yılanın birbiri içinde kaybolduğu binlerce yıllık bir efsane…
Şahmaran efsanesi, Anadolu’da, Ceyhan’da evlerde ninelerin, dedelerin ağzından süzülür, karışır Çukurova’nın bereketli topraklarına. Cebelinur Dağı’nın eteklerindeki Balkuyusu’nda, Yılankale’de ve Misis Köprüsü’nde efsane gerçeğe, gerçek efsaneye dönüşür…

METROPOLDOCTORS/LEVENT
Levent çarşı,Lilyum sokak
No:6,1.Levent-İSTANBUL

İletişim için:
Şeli Art Project Organisation
05422375241
www.selisanat.com
selibenhabib@gmail.com

Share Button

Hakkında KolajART

KolajART, çağdaş sanatın güncel üretimlerini, eleştirel düşünceyi ve sanat yazarlığını bir araya getiren bağımsız bir uluslararası çevrim içi sanat platformudur. Dergi, 2013 yılının Kasım ayında DekolajART adıyla kurulmuş, ancak bir takım yaşanan sorunlar nedeniyle 2014 yılının Ocak ayından itibaren KolajART adıyla yayın hayatını sürdürmeye başlamıştır. Türkiye'nin ilk plastik sanatlar odaklı çevrim içi dergilerinden biri olan KolajART, dijital ortamda sanat yazarlığı ve eleştirisinin gelişimine katkı sunan öncü yayınlardan biridir. Kuruluşundan bu yana yalnızca yerel bir sanat ortamının sesi olmakla yetinmeyip, sınırları aşan bir bakış açısıyla hareket eden dergi, farklı coğrafyalardan sanatçıların, küratörlerin ve düşünürlerin katkılarına açık bir yayın politikası benimsemiştir. Bu yönüyle KolajART, Türkiye merkezli olmakla birlikte, içerik ve ilgi alanı bakımından ulusal sınırların ötesine uzanan, çok dilli ve çok kültürlü bir okur-yazar kitlesine hitap eden bir mecra hâline gelmiştir. Bağımsız ve kâr amacı gütmeyen bir web yayını olarak KolajART; sergi değerlendirmeleri, sanatçı söyleşileri, kuramsal incelemeler ve sanat tarihi perspektifinden yorumlarla Türkiye'de ve dünyada çağdaş sanat ortamına eleştirel ve düşünsel bir katkı sunmayı amaçlar. Dergi, yalnızca İstanbul, Ankara ya da İzmir gibi Türkiye'nin sanat merkezlerinde gerçekleşen etkinlikleri değil; Berlin, Paris, Vietnam, New York ve Palermo gibi uluslararası sanat sahnesinin nabzının attığı şehirlerdeki bienaller, sergiler ve sanat fuarlarını da takip ederek, okurlarına küresel çapta bir sanat gündemi sunmaktadır. Farklı kuşaklardan sanatçıları, araştırmacıları ve sanat yazarlarını —yerli ve yabancı fark etmeksizin— ortak bir tartışma zemininde buluşturan dergi, güncel sanatın eleştirel hafızasını oluşturmaya yönelik süreklilik taşıyan önemli bir dijital arşiv ve paylaşım alanı niteliği taşır. Bu bağlamda KolajART, yalnızca bir yayın organı olmanın ötesinde, Türkiye ile dünya sanat çevreleri arasında bir köprü işlevi gören, disiplinlerarası ve sınır ötesi bir düşünce platformu olarak konumlanmaktadır.

Yorumlar kapatıldı.